Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6907 E. 2026/2901 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6907
- Karar No
- 2026/2901
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2025/70 E., 2025/126 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekilleri ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... köyü yöresinde 17.06.1998 tarihinde ilan edilen 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu ile 2/B madde uygulaması ve 05.09.2008 tarihinde ilan edilen 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4999 sayılı Kanun) çalışması bulunmakta olup, 2008 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılan kadastro çalışmaları sırasında, ... köyü Kocagölcük mevkinde bulunan 1 48... ve 12 sayılı parseller sırasıyla 4.565,23 m² ve 22.397,38 m² yüzölçümünde, tarla niteliği ile senetsizden davalı adına tespit edilmiş, 11.02.2009 tarihli komisyon kararı ile Hazinenin tespite itirazı reddedilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... köyü 1 48... ve 1 48... parsel sayılı taşınmazların boş olup, taşlık ve çalılıktan oluşan ham toprak halinde olduğunu, kadastro tespiti sırasında davalı adına tescil gördüğünü ileri sürerek kadastro tespitinin iptaliyle Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu edilen taşınmazların miras yolu ile intikal ettiğini, kendisinin kullandığını, vergilerinin de kendisinin yatırdığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Kapatılan Korkuteli Kadastro Mahkemesi'nin 19.03.2010 tarihli ve 2009/88 Esas, 2010/104 Karar sayılı kararıyla; dava konusu parsellerde davalının zilyetliğinin bulunduğu yerel bilirkişisi beyanına göre sabit olmasına rağmen teknik bilirkişisinin krokisinde 1 48... parselde (B) ve (C) harfiyle, 1 48... parselde (B) harfiyle işaretlenen kısımlarının orman bilirkişisi raporuna göre memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenejman planına göre öncesi itibarıyla orman niteliğinde olduğu, ormanların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve orman niteliğindeki taşınmazların bu niteliklerini yitirmiş olsalar dahi zilyetlikle kazanmaya konu olamayacakları, davalı parsel yönünden ziraat bilirkişisi raporuna göre zilyetlikle kazanma koşullarının da oluşmadığı, davalı parselin öncesinin orman olduğunun teknik bilirkişisi raporuna göre saptanmış olması nedeniyle davalı parsellerden 1 48... parselin teknik bilirkişinin krokisinde (B) harfiyle işaretlenen kısım ile 1 48... parselin teknik bilirkişisinin krokisinde (B) ve (C) harfiyle işaretlenen kısımları yönünden davacı Hazinenin davasının kabulüne, bu kısımların orman vasfıyla Hazine adına tesciline, davalı parsellerin teknik bilirkişisi krokisinde (A) harfiyle işaretlenen kısımlarının yapılan keşifteki yerel bilirkişisi ve tanık beyanlarına göre davalının zilliyetliğinde olduğu, zilliyetliğinin kesintisiz olduğu, orman bilirkişisi raporuna göre mevcut hali ve öncesi itibariyle orman sayılan taşınmazlardan olmadığı, ziraat bilirkişisi raporuna göre de en az 20 yıldır zirai tarımda kullanıldığı ve mutlak tarım arazisi vasfında olduğu, Mahkeme gözlemine göre davalı parselde herhangi bir şekilde orman bitki örtüsü ve ham toprak vasfındaki taşınmazlara özgü taşların bulunmadığı, bu şekilde davalı parsellerin teknik bilirkişisi krokisinde (A) harfiyle işaretlenen kısımları yönünden davalı lehine zilliyetlikle kazanılma koşullarının oluştuğunun sabit olduğu, bu nedenle davacı hazinenin davalı parsellerin (A) harfiyle işaretli kısımları yönünden açtığı davasının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı parsellerin komisyon tarafından yapılan tespitlerinin iptaline, fen bilirkişisinin 1 48... parselin krokisinde (B) harfiyle işaretlediği kısmın; ... köyü ... mevki 024-a-04-a-1 pafta numara, 2.786,12 m² yüzölçümlü ve 148 adada boş olan parsel numarası verilmek sureti ile, Orman vasfı ile Hazine adına