Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4912 E. 2026/3050 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4912
- Karar No
- 2026/3050
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/623 E., 2025/1643 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/387 E., 2022/419 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar, davada davalılar vekili dava ve cevap dilekçesinde; müvekkillerinin malik oldukları 10363 parsel sayılı taşınmazın üzerinde davalı lehine 06.05.1988 tarih ve 5293 yevmiye numaralı 1.000.000,00 ETL (1,00 TL) miktarlı 4 ay müddetle faizsiz ipotek tesis edildiğini, ipoteğin süreli olmasına ve aradan 30 yıl geçmesine rağmen hâlen terkin edilmediğini, mahkemece belirlenecek ipotek bedelini depo etmeye hazır olduklarını ileri sürerek ipoteğin fekkini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili; asıl davanın reddini, 10363 parsel sayılı taşınmazda tesis edilen 06.05.1988 tarihli ipotek ile “10363 parsel sayılı tarlanın tamamı ... adına kayıtlı olup, bu kerre malik namına Aydın Baykal bilvekale işbu tarlanın tamamını 1.000.000.TL 'sı bedel mukabilinde ...'e sattığını ve satış bedelinden hiçbir meblağı nakten ve peşinen almadığını müvekkili lehine (4) ay vadeli faizsiz 1.000.000.TL miktarlı kanuni ipotek tesisini talep ettiğini ve alıcı bulunan ...'de işbu tarlanın tamamını 1.000.000.TL sı bedel mukabilinde satın aldığını ve satış bedelinden hiçbir meblağı nakten ve peşinen ödemediğini ve 4 ay sonra ödeyeceğinden satıcı lehine kanuni ipotek tesinini kabul ettiğini...'' şeklinde düzenlendiğini, ancak taşınmazın alıcısı ...' e tapu senedinde belirtilen 4 aylık süre içerisinde ne de daha sonraki yıllarda satış bedelini ödemediğini, ...'in vefatından sonra davalılar tarafından müvekkiline karşı Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/ 387 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin fekki davası açıldığını ileri sürerek müvekkilinin hakkaniyete uygun bir şekilde hakkını alabilmesi için taşınmazın dava tarihi itibariyle bilirkişi marifetiyle değerinin tespiti ile ipoteğin buna göre uyarlanması ve davalılardan tahsilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "asıl davada dava konusu kaldırılması talep edilen ipoteğin tapu sicil müdürlüğünce terkin edildiği anlaşıldığından asıl davanın konusuz kaldığı, birleştirilen davaya konu talebin de; taşınmazın satış bedelinden ödenmeyen bakiye alacak teminatı olan ipoteğin uyarlanmasına ilişkin olduğu, alıcı tarafından herhangi bir bedel ödenmediği, ödendiğine ilişkin bir hususunda ispatlanamadığı, bilirkişi tarafından hesaplanıp tespit edilen taşınmaz rayiç değerinin birleştirilen dosya davalısından tazminine karar vermek gerektiği" gerekçesiyle asıl dava yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın ıslah talebine göre kabulü ile ipotek bedeli olan 473.200,00 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davcı-birleştirilen davada davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “dava konusu taşınmaz üzerindeki ipotek şerhinin taşınmaz maliklerinin talebi üzerine 18/06/2021 tarih ve ... yevmiye ile terkin edildiği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, birleştirilen dava yönünden; ipotek akit tablosuna göre, ipoteğin dava konusu taşınmazın bakiye satış bedelinin teminatı olarak kanuni ipotek şeklinde tesis edildiği, alacağı (taşınmaz rehni) ipotekle teminat altına alınan taraf ipotek borçluları aleyhine bu yola mahsus takip yoluyla ipoteğin paraya çevrilmesini ve alacağının tahsilini icra dairesinden isteyebileceği, dolayısıyla ayrı bir alacak davası açılmasında hukuki yararı bulunmadığı" gerekçesiyle birleştirilen dava yönünden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava yönünden; davaya konu ipotek tapu sicil müdürlüğünce fek edildiğinden (kaldırıldığından) konusuz kalmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın (ipotek bedelinin uyarlanması) usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Temyiz talebinin sadece birleştirilen davaya ilişkin olduğunu, 2. İpoteğin uyarlanması davası açılmasında hukuki yararın bulunduğunu bildirmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada ipoteğin fekki, birleştirilen davada ipoteğin uyarlanması istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekilinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
İstinaf incelmesini yapan Adana Bölge Adliye Mahkemesi, temyiz incelemesine konu 18.06.2025 tarih ve 2023/623 Esas, 2025/1643 Karar sayılı kararında "ipotek akit tablosuna göre, ipotek dava konusu taşınmazın bakiye satış bedelinin teminatı olarak kanuni ipotek şeklinde tesis edilmiştir. Alacağı (taşınmaz rehni) ipotekle teminat altına alınan taraf ipotek borçluları aleyhine bu yola mahsus takip yoluyla ipoteğin paraya çevrilmesini ve alacağının tahsilini icra dairesinden isteyebilir. Dolayısıyla ayrı bir alacak davası açılmasına hukuki yararı bulunmamaktadır. Yerel mahkemece ipotek alacaklısının ipoteğin uyarlanması şeklinde ayrıca bir alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından HMK'nun 114-1-h maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken birleşen davanın kabulü ile ipotek bedeli olan 473.200,00TL nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine dair verilen karar yerinde görülmemiş olup, birleşen dava yönünden davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İDM kararının bu yönünden kaldırılmasına, birleşen davanın usulden reddine şeklinde kararın düzeltilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. ...." şeklindeki gerekçesi ile, birleşen davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. İistinaf incelemesine konu Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.11.2022 tarih ve 2017/387 Esas, 2022/419 Karar sayılı kararında ise, birleşen davanın kabulüne karar verilerek, bilirkişi tarafında hesaplanan 473,200 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. 