Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4915 E. 2026/3056 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4915
- Karar No
- 2026/3056
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1805 E., 2025/1573 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/18 E., 2023/163 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...'nın, davalıların murisi ...'a ait bulunan İstanbul ili, ....ilçesi, ..., Mevkii 1184 parsel sayılı taşınmazı harici satış sözleşmesi ile satın aldığını, ancak tarafların uzun süre görüşememiş olmaları nedeniyle satışı tapuda gerçekleştiremediklerini ileri sürerek; davalarının kabulü ile, dava konusu taşınmazın tapusu iptal edilerek müvekkilleri adına tesciline, bu talepleri kabul edilmezse sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların murisleri arasında herhangi bir sözleşme yapılmadığını, sözleşmedeki imzanın davalı muris ...'a ait olmadığını, taşınmazın muris adına 1984 yılında tescil edildiğini, sözleşmenin ise 1994 tarihli olduğunu ve geçersiz olduğunu, sözleşme üzerinden 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; sözleşme tarihi itibarı ile dava konusu taşınmazın tapuya kayıtlı olduğu sabit olduğundan, resmî şekilde düzenlenmeyen taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşme geçersiz olup bu nedenle tapu iptal ve tescil talebinin reddine, sözleşmenin davalılar murisi tarafından yapıldığının ispatlanamadığı, ispatlandığı kabul edilse dâhi 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle de tazminat talebinin reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacıların murisi ile davalıların murisi arasında dava konusu parsele ilişkin 16.05.1994 tarihli adi yazılı şekilde taşınmaz satış sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmede satıcı ...'ın hem imza attığı hem parmak izi bulunduğu, dava konusu taşınmazın 25.04.1984 tarihinde davalıların murisi ... adına tescil edildiği, tapulu taşınmazların harici satış sözleşmesi ile devrinin mümkün olmadığı, ATK Fizik İhtisas Dairesinin 10.12.2019 tarihli raporunda, 16.05.1994 tarihli sözleşmedeki imzanın ...' a ait olmadığının belirtildiği, parmak izi yönünden yapılan araştırmada ise, davalıların murisinin resmî kurumlarda parmak izi ile yaptığı belgeye ulaşılamadığı, buna göre davalıların murisi ...'ın resmî işlemlerde imza kullandığı, parmak izi ile yaptığı işlem olmadığı, sözleşme altındaki imzanın davalıların murisine ait olmadığı, davacıların terditli bedel taleplerinin de geçersiz sözleşme nedeniyle mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Taşınmazın sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren davacıların zilyetliğinde olduğunu, sözleşmede belirtilen bedelin ödendiğini, 2. Mahkemece imza incelemesi yönünden yeterli araştırma yapılmadığını, 3. Sözleşmede tanık olarak yer alan ... öldüğünden dolayı tanık olarak dinletemediklerini, daha sonra Talat Bayır’ı tanık olarak dinletmek istediklerini ancak mahkemenin kabul etmediğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.