Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3611 E. 2026/2759 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3611
Karar No
2026/2759
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/35 E., 2023/121 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 5. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, ....köyü çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı taşınmaz, davalı olduğu belirtilerek yüzölçümü hanesi boş bırakılmak suretiyle orman vasfıyla Hazine adına 19.11.2015 tarihinde tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ...köyünde bulunan, sınırları bildirilen yaklaşık 10.000 m² yüzölçümündeki taşınmazın imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; .... köyünde bulunan, ekte koordinatları belirtilen yaklaşık 7.000 m² yüzölçümündeki taşınmazın, irsen intikal, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili asıl dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; Orman İdaresinin davaya dahil edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazda zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili birleşen dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, dava konusu taşınmazda zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Davacı ... tarafından açılan davanın yapılan yargılaması sonunda Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2014/537 Esas, 2015/396 Karar sayılı kararı ile davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne,.....ilçesi ...köyünde bulunan, 29.02.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen 4.554,01 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Davacı ... tarafından açılan davanın yargılaması sonunda Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.04.2015 tarihli ve 2014/307 Esas, 2015/353 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı, tescil dışı bırakılan yerlerde haksız rant elde etmeye yönelik davalar açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2014/537 Esas, 2015/396 Karar sayılı kararının davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.09.2017 tarihli ve 2015/14846 Esas, 2017/5535 Karar sayılı ilamı ile Orman İdaresinin taşınmazın orman olduğu iddiasıyla açılmış bir davası ve açılmış olan davaya yöntemince katılımı bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince resen davaya dahil edilmesi ve karar başlığında davalı olarak gösterilmesinin kendisine taraf sıfatı kazandırmayacağı, bu nedenle hükmü temyizde hukuki yararı bulunmadığından ... vekilinin temyiz inceleme isteminin reddine, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş, davalı Hazine vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı 26.12.2017 tarihinde kesinleştirilmiştir. Siirt Kadastro Mahkemesince, Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan 05.01.2018 tarihli ve 2018/11 muhabere sayılı müzekkere ile 2014/537 Esas sayılı dava dosyasına konu taşınmazla ilgili kadastro tespit tutanağı düzenlendiği ve tescile ilişkin kesinleşen kararın infazı için Tapu Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda çift tapu oluşacağından tescil işlemi yapılmaması istenmiş, sonrasında dava dosyası kül halinde Siirt Kadastro Mahkemesine gönderilerek, Mahkemenin 2018/35 Esasına kaydedilmiştir. Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.04.2015 tarihli ve 2014/307 Esas, 2015/353 Karar sayılı kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.12.2017 tarihli ve 2016/6337 Esas, 2017/10082 Karar sayılı ilamı ile 1984 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan yer üzerinde zilyetliğe dayalı mülkiyet iddiasıyla dava açıldığından 3402 sayılı Kanun'un 13... . maddeleri koşulları araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, dosya İlk Derece Mahkemesinin 2018/198 Esasına kaydedilmiştir. Yapılan yargılama sırasında taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı üzerine dosya Siirt Kadastro Mahkemesine gönderilmiş ve sonrasında Siirt Kadastro Mahkemesince 2018/35 Esas sayılı dosya ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... tarafından açılan dava dosyası bakımından, Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesince karar verildikten sonra taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle ve Kadastro Mahkemesinin yazısı üzerine dosyanın gönderilmesinin olanaksız olduğu, hükmün 26.12.2017 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazın taraflar arasında kesin hüküm niteliğinde bulunan dava dosyası ile davacı ...'ye ait olduğunun belirlendiğinin anlaşılmasına göre 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/537 Esas sayılı dava dosyasına sunulan 29.01.