Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1409 E. 2026/2893 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1409
- Karar No
- 2026/2893
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/273 E., 2024/343 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak, davalı ... İdaresi vekili tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, ve duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu Kocaeli il ... ilçesi ... köyü yöresinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) hükümleri esas alınmak üzere 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu çalışması bulunmakta olup, 07.08.2002 tarihinde kesinleşen, 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan kadastro çalışmaları sırasında, Kocaeli ili ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan 1 27... parsel sayılı taşınmazın, dava dışı 1 27... parsel ile birlikte 1937 tarihli ve 316-322 sayılı vergi kayıtları kapsamında kaldığı, kayıt sahibinin 1964 yılında taşınmazı bir bütün olarak oğlu davacıya sattığı, her iki taşınmazın fındık ağacı ile kaplı olduğu ancak dava konusu 12 parsel sayılı taşınmazın orman tahdidi içinde kaldığından bahisle fındıklık vasfıyla davalı ... adına, tahdit dışında kalan dava dışı 11 parselin ise davacı adına; 1 27... ve 19 parsellere ilişkin tapu ve vergi kaydının bulunmadığı, zeminin kavaklık olduğu ancak orman tahdidi içine kaldığı gerekçesiyle kavaklık vasfıyla Hazine adına; dava konusu 1 31... parsel sayılı taşınmazın dava dışı 1 29... parsel sayılı taşınmazla birlikte 1937 tarihli ve 294-295 sayılı vergi kayıtları kapsamında kaldığı, kayıt sahibinin 1964 yılında taşınmazı bir bütün olarak oğlu davacıya sattığı ancak 1 31... parsel sayılı taşınmazın orman tahdidi içinde kaldığından bahisle kavaklık vasfıyla Hazine adına, tahdit dışında kalan dava dışı 1 29... parselin davacı adına 19.10.1998 tarihinde tespit edildiği, itiraz edilmeksizin de 08.08.2002 tarihinde de kesinleşerek tapuda tescil edildiği anlaşılmıştır. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Kocaeli ili ... ilçesi ... köyü Camicivarı mevkiinde bulunan 1 27... , 18... parseller ile aynı yer 1 31... parselin maliki ve zilyedi olduğu halde 07.08.2002 tarihinde yapılan kadastro tespitinde bu taşınmazların Hazine adına tespit gördüğünü ve tapuya tescil edildiklerini, bu taşınmazların çevresinde bulunan aynı yer 1 27... , 13, 20... , 1 29... ve 1 31... parsel sayılı taşınmazların müvekkili adına tespit edildiğini ve tapuya tescil edildiğini, davaya konu edilen taşınmazlarında müvekkili adına tespit gören taşınmazların tam ortasında kalmakta olduğunu, müvekkili ve ailesi tarafından 100 yıldan fazla bir zamandır ziraat yapıldığını, kavak ve fındık ağaçları dikildiğini ileri sürerek, 1 27... , 18... parseller ile aynı yer 1 31... parselin davalı ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu edilen yerlerin zamanaşımı ile iktisaplarının mümkün olmadığını, zira zamanaşımı ile iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.12.2014 tarihli ve 2012/443 Esas, 2014/969 Karar sayılı kararı ile "mahallinde yapılan keşfe, dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına, komşu 1 27... , 13, 20... parseller, 1 29... parsel, 1 31... parsel sayılı taşınmazların tescillerine esas alınan kadastro tutanaklarına ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazların öncesinin orman olmadığı, en eski tarihli (1958) memleket haritasında açık alanda kaldıkları, imar ve ihya yolu ile tarım arazisi olarak özel mülkiyete konu edilebilecek ve zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden oldukları, Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılabilecek yerlerden olmadıkları, zilyetliklerinin çok eskiye dayandığı, imar ve ihya edilmek suretiyle tarım arazisi olarak kullanılmaya başlanıldıkları, dava tarihi itibariyle davacının zilyetliğinin eklenen önceki zilyetliklerle birlikte 20 yılı fazlasıyla aştığı, zilyetliklerin aralıksız, nizasız ve malik sıfatıyla olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacı lehine gerçekleştiği, Hazine adına yapılan kadastro tespiti ve tescilin iptalinin gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu edilen Kocaeli ili ... ilçesi ... köyü 1 27... , 18... ile 1 31... parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına kayıt ve tescillerine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2014 tarihli ve 2012/443 Esas, 2014/969 Karar sayılı kararına karşı, davalı ... vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 10.05.2022 tarihli ve 2021/12224 Esas, 2022/4376 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas raporları denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayıp, dava konusu taşınmazlar tahdit içinde kaldığı kabul edilerek davalı ... adına tescil edildiği halde hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda taşınmazların orman tahdidine göre durumunun kesin olarak belirlenmediği, dosya içinde iki ayrı tahdit haritası mevcut olduğu, 6 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılan ve 12.04.1988 