Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5658 E. 2026/2734 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5658
Karar No
2026/2734
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2010/42 E., 2015/33 K.

İlk Derece Mahkemesince verilen karar asli müdahil Hazine vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 24... -48, 1 25... -8, 1 26... -3 parsel sayılı muhtelif yüzölçümüne sahip taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacı ... Tüzel Kişiliği ve ...Köyü Tüzel Kişiliği vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; davalıların 1997 yılında güvenlik nedeniyle ve geçici olarak müvekkilleri olan davacı köy tüzel kişilikleri içerisinde yer alan ve ortak olarak kullandıkları ... Mezrasına yerleştiklerini, Devletin girişimleri ile geçici bir süre için yerleştirilmelerine rağmen aradan geçen uzun zaman davalıların taşınmaz üzerindeki müdahalelerinin halen devam ettiğini, davalıların dava konusu taşınmazlar üzerinde hiçbir haklarının bulunmadığını, kendilerine güvenlik sebebiyle ve geçici olmak üzere Devlet tarafından yerleşim izni verildiğini, davalıların göç etmek zorunda kaldıkları köylerinde de Devlet tarafından güvenliğin sağlandığını ve kendilerine ev yapmaları için her türlü maddi imkan sağlanmasına rağmen haksız müdahalelerinin devam ettiğini, taşınmazların bulunduğu yerlerin davacı köy tüzel kişiliklerinin tapulu köy sınırları içerisinde yer almakta olduğunu, davacı köylerde ikamet eden köylüler tarafından yüzyıllardır tasarruf edildiğini, taşınmazların özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğunu, Devlet tarafından yerleştirilen davalıların müdahalelerinin sona erdirilmesi için davacıların defalarca Devletin çeşitli kurumlarına yazılı olarak başvurduklarını, bu başvurulara ilişkin yapılan inceleme ve araştırmalarda davalıların eski köylerine dönmeleri için güvenlik açısından bir sorun olmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen davalıların anlaşılmaz bir şekilde haksız ve kötü niyetli işgallerine devam ettiklerini, bu durumun davacı köy tüzel kişiliklerini mağdur ettiğini ileri sürerek, davacı köy tüzel kişiliklerinin tapulu ve zilyetliklerinde bulunan ... Mezrasındaki taşınmazlar üzerindeki el atmalarının önlenmesine ve davalıların el attığı yerlerden çıkarılarak, el attıkları taşınmazların davacı köy tüzel kişiliklerine teslimine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ... ve ... 19.11.2011 tarihli müdahale dilekçelerinde; dava konusu taşınmazların malik sıfatıyla zilyetlik nedeni ile adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. 4. Asli müdahil Hazine vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.01.2010 tarihli ve 2008/320 Esas, 2010/11 Karar sayılı kararı ile, taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmesi sebebi ile görevsizlik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla, "... Mahkemece yapılan keşif, alınan mahalli bilirkişi ve tutanak bilirkişi beyanları, tanık beyanları ve teknik bilirkişisi raporları ile Mahkeme gözleminden dava konusu taşınmazların mera vasfı taşımadıkları anlaşılmıştır. Bu yönüyle köy tüzel kişiliği açılan davaların ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Müdahil davacıların terör olayları nedeniyle dava konusu taşınmazları rızaları ile terk etmedikleri, çeşitli kurum ve kuruluşlara başvurarak taşınmazlara yerleştirilen davalıların taşınmazlardan tahliyelerini sağlamaya çalıştıkları, son olarak dosyamızla birleşen Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasıyla müdahalenin men'i davası açtıkları görülmüştür. Bu nedenle müdahil davacıların hükme esas alınan ve kabul kararı verilen parseller yönünden KK madde 14 gereğince zilyetlikle kazanıma elverişli, ekonomik amaca uygun ve malik sıfatıyla zilyetlik şartlarının gerçekleştiği kanaatine varılmış ve hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Davalıların 1996 yılında geçici köy korucusu olarak dava konusu taşınmazlar üzerine yerleştirildiği, zamanla üzerine ev vs. yaparak ikamet etmeye başladıkları, halen taşınmazların üzerinde ikamet ettikleri görülmüş, ancak malik sıfatıyla ekonomik amaca uygun zilyetliklerinin KK madde 14'te aranan süreye ulaşmadığı anlaşılmış, taşınmazların üzerine ev, tandır, ahır vs. gibi yapılar yaptıkları görüldüğünden, bu yapılar yönünden KK madde 19/2 gereğince tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesi yönüne gidilmiştir. Dosyamızla birleşen dosyada gözüken bazı davalılar adına tespit yapılmadığından, bu davalılar yönünden pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddi cihetine gidilmiştir. Müdahil davacılar adına tescil kararı verilen taşınmazların dışında kalan ve zilyetlikle kazanıma elverişli olmayan taşınmazlar