Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5599 E. 2026/2851 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5599
- Karar No
- 2026/2851
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2014/50 E., 2021/76 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili ve bir kısım davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2012 tarihli ve 2010/37 Esas, 2012/2 Karar sayılı kararı ile verilen hükme karşı davalı ... ve arkadaşları tarafından temyiz başvurusunda bulunulmadığı, bu durum karşısında, davalı gerçek kişiler yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararı kesinleştiği incelemeye konu hükümle de davalı gerçek kişiler aleyhine yeni bir hukuksal durum da yaratılmadığına göre, kendileri yönünden kesinleşen hükmü temyiz etme hakları bulunmayan davalı ... ve arkadaşlarının temyiz dilekçelerinin reddine ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Amasya ili ... ilçesi ... köyü 1 63... ve 12 parsel sayılı sırasıyla 2.336 metrekare ve 2.775 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kargir ev ve tarla vasıflarıyla malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; 1 63... ve 12 parsel sayılı taşınmazların orman kadastro haritasında ve tutanaklarında orman olarak gözüktüğünü, orman sayılan yerlerden olduğunu, zilyetlik ile iktisabının mümkün olmadığını, özel mülke de konu olamayacağını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptaline taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2012 tarihli ve 2010/37 Esas, 2012/2 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.01.2014 tarihli ve 2013/10716 Esas, 2014/796 Karar sayılı ilamıyla "yöntemine uygun bir şekilde orman araştırması yapılması" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " yapılan keşif sonunda alınan bilirkişi heyet raporunda; dava konusu taşınmazların öncesinin tamamının, hava fotoğraflarında orman sayılan araziler içinde kaldığı dolayısıyla orman olduğu, taşınmazların özel mülkiyete konu oluşturmasının hukuken mümkün olmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığına ilişkindir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların öncesinin en eski hava fotoğraflarında orman sayılan araziler içinde kaldığı dolayısıyla orman olduğu, özel mülkiyete konu oluşturmasının hukuken mümkün olmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; Dairemizin geri çevirme kararı ile istenilen ve dosya kapsamına alınan belgelerin incelenmesi ile; dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede tespit tarihinden önce 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) hükümlerine göre 14 numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 4 numaralı ekip tarafından 1976 yılında başlanıp, 1978 yılında bitirilerek 26.10.1978 tarihinde ilân edilen orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi uygulaması yapıldığı, ekip çalışmalarına itirazların incelenmesine ilişkin komisyon kararlarının da 16.07.1980 tarihinde ilân edildiği görülmüştür. Dava konusu taşınmazların tamamının yapılan bu çalışmada kesinleşen orman tahdit hattının dışında kaldığı anlaşılmıştır. Davacı ... İdaresinin, kesinleşmiş orman sınırları dışarısında kalan bölüm yönünden, orman kadastrosunun ilan edilmesinden ve ... yönünden hak düşürücü sürelerin geçmesinden sonra, taşınmazın evveliyatı itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açma hakkı bulunmadığı kabul edilmektedir. Orman tahdidinin kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki niteliği tahdit haritasının uygulanması suretiyle belirleneceğinden, Orman İdaresince 10 yıllık hak düşürücü süre içinde orman kadastrosunun iptaline yönelik dava açılmadığı da gözönüne alındığında, davanın reddine ve kadastro tespiti sırasında boş bırakılan malik hanesinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesi gereğince resen doldurularak hüküm kurulması gerekmekte ise de, İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2012 tarihli ve 2010/37 Esas, 2012/2 Karar sayılı davanın kabulüne, yönelik kararının davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmediği, bu durumun davalı Hazine lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğu değerlendirilerek davanın reddine, taşınmazların tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi gereğince davalılar adına beyanlar hanesine şerh verilmesine yönelik karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Davalılar ... ve arkadaşlarının temyiz dilekçelerinin REDDİNE, Davalı Hazine vekilinin yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulüne, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.