Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6115 E. 2026/2762 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6115
Karar No
2026/2762
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/6 E., 2021/37 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar ... ile ..., ... ve asli müdahil ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 33... ve 30 parsel sayılı sırasıyla 477,66 m² ve 583, 63... yüzölçümündeki taşınmazlar, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, ev ve arsa vasfıyla ... ve ... adına; aynı çalışma alanında bulunan 2 33... parsel sayılı 465,94 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla vasfıyla ... ve ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili asıl ve birleşen dosyalardaki dava dilekçelerinde; ...Mahallesinde 2008 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) kapsamında kadastro çalışmaları yapıldığını, 2 33... , 30... parsel sayılı taşınmazların imar ve ihya edilmediğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık, kayalık, çalılık ve yabani zeytinlik niteliğinde olduğunu, davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir. 3. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; dava konusu 2 33... parsel sayılı taşınmazın 350 m²sinin kendisine ait olduğunu, taşınmaz üzerinde evi bulunduğunu, 2016 tarihinde yapı kayıt belgesi aldığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 350 m²lik kısmının adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Birleşen 2009/ 85... /88 Esas sayılı dosya davalısı ... ve arkadaşı cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Cumhuriyet tarihinden beri Sütleğen köyünde Dolmalar lakabı ile bilinen şahıslar tarafından tarım arazisi ve yerleşim yeri olarak kullanıldığını, en son satış yoluyla kendilerine devredildiğini, taşınmazlar üzerinde nizasız ve fasılasız kullanımları bulunduğunu, bu taşınmazların bulunduğu 1.280 rakıma sahip yaylada sazlık ve yabani zeytinlik yetişmesinin mümkün olmadığını, iş makinesi ile imar edilip teraslandığını, taşlık olarak görünmesinin arazinin coğrafi yapısından kaynaklandığını ve ayrıca dava konusu taşınmazların 27.04.1954 tarihli tapu kaydı sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. 2. Birleşen 2009/86 Esas sayılı dosya davalısı ... ve arkadaşı cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Cumhuriyet tarihinden beri Sütleğen köyünde Dolmalar lakabı ile bilinen şahıslar tarafından tarım arazisi ve yerleşim yeri olarak kullanıldığını, en son satış yoluyla kendilerine devredildiğini, taşınmaz üzerinde nizasız ve fasılasız kullanımları bulunduğunu, taşınmazın bulunduğu 1.280 rakıma sahip yaylada sazlık ve yabani zeytinlik yetişmesinin mümkün olmadığını, iş makinesi ile imar edilip teraslandığını, taşlık olarak görünmesinin arazinin coğrafi yapısından kaynaklandığını ve ayrıca dava konusu taşınmazın 27.04.1954 tarihli tapu kaydı sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.08.2013 tarihli ve 2009/65 Esas, 2013/226 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 33... , 24, 25, 27, 29, 30, 31... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile arsa vasfıyla Hazine adına, 2 33... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 23.08.2013 tarihli ve 2009/65 Esas, 2013/226 Karar sayılı kararına karşı 2 33... parsel sayılı taşınmaz yönünden davacı Hazine temsilcisi tarafından, diğer taşınmazlar yönünden ise ... dışındaki davalılar tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.12.2014 tarihli ve 2014/5971 Esas, 2014/10038 Karar sayılı ilamı ile, "taşınmazların tümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu, ancak 2 33... parsel sayılı taşınmaz dışındaki taşınmazlarda ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmişse de, davalıların tüm taşınmazların 2 33... parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürdükleri, 2 33... parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan ve kadastro sırasında dava dışı 2 33... , 15, 16, 18, 20... parsel sayılı taşınmazlar ile 2 32... , 2, 3 ve 4 sayılı parsel sayılı taşınmazlara da revizyon gören Nisan 1954 tarihli ve 59 sıra numaralı, 45.818 m² yüzölçümlü, doğusu ve güneyi yol, batısı Karaahmetoğlu, kuzeyi .....olan kaydın Sulh Hukuk Mahkemesinin 1954/155-19 Esas ve Karar sayılı tescil kararı ile oluştuğu halde, İlk Derece Mahkemesince tescil kararı ve dayanağı olan kroki getirtilmeden ve revizyon parselleri araştırılmadan karar verildiği ve taşınmazların doğusunda ve batısında halen 3 39... ve 3 47... parsel sayılı Devlet ormanı bulunduğu açıklanarak, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) bilirkişisi ile yeniden yapılacak keşifte, Nisan 1954 tarihli ve 59 numaralı tapu kaydının müsbite evrakı arasında bulunan Sulh Hukuk Mahkemesinin 1954/155-19 Esas ve Karar sayılı tescil kararı ile dayanağı olan kroki ve ayrıca revizyon parsellerinin tespit tutanaklarının ve kesinleşenlerin tapu kayıtlarının getirtilmesi, davalı olanların dava sonuçlarının araştırılması, 3402 sayılı Kanun'un 20/A ve C maddeleri gereğince kayıt kapsamının belirlenmesi, kaydın miktarı ile