Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/2150 E. 2026/11930 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2150
Karar No
2026/11930
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1351 Esas, 2025/538 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Çekerek Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/75 Esas, 2023/173 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Temyizdeki parasal sınırların uygulanmasına ilişkin 6100 sayılı Kanun'un Ek-1 inci maddesine 14.11.2024 tarihinde yürürlüğe giren, 7531 sayılı Kanun'un 22 inci maddesi ile “İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiş, akabinde bu fıkra 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun ile 6100 sayılı Kanun'un Ek-1 inci maddesinin ikinci fıkrası "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.

Dosya içeriğine göre; Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinin 19.11.2025 olduğu ve 7550 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un Ek-1 inci maddesinin ikinci fıkrasına getirilen değişikliğin yürürlükte olduğu anlaşıldığından, hüküm altına alınan ve reddedilen temyize konu ecrimisil bedeli dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kalmaktadır.

Bu nedenle; ecrimisil bedeli yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçelerinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı idare vekilinin el atma nedeniyle tazminat bedeli yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Yozgat ili, Aydıncık ilçesi, ... köyü 348/3 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davacı kurum tarafından bu taşınmaz üzerinden usulü işlemler yerine getirilmeden ve bedel ödenmeden hukuka aykırı bir şekilde dava konusu taşınmaz üzerinde kamulaştırılmasız olarak yol geçirildiğini bu nedenle davacı tarafın mağdur edildiğini, kamulaştırılmasız el atma nedeni ile oluşan ecrimisil bedelinin ve taşınmaz değerinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davanın bu şekilde kabul görmesi halinde dava konusu taşınmazın el atılan kısmının tapudan yol olarak terkinine karar verilmesinini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kamulaştırma planının hazırlandığını, kamu yararı kararı alınmak üzere kamulaştırma çalışmalarına başlanıldığını, idareye uzlaşma başvurusu yapılmadan dava açıldıysa davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın üzerinde el atma bulunması halinde oluşturulan uzman heyetle taşınmazın değerinin net gelir hesabına göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı idarenin harçtan muaf olduğunu, hüküm kısmının 9 numaralı bendinde harçların müvekkili idareden tahsilinin istenmesinin açıkça kanuna aykırı olduğunu, dava tarihi 15.04.2022 olduğundan dolayı ve bu tarihte kullanılmakta olan 2021 yılı ürün maliyet cetveline göre bedel belirlenmesi gerektiğini, 2022 yılı ürün maliyet cetveli 2022 yılının 11. ayında imza altına alınmış olup dava tarihinden 7 ay sonra olduğunu, bu nedenle 2022 yılı ürün maliyet cetveline göre bedel belirlenmesinin kesinlikle kabul edilebilir bir durum olmadığını, taşınmaza uygulanan münavebe sistemi ve taşınmazın sulu tarım arazisi olarak alınmasının yanlış olduğunu, dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi olarak ve kuru tarım arazisinde uygulanan münavebe ve verim değerlerine göre taşınmaza değer takdir edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazda yapılan incelemelerde taşınmazda sulama açısından hâlihazırda herhangi bir sondaj kuyusunun bulunmadığı, taşınmaza Devlet eli ile sulama imkânının sağlanmadığı taşınmazın sulu tarım arazisi olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu Yargıtay içtihatlarında üretim masrafların brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağı kararını uygulamanın günümüz şartlarında uygun olmadığını, bilirkişi raporunda bahsi geçen değer artırıcı özelliklerin kapitalizasyon faiz oranı belirlenirken dikkate alınmış olup yeniden %30 objektif değer artışı uygulamanın tekrara, dolayısıyla haksız kazanca neden olacağını, bilirkişi raporlarının belirtilen ilke ve usuller dikkate alınmaksızın soyut bir takım belirlemeler ile ecrimisil hesabı yaptığını, yerel mahkeme kararına esas teşkil eden bilirkişi raporunda belirlenen bedel bilimsel esaslara, yasal düzenlemelere, hakkaniyete ve Yargıtay içtihatlarına uygun olarak takdir edilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak İlk Derece Mahkemesince, davalı idare harçtan muaf olduğu hâlde, yargılama giderleri arasına dahil edilerek hesaplanan harçtan davalı idarenin sorumlu tutulması hatalı olup davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun bu yöne münhasır olarak kısmen kabul edilmesi gerektiğinden davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile ilgili hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Davalı İdare vekilinin Ecrimisil Bedeline İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,

B.Davalı İdare Vekilinin Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Bedeline İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/2150, K. 2026/11930, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-2150-e-2026-11930-k-d61be54aed58