tesciline, fen bilirkişisinin 1 48... parselin krokisinde (B) harfiyle işaretlediği kısmın; ... köyü ... mevki 024-a-04-a-1 pafta numara, 1.499,89 m² yüzölçümlü ve 148 adada boş olan parsel numarası verilmek sureti ile, Orman vasfıyla Hazine adına tesciline, fen bilirkişisinin 1 48... parselin krokisinde (C) harfiyle işaretlediği kısmın; ... köyü ...mevki 024-a-04-a-1 pafta numara, 10.943,59 m² yüzölçümlü ve 148 adada boş olan parsel numarası verilmek sureti ile, Orman vasfıyla Hazine adına tesciline, fen bilirkişisinin 1 48... parselin krokisinde (A) harfiyle işaretlediği kısmın; ... köyü ... mevki 024-a-04-a-1 pafta numara, 1.779,11 m² yüzölçümlü ve 1 48... parsel numarası ile davalı adına tapuya tesciline, fen bilirkişisinin 1 48... parselin krokisinde (A) harfiyle işaretlediği kısmın; ... köyü ... mevki 024-a-04-a-1 pafta numara, 9.953,90 m² yüzölçümlü ve 1 48... parsel numarası ile davalı adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Kapatılan Korkuteli Kadastro Mahkemesinin 19.03.2010 tarihli ve 2009/88 Esas, 2010/104 Karar sayılı kararına karşı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.05.2018 tarihli ve 2018/832 Esas, 2018/3750 Karar sayılı ilamıyla; yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı, kadastro tespitinin senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak yapıldığı nazara alındığında taşınmazın öncesinin orman olup olmadığının en eski tarihli hava fotoğrafında yöntemine uygun şekilde incelenmediği, taşınmazların hava fotoğrafı üzerindeki görüntüsünün ayrıntılı bir şekilde izah edilmediği, taşınmazların evveliyatının orman olup olmadığının denetlenemediği, kadastro tespit tarihinden 20 yıl öncesine en yakın tarihli hava fotoğrafları uygulanarak dava konusu taşınmaz üzerinde kullanım bulunup bulunmadığının Mahkemece incelenmediği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Antalya Kadastro Mahkemesinin 23.01.2020 tarihli ve 2018/348 Esas, 2020/14 Karar sayılı kararı ile dava konusu ... köyü 1 48... ve 1 48... parsel sayılı taşınmazların fen, orman bilirkişisi, ziraat, jeoloji bilirkişisi raporlarına göre eğiminin % 8-10 olarak ölçüldüğü, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) kapsamında yapılan orman kadastrosunun 1998 yılında kesinleştiği ve dava konusu her iki taşınmazın da bu kapsamda .... orman sınır noktaları ile kapanan poligon içerisinde orman sayılmayan yerde kaldığı, 19 53... tarihli hava fotoğraflarında dava konusu 1 48... parsel sayılı taşınmazın kuzey kısmının orman sayılan yerlerden olduğu, güney kısmının açıklık olduğu ve tarımsal amaçla kullanıldığı, 1981 tarihli hava fotoğrafında 1 48... parsel sayılı taşınmazın 27.10.2019 tarihli uzman bilirkişi raporun eki krokisinde (B1) harfiyle belirtilen kısmının 31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini kaybettiği ve güneyinde kalan (B2) harfiyle belirtilen kısmı ile birlikte tarımsal amaçla kullanılmaya başlandığı, krokide (A) harfiyle belirtilen kısmın ise orman vasfında olan yerlerden olduğu, Krokide (B1) ve (B2) harfleriyle belirtilen kısımların 13.11.2019 tarihli ziraat ve jeoloji mühendisinin ortak raporunda üzerinde orman ağaçlarına ait kök, dal, ..., gibi orman örtülerine ait kalıntılar bulunmadığı, uzun yıllardır ekim, dikim, sürüm ve hasat işlemlerinden ötürü pulluk tabanı oluşmuş tarım toprağı vasfında olduğunun anlaşıldığı, 19 53... tarihli hava fotoğraflarında dava konusu 1 48... parsel sayılı taşınmazın kuzey ve orta kısmındaki 27.10.2019 tarihli uzman bilirkişisi raporun eki krokisinde (B1) harfiyle belirtilen kısmın açıklık olduğu, etrafının orman saylan yerlerden olduğu, 1981 tarihli hava fotoğrafında 27.10.2019 tarihli uzman bilirkişisi raporunun eki krokisinde (B2) harfiyle belirtilen kısmının 31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini kaybettiği ve tarımsal amaçla kullanılmaya başlandığı, krokide (A) harfiyle