Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/208 E. 2026/2888 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/208
- Karar No
- 2026/2888
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/2 E., 2024/8 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...köyü çalışma alanında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 03... parsel sayılı 61.450.730,68 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera vasıfıyla orta malı olarak sınırlandırılmıştır. 2. Davacı ...'in Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; 1 03... parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunu, üzerinde ceviz ve meyve ağaçları bulunduğunu ve yoncalık olarak ekip biçtiğini ileri sürerek, taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve 2014/169 Esas, 2015/146 Karar sayılı kararıyla "1 03... parsel sayılı taşınmazın mera olmadığı ve davacı ... lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne ve taşınmazın tamamının davacı adına tesciline karar verilmiş; bilahare, ek karar ile dava konusu taşınmazın 13.07.2015 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 5.821,96 metrekarelik ve (B) harfiyle gösterilen 3.918,08 metrekarelik kısmının davacı adına tesciline şeklinde tavzihine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.03.2020 tarihli ve 2020/604 Esas, 2020/905 Karar sayılı ilamıyla, "davanın açıldığı ve hatta kararın verildiği tarih itibariyle 1 03... parsel sayılı taşınmaz Şemdinli Kadastro Mahkemesi’nin 2012/72 Esas, 2015/10 Karar sayılı dosyasında dava konusu olup, taşınmaz hakkındaki tespit tutanağı kesinleşmemiştir. Tespit kesinleşmeden taşınmazın mera siciline kaydedilmiş olması hukuken sonuç doğurmaz. Kadastro tespit tutanağı kesinleşmemiş olan taşınmazlar hakkındaki davalara bakma görevi Kadastro Mahkemesi’ne ait olup mahkemenin görevli olup olmadığı hususu dava koşularından olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Öte yandan meraların mülkiyeti Hazineye, yararlanma hakkı ilgili Köy Tüzel Kişiliğine ait olduğundan davada Köy Tüzel Kişiliği yanında Hazinenin de taraf olması gerektiği üzerinde de durulmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece taraf teşkilinin sağlanması hususunun görevli mahkemece değerlendirileceği göz önüne alınmak suretiyle dava tarihi itibariyle Kadastro Mahkemesi’nin görevli olduğu göz önünde bulundurularak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu hususlar göz ardı edilmek suretiyle esasa ilişkin karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş olup bozma ilamına uyularak dava hakkında Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Görevsizlik kararından sonra İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Hakkari İl Özel İdaresinin cevabi yazısından taşınmazın tahsisli mera olmadığı, keşif sırasında dinlenen mahali bilirkişiler taşınmazın mera olmadığını, davacı ... ...e ait olduğunu beyan etmeleri ve zirai bilirkişinin raporunda taşınmazın uzun zamandır ekim ve dikimde kullanıldığını beyan etmesi tüm bu hususların mahkeme gözlemiyle uyumlu olması" gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 03... parsel sayılı taşınmazın 61.450.730,68 metrekare olduğu, kadastro bilirkişisinin 07.12.2023 tarihli raporunun ve krokinin (A) harfiyle gösterilen 34.440,40 metrekare alanlı kısmın davalı Köy Tüzel Kişiliği adına yapılan tespitin iptaliyle davacı ... Selim Özer adına yeni ada ve parsel numarasıyla tesciline, davacı adına tesciline karar verilenin dışında kalan kısmının mera olarak tespiti ile özel siciline tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın mera vasfını taşıdığını ve özel mülkiyete konu olamayacağını, orta malı niteliğindeki taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılmasının mümkün olmadığını, kuru-sulu taşınmaz iktisabı miktarının araştırılmadığını, eksik incelemeyle karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince Hakkari İl Özel İdaresinin cevabi yazısından taşınmazın tahsisli mera olmadığı, keşif sırasında dinlenen mahali bilirkişilerin taşınmazın mera olmadığını, davacı ... ...e ait olduğunu beyan etmeleri ve zirai bilirkişinin raporunda taşınmazın uzun zamandır ekim ve dikimde kullanıldığını beyan etmesi tüm bu hususların mahkeme gözlemi ile uyumlu olması gerekçesiyle davanın kabulüne karar ise de; dava konusu taşınmaza ilişkin yerleşik yargıtay içtihatlarına göre usulüne uygun mera araştırması yapılmadığı, davacı adına kayıtlı senetsiz defterindeki taşınmazların tutanakları getirtilerek kuru-sulu taşınmaz araştırması yapılmadığı, taşınmaz üzerindeki ağaçların adet, cins ve yaşlarının belirtilmediği ziraat bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişsiz olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve teknik fen bilirkişisinin katılımıyla dava konusu taşınmaz üzerinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın sınırında mera niteliğiyle sınırlandırılan taşınmazlar da olduğu dikkate alınarak taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazda imar-ihya işlemi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeli; teknik bilirkişiden keşfi takibe elverişli krokili rapor alınmalı; ziraat bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazın imar-ihyaya konu olabilecek yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu mera taşınmazlarıyla nasıl ayrıldığı, aralarında ayırıcı sınır bulunup bulunmadığı ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulundan yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmazda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihiyle üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek taraflar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, taşınmazların sulu ya da kuru arazi niteliğinde mi olduğu belirlenmeli ve bunun sonucunda da 40/100 dönüm kısıtlamalarının aşılıp aşılmadığı değerlendirilmeli, gerekiyorsa seçimlik hakları tanınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.