yönünden ise KK madde 18/1 uyarınca Hazine adına tescil kararı verilmiştir. Tüm bu nedenlerle mahalli, tutanak ve bilirkişisi raporları ile taraf tanıklarının aksi beyanlarına itibar edilmeyerek müdahil davacılar açısından davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, kabul edilen parseller yönünden hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, bir kısım davalılar açısından pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine, bir kısım dava konusu taşınmazların ise KK madde 18/1 gereğince davanın kabulü ile Hazine adına tapuya tesciline ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesi ile davacılar ...Köyü Tüzel Kişiliği ve ...Köyü Tüzel Kişiliğinin açmış oldukları davanın ispatlanamaması nedeniyle reddine; davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davanın pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine; asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ..., ...'nın açmış oldukları davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, bir kısım taşınmazların payları oranında adlarına tapuya tesciline ve üzerlerindeki muhdesatın davalılara ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine; bir kısım taşınmazların Hazine adına tapuya tesciline ve üzerlerindeki muhdesatın davalılara ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlar hakkında orman araştırmasının yapılmadığını, bilirkişi raporlarında tarım yapılmadığının belirtildiğini, zilyetliklerin ispatlanamadığını, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanma şartlarının oluşmadığını ve sadece tanık ve bilirkişi beyanları ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... ve arkadaşları vekili; taşınmazların 25 yılı aşkın süredir nizasız fasılasız olarak tasarruflarında olduğunu, taşınmazların öncesinin sahipsiz ve boş olduğunu, imar-ihya ettiklerini, 1985 yılında zilyetliklerinin başladığını, taşınmazların keşif esnasında gezilmediğini, taşınmazların Hazine ile ilgisinin olmadığını ve malik sıfatı ile zilyet olduklarını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, aktarılan kadastro tespitine itiraza yönelik olup, uyuşmazlık dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı ve taraflara ait olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Davalılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya kapsamına göre davalıların, dava konusu taşınmazlara 1997 yılından beri zilyet oldukları anlaşılmakta olup, 2010 yılında yapılan kadastro çalışmasına kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği için gerekli olan 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından, temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Asil müdahil Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a. Dosya kapsamına göre, dava konusu 1 26... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesatların davalıya ait olduğu anlaşıldığından, asli müdahil Hazine vekilinin bu taşınmaz üzerinde muhdesat şerhi verilmesine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. b. Asli müdahil Hazine vekilinin, asli müdahil gerçek kişiler adına tesciline karar verilen 1 24... ila 16, 18, 19, 20, 21, 24, ila 29, 31, 32, 33, 35, 40, 46, 47... ada 1 ila 7 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Bu parsellerin orman sayılmayan yerlerden olduğu ve asli müdahiller lehine zilyetlik şartlarının oluştuğu belirtilmiş ise de, yapılan orman araştırması ve zilyetlik araştırması hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazlarda mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre 1997 yılından beri davalıların zilyetliklerinin bulunduğu anlaşılmakta olup, asli müdahiller taşınmazların kendilerine ait olduğunu iddia etmiş iseler de, taşınmazların ne kadar zamandır ve ne şekilde asli müdahiller tarafından kullanıldığı araştırılmamış, asli müdahillerin zilyetlik iddiaları yönünden soyut mahalli bilirkişisi beyanları ile yetinilmiş ve gerçeğin resmi olan eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarında taşınmazlar üzerinde kullanım olup olmadığı incelenmeden eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski ve aktarılan dava tarihinden 15, 20... (1980-1995 arası) yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın vasfı ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekmekte olup İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) ve (2.a) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle, davalıların ve asli müdahil Hazine vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, Asli müdahil Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2.b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5658, K. 2026/2734, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5658-e-2026-2734-k-4e637e75ebde