Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4918 E. 2026/3061 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4918
- Karar No
- 2026/3061
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2018 E., 2025/1843 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/252 E., 2021/376 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, tapu tahsis belgesi ile mülkiyetinde bulunan, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kayıtlı binanın 4. katında bulunan 2 daireyi, .... Noterliğinde düzenlenen ... tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davacıların murisi ... 'e satmayı vaat ettiğini, satış bedelinin peşin olarak ödendiğini, taşınmazların 1989 yılında fiilen davacılara teslim edildiğini, o tarihten beri muris ve davacıların taşınmazları kullandıklarını, 10.05.2006 tarihinde taşınmazların davalı adına tescil edildiğini, çektikleri ihtarname ve aradan geçen zamana rağmen tapuların davacılara verilmediğini ileri sürerek; davanın kabulü ile; dava konusu taşınmazın 4. katında yer alan iki dairenin müvekkilleri adına tesciline, tescilin mümkün olmaması hâlinde belirtilen taşınmazların rayiç bedelinin tespit edilerek davacılara ödenmesine, bu taleplerinin de kabul görmemesi hâlinde davalıya ödenen satış bedelinin davacılara ödenmesine, bunun da mümkün olmaması hâlinde uğradıkları maddi zararın ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın satış vaadi sözleşmesinin imzalandığı tarihte tapusuz olduğunu, tapunun 2006 yılında kendisi tarafından bedeli belediyeye ödenerek alındığını, öncelikle davacıların paylarına düşen bu bedeli ödemeleri gerektiğini, bahse konu satış vaadi sözleşmesinin zamanaşımına uğradığını, sözleşmeyi kabul etmediğini, dava konusu binada davacıların dava tarihi itibariyle 1 adet daireleri olduğunu, diğer dairelerini sattıklarını, arsa payı oran dağılımının satış vaadi sözleşmesindeki paya göre değil fiili duruma göre yapılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; dava konusu sözleşmeye göre, 12093 parsel sayılı taşınmazın 4. katında bulunan 2 dairenin satışının kararlaştırıldığı, 50 86... (eski 12093) parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinin bulunmadığı, bu hâli ile ruhsata bağlanamayacağı, kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulamayacağı ve binanın kaçak yapı olduğunun tespit edildiği, bu nedenle davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verildiği, ancak tarafların murisleri arasında resmî şekilde akdedilmiş gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin bulunması sebebiyle taşınmazların dava tarihindeki rayiç bedelleri üzerinden davanın kabulü ile; 391.600,00 TL alacağın Susurluk Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/708 Esas ve 2018/684 Karar sayılı ilâmındaki payları oranında davalı ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile, davacılar murisi ... ...’e ait ... Noterliğinin 09.02.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesinde belirtilen hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar vermiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Taraflar arasında geçerli satış vaadi sözleşmesi mevcut olduğunu, taşınmaz bedelinin ödendiğini, taşınmazda kat mülkiyeti kurulmamış olsa dâhi sözleşmeye konu bölümlerin arsa paylarının belirlenmesi, arsa payı bazında mülkiyet hakkı tesis edilmesi gerektiğini, 2. Hüküm altına alınan bedelle davacıların yeni bir taşınmaz edinmelerinin mümkün olmadığını, bu nedenle davacıların munzam zararlarının da gözetilerek hüküm kurulması gerektiğini, 3. Bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, rapora yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, 4. Verilen kararla davalıların kötüniyetinin korunduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak taşınmazların rayiç bedelinin tahsili ve tazminat istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.