06.05.19 88... yevmiye numaralı ipotek akit tablosunda "...iş bu tarlanın tamamını 1.000.000 TL bedelle ...'e sattığını ve satış bedelinden hiç bir meblağı nakden ve peşinen almadığını ve müvekkili lehine (4) vadeli faizsiz 1.000.000 TL si miktarlı kanuni ipotek tesisini talep ettiğini.." ibaresine yer verilmiş olup, taraflar arasındaki ipoteğin karz ipoteği değil, kanuni ipotek olarak kabul edilmesi doğru bir tesbittir. Ancak; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 02.07.2020 tarih ve 2016/15629 Esas, 2020/4325 Karar sayılı "Türk Medeni Kanunu maliklerin mülkiyeti satış yoluyla devretmeleri sırasında doğan alacaklılarını koruma gereği duyduğundan alacaklarını teminat altına alabilmeleri için taşınmaz üzerinde ipotek tesis hakkı sağlamıştır. Somut uyuşmazlıkta, ipoteğin tescilini sağlayan 08.09.1986 tarihli resmi senetten, taşınmazın tam maliki olan İbrahim Ethem Dağ’ın payının tamamını davacıya 3.000.000,00 ETL bedel ile sattığı, satıştan doğan alacağı için de taşınmaza kanuni ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, taşınmazda tesis edilen bu ipoteğin karşılığı borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir belge sunmamıştır.. Hükme esas alınan 25.04.2016 günlü bilirkişi raporunda 3.000.000,00 ETL ipotek bedelinin mevduat faizi dikkate alınarak yapılan güncellemesinde dava tarihinde 27,42 TL miktara ulaştığı saptanmıştır. Ancak, taşınmazda karz ipoteği veya üst sınır ipoteği dışında TMK'nın 893. maddesinde tanımlanan kanuni ipotek tesis edilerek taşınmazın ödenmeyen satış bedeli teminat altına alınmıştır. Bu nedenle, öncelikle taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri keşfen saptanmalı, belirlenen ipotek bedelinin depo edilmesi için davacıya süre verilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Davacı verilen uygun bir süre içerisinde bedeli depo ettiğinde ipoteğin fekkine, aksi halde davanın reddine karar verilmelidir. Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir." şeklindeki içtihadı, yine aynı dairenin 04/02/20 20... /151 71... /1247 Karar sayılı "(...) Mahkemece, imar uygulamasına ilişkin işlem dosyası, özellikle dağıtım cetveli getirtilerek, davalılardan ne miktar taşınmaz alınarak davacı parseline katıldığı, katılan bu miktarın dava tarihindeki rayiç değerinin ne olduğu keşfen saptandıktan ve belirlenen ipotek bedeli depo ettirildikten sonra davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..." şeklindeki içtihadı, yine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 10/07/20 25... /128 66... /10959 Karar sayılı " (...) Büyükşehir Belediyesi lehine tesis edilen kanuni ipoteğin süresiz olduğu ve bu nedenle 4721 sayılı Kanun'un 883 üncü maddesine 04.07.2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi gereğince eklenen ek fıkradaki düzenleme kapsamında süreli ipotek olmadığı, bu nedenle tapudan terkin edilemeyeceği, ayrıca davacının ipotek bedelinin davalılardan tahsiline dair herhangi bir talebinin de bulunmadığı dikkate alındığında, davacının ipotek bedelinin güncellenmesine dair açmış olduğu davada hukuki menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun davacı yönünden esastan reddine, bir kısım davalı yönünden kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. (...) Bölge Adliye Mahkemesince ipotek bedelinin arttırılması isteminin kabulüne karar verilerek, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 17 nci maddesinin son fıkrası uyarınca bedel takdirleri ve itirazların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun değer biçmeye ilişkin hükümlerine göre yapılacağı düzenlendiğinden, öncelikle dava konusu taşınmazda davacının ipotek alacağına dönüşen pay miktarı belirlendikten sonra, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazda taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden, benzer nitelikte ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için yeniden imkân tanınması, lüzumu halinde yeniden resen emsal getirtilmesi ve bu emsallere göre dava tarihi esas alınarak değer biçilmesi için oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirmeyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir." şeklindeki içtihadı ve Yargıtay'ın benzer içtihatları dikkate alındığında, kanuni ipotek lehdarının, ipotek bedelinin belirlenmesinde hukuki menfaati vardır ve bu bedelin belirlenmesini mahkemeden talep edebilir. Somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, ipoteğin kaldırılmış olması, ipotek lehdarının, ipotek bedelinin belirlenmesine ilişkin talebinde hukuki menfaati olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Yargıtay'ın öteden beri uygulanan kökleşmiş içtihatlarına aykırı olarak, kanuni ipotek bedelinin tesbitinde ipotek lehdarının hukuki menfaatinin bulunmadığına karar verilmesi ve bu kararın Dairemizin çoğunluk görüşü ile onanması, hukuk güvenliğini ihlal edecektir. Bu nedenle, birleşen davanın hukuki yarar yokluğundan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının, (birleşen davanın kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile) bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına iştirak etmiyorum.