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen 4.554,01 m² yüzölçümündeki taşınmazın yeni parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline, dava konusu ...köyü 1 02... parsel sayılı taşınmazın 25.03.2016 tarihli komisyon kararında belirtilen miktardan geriye kalan 5.040.876,55 m²lik kısmının aynı ada ve parsel numarası ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline; ... tarafından açılan birleşen dava yönünden yapılan incelemede ise, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun bilirkişi raporlarıyla belirlendiği, orman sayılan yerlerin zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı, özel mülk olarak tescil edilmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacı tarafından talep konusu edilen taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan davacı adına tescilinin doğru olmadığını, kararın gerekçesinin hatalı olduğunu, Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın kesinleşmesinden evvel yapılan kadastro çalışması nedeniyle uyuşmazlığın Kadastro Mahkemesinin görev alanına girdiğini, bu nedenle kesin hüküm bulunduğu kabulünün hatalı olduğunu, kadastro komisyonlarınca orman sayılarak tespit dışı bırakılan yerlerin orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağını, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceğini, ayrıca taşınmaz üzerinde herhangi bir şekilde kullanım olmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, dava konusu taşınmazın eski tarihli belgelere göre orman sayılan yerlerden olduğunu, üzerinde meşe ağaçları ile çalılık bulunduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını, dava konusu taşınmaz başında üç yüksek orman mühendisi ile birlikte keşif yapılması gerektiğini, taşınmazın orman bütünlüğünü bozup bozmadığı, orman içi açıklık olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, zilyetlikle kazanma koşullarının da araştırılmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümlerinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı, davacılar yararına dava konusu taşınmazlar üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kanun'un 27. maddesinde "Mahalli Hukuk Mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu Mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar Mahkemesine resen devrolunur." düzenlemesine yer verilmiştir. Yine aynı Kanun'un 25... . maddeleri çerçevesinde, Kadastro Mahkemesinin görevi, taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlendiği gün başlar ve Mahkeme, taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen işlerle sınırlı olarak taşınmazın mülkiyetine ilişkin uyuşmazlığı çözerek, tapu sicilinin düzgün oluşmasını sağlamakla görevlidir. Dosya kapsamında yapılan incelemede, asıl ve birleşen dava konusu taşınmazların ...köyünde bulunan 1 02... parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde kaldığı belirlenmiş, Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/537 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sırasında dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında kadastro tutanağı düzenlenmiştir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, ... tarafından açılan davada Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2014/537 Esas, 2015/396 Karar sayılı kararının kesinleştiğinden bahisle dosyanın yeniden ele alınamayacağı, dava konusu taşınmazın kesin hüküm niteliğinde bulunan dava dosyası ile davacıya ait olduğu belirtilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın kesinleşme tarihinden önce dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği anlaşılmakla, bu durumda kesinleşme işleminin şeklen geçersiz olduğu ve davanın aktarılan dava dosyası niteliğinde olduğunun kabulü ile yargılamaya devam olunması gerekmektedir. Öte yandan, dava dosyasının temyiz incelemesi için Dairemizde bulunduğu sırada Siirt Kadastro Mahkemesinin 13.06.20 24... .09.2024 tarihli yazıları ile temyiz incelemesine konu 1 02... parsel sayılı taşınmaz hakkında Mahkemenin 2024/6 Esas sayılı dosyası ile derdest dava olduğunun bildirildiği görülmüştür. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, Siirt Kadastro Mahkemesinin 2024/6 Esas sayılı dosyasında dava konusu olan taşınmazın 1 02... parsel sınırları içinde kalıp kalmadığının belirlenerek, dosyanın eldeki dosya ile birleştirilmesi düşünülmeli, yine aktarılan dava dosyası ile birleşen davada davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, azil ya da istifa nedeniyle vekillikten çekilme durumunun bulunmaması halinde her iki davacı vekilinin dosyaya vekil sıfatıyla eklenerek, tebligatların vekillere yapılması gerektiği gözetilmeli, eldeki asıl ve birleşen davaların, genel Mahkemeden aktarılan dava niteliğinde olup, bu tür davaların 3402 sayılı Kanun’un 30/2. maddesi uyarınca resen araştırma ilkesine tabi olması nedeniyle, kadastro hakimi, davanın taraflarıyla bağlı olmaksızın gerçek hak sahibini belirlemekle yükümlü olduğundan, toplanan ve bundan sonra toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3611, K. 2026/2759, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3611-e-2026-2759-k-38d734872346