tarihinde ilan edilen, kesinleşip kesinleşmediği dosya kapsamına göre tespit edilemeyen tahdit haritasına göre dava konusu taşınmazların tamamı tahdit dışında görünmekte iken, 115 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılan çalışmalar sonucunda düzenlenen tahdit haritasına göre ise dava konusu taşınmazlar kısmen tahdit içinde olduğu, bilirkişi raporunda dosyada mevcut tahdit haritaları arasındaki çelişkinin giderilmediği, yine raporda taşınmazlar hakkında hava fotoğrafı incelemesinin yapılmadığı ve bazı taşınmazların eğiminin bildirilmediği, hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporu da yetersiz ve denetime elverişli olmadığı, raporun taşınmazların eğimi, toprağının niteliği, üzerinde bulunan ağaçların sayısı, yaşı, cinsi ve araziye dağılımı gibi hususlarda bilgi içermediği, bu gerekçelerle önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılması gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "üç kişilik orman mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetinin tanzim ettiği raporda dava konusu taşınmazların sahip oldukları eğim nedeniyle (1 27... parsel %27, 19 parsel % 46... , 18 parsel %24, 1 31... parsel %48) toprak muhafaza karakteri taşıdıkları, taşınmazların tamamı kayın, gürgen, meşe türü yapraklı orman örtüsü (kesilen ağaç köklerinin yeniden sürgün vermesi ile oluşmuş) ile kaplı bulundukları, orman ağaçlarının taç alanı siperi altında ve bir kısım patika yol kenarında bakımsız fındık bitkisine rastlandığı, taşınmazlar üzerinde tarımsal faaliyet ve muhdesat bulunmadığı, uzun süreden beri terk edildiklerinden boylu orman ağaçları ile orman refakat florasından oluşan orman ekosisteminin hakim duruma geldiği ve civardaki orman örtüsü ile bütünlük oluşturduğu, 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesine göre davalı taşınmazların orman sayılan yerlerden oldukları şeklinde kanaat bildirildiği, raporun hükme esas alınabilir nitelikte ve Yüksek Yargı denetimine elverişli olduğu, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu, orman sayılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı ve imar ihya yolu ile kazanımlarının mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının davasını ispat edemediği" gerekçesiyle davacı tarafından davalı aleyhine açılan tapu iptali tescil talepli davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin hak sahibi olduğunun ispatlandığını, dava konusu olan kadastro tespiti öncesine ilişkin, taşınmazların toprağının niteliği, üzerinde bulunan ağaçların sayısı, yaşı, cinsi ve araziye dağılımı gibi hususlarda net bir bilgi verilmediğini, taşınmazlarda daha önceden dikilmiş mevcut ve bir kısmı verimsizleştiği için kesilmiş meyve ağaçları ile kökleri, yine müvekkili tarafından dikilmiş fındıklık ve kavaklıklar ile toprak kaymasını önlemek amacıyla ormandan alınarak dikilen orman ağaçlarının bulunduğunu, ayrıca 1 27... , 18... numaralı parsellerdeki ekili-dikili alanın biçimi, parselin hangi cephesinde yoğunlaştığı, hava fotoğrafları ile ekili-dikili alanın örtüşüp örtüşmediğinin araştırılmadığını, bilhassa 1 31... parsel yönünden zeminde orman ağacının olmadığının tanık beyanları ile sabit olduğu halde, zeminde daha önce kalın gövdeli ve yaşı hayli ilerlemiş orman ağaçlarının bulunup bulunmadığının, mevcut ağaçların dikilme suretiyle mi yoksa tabii olarak mı ortaya çıktığının, bu kapsamda müvekkili tarafından dikilen orman ağaçlarının varlığının eksik olarak araştırılmadığını, bilirkişi raporunda her iki kadastro çalışmasına ilişkin bilgilere yer verildiğini, ancak 115 numaralı kadastro komisyonunun detaylı bilgi ve bulgularına yer verilmediğini, aynı alanda iki kere orman kadastro çalışması yapılmış gibi görüldüğünü, hangi çalışmanın askıya çıkarıldığını, kesinleşip kesinleşmediğinin de belirsiz olduğunu, davalı ... İdaresi görevlilerinin 13.06.2014 tarihli inceleme raporunun sonuç bölümünde 1 31... , 1 27... , 18, 19 parsel numaralı taşınmazların orman sınırları dışında kaldığı yönünde görüş verdikleri, rapor ekindeki orman kadastro haritalarında ise taşınmazların orman sınırları dışında kaldığının görüldüğünü ileri sürerek, davanın tüm parseller yönünden kabul edilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından 12.12.2024 tarihli ve 2022/273 Esas, 2024/343 Karar sayılı kararı ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verildiğini, dosyada davalı ... yanında davalı sıfatıyla müvekkili İdarenin de bulunduğu gözetilmeden İdare aleyhine açılan davanın da reddine dair hüküm kurulmadiğini ve İlk Derece Mahkemesi tarafından 2022/373 Esas sayılı dava dosyasında kendisini vekille temsil ettiren müvekkili İdare lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücreti takdirine hükmedilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu 1 27... , 18, 19... ada 1 parsel sayılı taşınmazların kadastro öncesi sebebe dayalı olarak Hazine adına tapu kayıtlarının iptali ve davacı adına tescil isteğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacı ...'dan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.