Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/334 E. 2026/3073 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/334
- Karar No
- 2026/3073
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2860 E., 2025/2482 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/226 E., 2023/279 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; K... ilçesi, ... Mahallesi, 7 87... parsel numaralı arsada davacının 51/17 48... /1748 oranında pay sahibi olduğunu, bu taşınmazın ifrazı için davacı tarafından ...Belediyesine başvuru yapıldığını ancak yetkililerin yapmış olduğu keşif sonucu arsanın ifraza uygun olmadığı, ifrazın olması durumunda arsanın üzerinde hiçbir şekilde kat mülkiyeti kurulamayacağının tutanak altına alındığını, dava konusu arsanın bu durumunu bilmesine rağmen dava dışı önceki malik ...'ın kötü niyetli olarak 28.03.2022 tarihinde kendisine ait 823/1748 oranındaki hisseyi 630.000,00 TL karşılığında davalıya sattığını, davacıya haber verilmesi durumunda bu taşınmazı alabilecek durumu olduğunu, davacının yasal ön alım hakkı bulunması nedeniyle davalı üzerinde bulunan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu arsada malikler arasında yıllar önce yapılan fiili taksime dayalı kullanımın söz konusu olduğunu, hissedarların uzun yıllardır kullandıkları yerler incelendiğinde iki pay arasında eski yıllarda yapılmış duvar ile sınırların sabit olarak tespit edildiğinin görüleceğini, davalının dava konusu yeri aldıktan sonra üzerinde bulunan beş bağımsız bölümden oluşan ve kendisine düşen binayı tamamen yenilediğini, dava konusu satış bedelinin de aslında 1.740.000,00 TL olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tapuda arsa vasıflı olduğu, üzerinde iki adet bina olduğu ve iki bina arasında parseli ikiye bölen duvar ve üzeri demir parmaklıklarla ayrılmış olduğu, her paydaşın hissesine karşılık kullandığı alan keşif sırasında yapılan inceleme ve araştırma ile dinlenen tanık beyanlarından tespit edildiği, iki farklı binanın fiilen yapılan taksim ve ortadan bölünmesi nedeni ile paydaşlar tarafından binaların ayrı ayrı kullanıldığı, yıllardır tarafların bu şekilde kullanmaları nedeni ile aralarında bir niza olmadığı, bu haliyle davacının daha evvel paydaşlarca fiilen taksim edilen ve davalıya satışı yapılan arsa payı üzerindeki binayı kullanmasına ilişkin hak iddia etmeyerek tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanmak istemesinin TMK'nın dürüst davranma kuralı ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde noterde yapılmış bir taksim sözleşmesi olmadığını, taşınmazın tapuda arsa vasfında olduğunu, davacının ifraz için Belediye'ye başvuru yaptığını ve ifrazın mümkün olmadığının ve tapunun tek kişide olması gerektiğinin belirtildiğini, davacının davalıya satışı yapılan hisseyi almaya hazır olduğunu, buna rağmen davalıya yapılan satıştan davacıya haber verilmeden gizli satış yapıldığını, davalının bedelde muvazaa iddiasının dinlenemeyeceğini, taşınmaz üzerinde davalının iddia ettiği gibi yapıları bölen çok eski duvarlar olmadığını, kaldı ki fiili taksimin olabilmesi için imar mevzuatına uygun şekilde yapılmış olması gerektiğini, fiili taksim olsa dahi paydaşların yasal ön alım hakkından vazgeçmiş olduğunun düşünülmemesi gerektiğini, fiili taksimin ön alım hakkına aykırı bir uygulama olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği kuralına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.