Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6526 E. 2026/2917 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6526
Karar No
2026/2917
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1997/1 E., 2003/31 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi ve davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ...dava dilekçesinde; davacı ve ortağı olan ... ...adına tapulu olan dava konusu 133 parsel sayılı taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında... köyü tapu sicilinin 11.11.1964 tarihli ve 75 sayfa da kayıtlı hisseli tapusunun hakları olmadığı halde davalılar adına da tespit edildiğini, davalıları kendilerine ortak olarak gösterdikleri, taşınmaza 100 yıldan beri kendisi ve ... dışında kimsenin zilyet olmadığını, tapulama tespitine itiraz ettiğini ancak itirazının Tapulama Bölge Müdürlüğü tarafından reddedildiğini belirterek, dava konusu taşınmazın 1/2 hisse olarak adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...nun davasının sübut bulmadığından reddine, davacı ... (...) mirasçılarının davasının kabulüne, dava konusu 133 parselin kadastro tespit tutanağının iptali ile 6.433,00 m² yüzölçümü ve tarla vasfı ile tamamı 160 pay kabul edilerek ... mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince davacı adına tespit edilen parseller hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde aranan iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının gereği gibi araştırılmadığını, davacıların aynı çalışma alanı içerisinde başkaca senetsizden mal edinip, edinmedikleri hususu üzerinde durulmadığını, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'na göre toprak tevzi çalışmaları yapıldığını, tevzi tarafından davacıya dağıtım suretiyle yer verilip verilmediğinin incelenmediğini, ayrıca bu mahallede mevcut tevzi tarafından oluşturulan tapu kayıtları var olduğu halde celp ve inceleme yapılmadığını, davacıya toprak tevzi tarafından arazi verilmiş ise kanunda belirtilen koşullara göre kullanıp kullanmadığının araştırılması ve bu yolda hüküm kurulması gerekeceğini, yapılan incelemenin yeterli olmadığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde toprak tevzi çalışmalarının mevcudiyeti halinde davaların 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu'na göre Toprak Mahkemesi sıfatıyla sonuçlanması gerekeceğini, İlk Derece Mahkemesince dava konusu parselin mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiğini, bu hususun 3402 Kanun'un 16. maddesindeki kamu malları nitelik ve özelliklerine tabi olmadığını, mera vasfında aranan niteliklerin olmadığını, dava konusu taşınmaz hakkında bulunduğu köy muhtarlığının mera iddiasının mevcut olmadığını, parselin mera olarak kullanılma olanağının olmadığını, mera olarak sınırlandırılması durumunda Hazinenin kullanım, tasarruf ve mülkiyet hakkının kalmayacağını, taşınmazın mera ile ilişkisinin olmadığını, taşınmazın mera olarak sınırlandırılması yerine Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin delil toplamadan karar verdiğini, kendilerine ait olan tapu kaydı ile yerlerinin belli olduğunu, yargılama sırasında ...'nun payından lehlerine feragat ettiğini, kendilerinin itiraz ettikleri parselin 133 parsel olduğunu, diğer parseller ile ilgilerinin olmadığını, 23.07.1998 tarihli beyanlarını tekrar ettiklerini, Karayolları tarafından parselin kamulaştırıldığını, kamulaştırma bedelinin kesinleştiğini, mahkeme masraflarının bu bedelden çok fazla olduğunu, bu durumun haksızlığa yol açtığını, davanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı ...'nun temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince yukarıdaki şekilde karar verilmiş ise de; dosyanın Tekman Kadastro Mahkemesi 1986/1 Esas sayılı dosyasından tefrik edildiği, tefrik kararı verilmeden önce ... mirasçılarından ...'nin kendi adına asaleten, çocukları adına ise velayeten davasından feragat ettiği, yine ... mirasçılarından olan ...nin de davasından feragat ettiği ve Tekman Kadastro Mahkemesinin 1986/1 Esas ve 1996/10 Karar sayılı dosyasında ... mirasçılarının dava konusu 133 parsele yönelik açmış oldukları davalarının feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır. Belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı Kanun'un 307. maddesinde "feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir" hükmüne yer verilmiştir. Davaya son veren taraf işlemlerinden olan davadan feragat, talep edilen haktan, talep sonucundan vazgeçmektir. Davadan feragat halinde, feragat edilen hak ileride tekrar dava konusu yapılamaz ve yapılır ise mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verilir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince ... mirasçılarının feragat beyanları ve Tekman Kadastro Mahkemesinin 1986/1 Esas ve 1996/10 Karar sayılı dosyasında verilen hüküm dikkate alınmadan karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Yukarıda (IV.B.1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (IV.B.2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacı ...'nun temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6526, K. 2026/2917, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-6526-e-2026-2917-k-7290343b04b7