Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5578 E. 2026/2995 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5578
- Karar No
- 2026/2995
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/9 E., 2023/33 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili, asli müdahiller ... vekili, ... ve ... tarafından ve duruşma talepli olarak asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; duruşma istemi değerden reddine ve kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro çalışmaları sırasında, ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 986 parsel sayılı 173.250 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle...ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 986 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile payı oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Asli müdahiller ... ve ... ayrı ayrı verdikleri müdahale dilekçelerinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu taşınmazın tespitinin iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. 4. Asli müdahil ... ve ... birlikte verdikleri müdahale dilekçelerinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu taşınmazın tespitinin iptali ile bir bölümünün adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazda davacı ve müdahillerin asli zilyetliklerinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2015 tarihli ve 2012/28 Esas, 2015/54 Karar sayılı kararı ile, davacı ve müdahillerin davasının kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 04.06.2015 tarihli ve 2012/28 Esas, 2015/54 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.10.2020 tarihli ve 2020/1940 Esas, 2020/4624 Karar sayılı ilamıyla, "tespit tarihi 1953 olan dava konusu taşınmazda, mahalli bilirkişilerin yaşları itibarıyla tespit öncesini bilebilecek durumda olmamasına rağmen beyanlarına dayanılması, davacıların eklemeli zilyetlik koşullarının araştırılmaması, tapu kaydına dayalı tespite rağmen yöntemince kayıt uygulaması yapılmaması ve komşu parsellerin tutanak ve dayanağı belgelerin getirtilmemesi nedeniyle eksik incelemeyle hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu açıklanarak, yeniden keşif yapılarak tapu kaydının kapsamının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/A maddesi uyarınca belirlenmesi, kaydın taşınmazı kapsamadığının anlaşılması halinde zilyetlik koşullarının ayrıntılı şekilde araştırılması ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuca uygun bir karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "keşif, bilirkişi raporları, hava fotoğrafları ve tanık beyanlarına göre davacı ve asli müdahillerin kadastro öncesi zilyetliğin ispatlanamadığı, kullanımın sonradan başladığı ve 3402 sayılı Kanun’un 14... . maddelerindeki koşulların oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... ile asli müdahiller ... ve ... vekili ile ... ve ... temyiz dilekçelerinde; İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin çelişkili ve hükme dayanak oluşturmaktan uzak olduğunu, hava fotoğraflarının çözünürlüğü ve bölgesel tarım koşulları nedeniyle yeterli delil sayılamayacağını, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının dava konusu taşınmazın davacı murislerince kullanıldığını gösterdiğini ve bozma sonrası keşif beyanlarının eksik ilk keşif nedeniyle çelişkili değerlendirilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın dayanak tapu kaydı kapsamının 3402 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca yöntemince belirlenip belirlenmediği, kaydın taşınmazı kapsamaması halinde davacı ve müdahiller yönünden eklemeli zilyetlik (3402 sayalı Kanun'un 14... . maddeleri) koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil ... ve ... vekilinin tüm, davacı ... vekili, asli müdahiller ... vekili ve ...'nun aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2015 tarihli ve 2012/28 Esas, 2015/54 Karar sayılı önceki hükmü ile dava konusu taşınmazın 17.02.2015 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda (A), (B) ve (E) harfleri ile gösterilen kısımlarının sırasıyla ..., ... ve ... adına tesciline karar verilmiş olup bu hüküm, yalnızca tespit maliki ... mirasçısı davalı ... tarafından temyiz edildiğinden, tespit maliki ...’e ait 2/32 pay dışındaki kısımlar yönünden diğer davalılar aleyhine kesinleşmiştir. Bu durumda, davalılar aleyhine verilen davanın kabulüne ilişkin önceki hükmün, ...’e ait 2/32 pay dışında kesinleştiği ve davacı ile asli müdahiller lehine usuli müktesep hak oluşturduğu gözetilmeksizin davanın tümden reddine karar verilmesi isabetsizdir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın tespitinin iptali ile 17.02.2015 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda (A), (B) ve (E) harfleri ile gösterilen kısımların toplam 32 pay kabul edilmek suretiyle 2 payının ... adına, kalan 30 payın ise sırasıyla ..., ... ve ... adına ayrı ayrı tesciline; geriye kalan ve (F) harfi ile gösterilen kısmın ise 04.06.2015 tarihli karardaki gibi ... ve müşterekleri adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asli müdahiller ... ve ... vekilinin tüm, davacı ... vekili, asli müdahiller ... vekili ve ...' nun sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı ... vekili, asli müdahiller ... vekili ve ...' nun temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz eden asli müdahiller ... ve ...'ndan ayrı ayrı alınmasına, 427,60 TL peşin harcın istek halinde davacı ... ile asli müdahiller ... ve ...'na ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.