belirtilen kısmın ise orman vasfında olan yerlerden olduğu, Krokide (B1) ve (B2) harfleriyle belirtilen bu kısımların 13.11.2019 tarihli ziraat ve jeoloji mühendisinin ortak raporunda da üzerinde orman ağaçlarına ait kök, dal, ..., gibi orman örtülerine ait kalıntılar bulunmadığı, uzun yıllardır ekim, dikim, sürüm ve hasat işlemlerinden ötürü pulluk tabanı oluşmuş tarım toprağı vasfında olduğunun anlaşıldığı, dava konusu her iki parselde de (B1) ve (B2) harfleriyle belirtilen kısımların açıklık olduğu ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın tespit tarihinden geriye doğru gidilerek 20 yıllık zilyetlik şartının davalı lehine gerçekleştiğine kanaat getirildiği, mahalli-tespit bilirkişisi beyanlarına göre dava konusu taşınmazın evveliyatının davalının dedesi olan ...'ın kullanımında iken oğlu ...'a ondan da davalıya kaldığı ve 60-70 yıldır ekilip biçilmek suretiyle zilyetlik edildiği yönündeki uyumlu beyanları da değerlendirildiğinde davacının bu kısımlar yönünden iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından davanın bu kısımlar yönünden reddine, her iki taşınmazda da (A) harfleriyle belirtilen kısımların keşif gözlemi, uzman bilirkişisi raporları, tespit ve mahalli bilirkişiler ile tanık anlatımları, dosya arasına getirilen hava fotoğrafı, memleket haritaları ve tüm dosya kapsamında orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından bu kısım yönünden davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabul, kısmen reddiyle dava konusu parsellerin komisyon tarafından yapılan tespitlerin iptaline; dava konusu ... köyü 1 48... parsel sayılı taşınmazda 27.10.2019 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) harfiyle belirtilen 2,125,66 m²lik kısmın Orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B1) harfleriyle belirtilen 722,08 m²lik kısım ile (B2) harfleriyle belirtilen 1.717,43 m²lik kısmın davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu ... köyü 1 48... parsel sayılı taşınmazda 27.10.2019 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) harfiyle belirtilen 5.618,28 m²lik kısmın Orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B1) harfiyle belirtilen 8.580,92 m²lik kısım ile (B2) harfiyle belirtilen 8.197,82 m²lik kısmın davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. 3. Antalya Kadastro Mahkemesinin 23.01.2020 tarihli ve 2018/348 Esas, 2020/14 Karar sayılı kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 19.03.2024 tarihli, 2024/386 Esas, 1863 Karar sayılı ilamıyla; ... Mahallesi 1 48... parselin 27.10.2019 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (B1) harfiyle belirtilen kısmı ve ... Mahallesi 1 48... parselin 27.10.2019 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (B2) harfiyle belirtilen kısmına yönelik temyiz itirazları incelendiğinde; bu bölümler yönünden temyiz itirazlarının reddine, ... Mahallesi 1 48... parselin 27.10.2019 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (B2) harfiyle belirtilen kısmı ve ... Mahallesi 1 48... parselin 27.10.2019 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B1) harfiyle belirtilen kısmına yönelik temyiz itirazları incelendiğinde; fen, orman bilirkişisi tarafından düzenlenen 27.10.2019 tarihli raporda 1 48... parselin (B2) harfiyle 1 48... parselin (B1) harfi işaretlenen alanlarının 19 53... tarihli hava fotoğraflarında orman örtüsü ile kaplı olduklarının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların yukarıda belirtilen bölümlerinin en eski tarihli hava fotoğrafında orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu gözönünde bulundurularak davacı Hazine'nin davasının kabulü ile yukarıda belirtilen kısımlarının tapusunun iptaliyle orman vasfıyla tesciline karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. 