geçerli kapsamı dışında kalan taşınmazların sınırdaki ormandan açıldığının ve zilyetliğin süresi ve şekli ne olursa olsun kazanılamayacağının düşünülmesi ve bundan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "bozma ilamı doğrultusunda gerekli inceleme ve araştırmanın yapıldığı, alınan bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu, 27.04.1954 tarihli ve 59 sıra numaralı tapu kaydı ve dayanağı krokinin uygulanmasında dava konusu 2 33... parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt kapsamında kaldığı, diğer dava konusu taşınmazların kayıt kapsamı dışında olduğu, bu taşınmazlar bakımından imar-ihya ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı, asli müdahilin davası yönünden ise tespit tarihinden sonra 2 33... parsel sayılı taşınmaz üzerine yapmış olduğu yapı için davaya müdahil olduğu" gerekçesiyle 2 33... , 24, 25, 27, 29, 30, 31... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacı Hazinenin davasının kabulüne, kadastro tespit tutanaklarının iptali ile taşınmazların taşlık, kayalık, çalılık vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, davacı Hazinenin 2 33... parsel sayılı taşınmaz yönünden davasının reddine, 2 33... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline ve asli müdahilin davası yönünden Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalılar ... ile ... temyiz dilekçelerinde; davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporlarının hüküm vermeye elverişli olmadığını, 2 33... ve 30 parsel sayılı taşınmazların uzun zamandır zilyedi olduklarının ve imar-ihya edildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir. 2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; 2 33... parsel sayılı taşınmazın, dosya içerisinde bulunan satış senetleri, Mahkeme kararları, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından da anlaşılacağı üzere 1950'li tarihlerden itibaren eklemeli zilyetlik yoluyla kullanıldığını, taşınmazın ... zilyetliğinde iken ... tarafından satın alındığını, kendisinin de ...'tan taşınmazın zilyetliğini bedeli karşılığında devralmasına rağmen kadastro çalışmaları sırasında sehven ... adına da tespit gördüğünü, ancak taşınmazın 2008 tarihinden bu yana kendisine ait olduğunu ve adına tescili gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Asli müdahil ... temyiz dilekçesinde; 2 33... parsel sayılı taşınmaz içindeki evin kendisine ait olduğunu, taşınmazın öncesinde ... adına kayıtlı iken ... tarafından satın alındığını, kendisinin de ...'den taşınmazın zilyetliğini bedeli karşılığında 2008 tarihinde devraldığını, taşınmazın 2008 tarihinden bu yana kendisine ait olduğunu ve adına tescili gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava ve temyize konu taşınmazların dayanılan tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, tapu kaydı kapsamı dışında bulunmaları halinde taşınmazlar üzerinde davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı, asli müdahilin talebinin kadastro öncesi nedenlere dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında, asli müdahil ...'in tüm, davalılar ... ile ... ve ...'ın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.a. 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca Kadastro Hâkimi, doğru, infazı mümkün ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde dava konusu taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorunda olup, İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin iptaline karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde kadastro tespit tutanaklarının iptaline karar verilmesi isabetsizdir. b. Dava konusu 2 33... parsel sayılı taşınmaz, ev ve arsası vasfıyla tespit edilmiş olup, dosya kapsamına göre bu taşınmaz üzerinde bulunduğu ve tespit tarihinden önce davalılar tarafından yapıldığı anlaşılan ev yönünden, 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine muhdesat şerhi verilmemesi doğru olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması gerekir. Ne var ki; yukarıda (2.a) ve (2.b) bentlerinde belirtilen yanlışlığın düzeltilmesi ve eksikliğin giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle, asli müdahil ...'in tüm, davalılar ... ile ... ve ...'ın sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalılar ... ile ... ve ...'ın temyiz itirazlarının yukarıda (2.a) ve (2.b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yazılı "kadastro tespit tutanaklarının" ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerine "kadastro tespitlerinin" ifadesinin yazılmasına ve (5) numaralı bendin sonuna "2 33... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine işbu taşınmaz üzerinde bulunan evin 1/2 hissesi İsmet oğlu ..., 1/2 hissesi ... kızı ...'e aittir şerhi yazılmasına" ifadesinin eklenmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 651,30 TL'nin temyiz eden asli müdahil ...'den alınmasına, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalılar ... ile ... ve ...'a ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6115, K. 2026/2762, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6115-e-2026-2762-k-a9766a1b8b76