4. Antalya Kadastro Mahkemesinin 15.10.2025 tarihli, 2025/70 Esas, 2025/126 Karar sayılı kararı ile; Dairemizin bozma ilamına uyularak; davanın kısmen kabul, kısmen reddine, dava konusu parsellerin komisyon tarafından yapılan tespitlerin iptaline; dava konusu ... köyü 1 48... parsel sayılı taşınmazda 27.10.2019 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) harfiyle belirtilen 2.125,66 m²lik kısım ile (B1) harfiyle belirtilen 722,08 m²lik kısmın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B2) harfiyle belirtilen 1.717,43 m²lik kısmın davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu ... köyü 1 48... parsel sayılı taşınmazda 27.10.2019 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) harfiyle belirtilen 5.618,28 m²lik kısım ile (B2) harfiyle belirtilen 8.197,82 m²lik kısmın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B1) harfiyle belirtilen 8.580,92 m²lik kısmın davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 27.10.2019 tarihli fen bilirkişisi raporunun gerekçeli kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu ... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan 1 48... parsel ve 1 48... parsel sayılı taşınmazlar tamamıyla Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan, özel mülkiyete konu edilemeyecek yerlerden olduğunu, dava konusu taşınmazlarla ilgili zilyetlikle hak kazanılması için gerekli koşullar gerçekleşmediğini, dava konusu parsellerin orman içi açıklık alanda olduğu ve kullanımlarının orman bütünlüğü açısından tehlike oluşturduğu ortada olup, zilyetlikle mülk edinilmeye elverişli yerlerden kabul edilmesi mümkün olmadığını, taşınmazlarda 1998 yılında başlayabilecek imar-ihyanın tamamlanmasının ardından geçmiş olması gereken 20 yıllık sürenin dava tarihi itibariyle dolmadığını ileri sürerek davanın tüm parseller yönünden kabul edilmesi için kararı temyiz etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava kısmen reddedildiği için Mahkemece davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik 2009 yılında açılan davanın yaklaşık 16 yıldır devam ettiği halde 2.000 TL gibi çok cüzi ve meslek onuru ile ve dosyaya yapılan emek ve zaman ile bağdaşmayacak bir vekalet ücretine hükmedildiğini, dava konusu taşınmazlardan 1 48... parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 4.564 m², 1 48... parselin ise 22.395 m² civarında olup, toplam miktarı ise 26.959 m² civarında olduğunu ve değerli bir mevkide olduğu düşünüldüğünde yaklaşık 200.000 TL değerinde olduklarını, dava konusu taşınmazların toplam rayiç bedeli üzerinden nisbi belirlenecek vekalet ücreti miktarı ise yaklaşık 755.200 TL civarı olacağını, esasa yönelik ise, yaklaşık son 70-80 yıldan beri müvekkilin dedesi, babası ve kendisi tarafından fiilen tarımsal faaliyette kullanılmak sureti ile zilyet altına aldıkları dava konusu taşınmazların (1 48... ve 1 48... parsel) büyük çoğunluğunun orman sayılan yerlerden kabul edilmesi en başta hakkaniyete ve adalet aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların orman ile ilgisinin olmadığı bizzat ziraat ve jeodezi mühendislerinin tespitleri ile ortaya çıkmıştır. Dosya içindeki bilirkişisi raporları incelendiğinde; bozma kararına konu edilen kısımlarla ilgili 19 53... yıllarındaki hava fotoğraflarında orman olarak tespit edildiğine yönelik kesin bir kanaat olmadığı görüldüğünü, aksine bozma kararına konu edilen kısımların orman sayılmayan yerlerden olduğu, çok uzun zamandır tarımsal faaliyet yapıldığı, orman olduğunu gösterecek hiçbir iz ve emarenin bulunmadığının bilirkişisi raporlarında belirtildiğini, zaten İlk Derece Mahkemesince de bu yöndeki bilirkişisi raporları nedeni ile bozmaya konu edilen kısımların (1 48... parselin (B2) harfiyle işaretli kısmı 1 48... parselin (B1) harfiyle işaretli kısmı) davalı müvekkil adına tapuya kayıt ve tesciline karar verdiğini, beyan ederek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine ve davalı ... vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.