Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/11923 E. 2025/10423 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11923
Karar No
2025/10423
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/401 Esas, 2024/222 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; dava konusu İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, ... Mahallesi eski 2341 parsel sayılı taşınmaza usulüne uygun kamulaştırılmaksızın davalı idarece fiilen el atıldığından bahisle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın usulüne uygun kamulaştırıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.06.2013 tarihli ve 2012/230 Esas, 2013/354 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince yapılan temyiz üzerine karar onanmış, onama kararına karşı davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda özetle; dava konusu taşınmaza ilişkin olarak 01.02.1985 tarihinde kamu yararı kararı alındığı, o tarihte yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 7 nci maddesinde yazılı tapu ve vergi kayıtları üzerinden ve haricen tapu maliki davacının adresinin araştırıldığı, tapu müdürlüğünce bildirilen adrese çıkartılan tebligatın bila tebliğ iade edildiği, nüfus müdürlüğü tarafından "adı geçen şahısların kayıtlı olduğu hane, cilt ve sayfa numaraları belirtilmediğinden adreslerinin tespit edilemediği, bu eksikliğin tamamlanarak iadesinin" istendiği halde, gereği yapılmadan kamulaştırma işleminin ilanen tebliğ edildiği anlaşılmakla nüfus idaresinin yazısında belirtilen eksiklikler giderildikten sonra davacının adresi nüfus idaresinden araştırılarak, bu durumda olumsuz cevap gelmesi halinde ilanen tebligat işlemlerinin yapılması gerekirken, davalı idarece gereğinin yapılmadığı anlaşıldığından ilanen yapılan tebligat geçersiz olup mahkemece işin esasına girilerek talep hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. B.Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 11.12.2019 tarihli ve 2018/284 Esas, 2019/466 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. C.İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekilinin temyizi üzerine karar onanmış, onama kararına karşı davalı idare vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur. 2.Dairece yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal taşınmazın satış tarihindeki fiyat artış endeksi yanlış uygulandığından ve taşınmazın değerlendirme tarihi, emsalin ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili belediye başkanlığı ve tapu müdürlüğünden sorularak dava konusu taşınmazdan düzenleme ortaklık payı indirilip indirilmeyeceği tartışılmadan soyut ifadelerle değer biçilmesi nedeniyle bu rapora göre hüküm kurulması mümkün olmadığından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, değerlendirme dava tarihine göre yapıldığından, hükmedilen bedelin tamamına dava tarihinden faiz yürütülmesi gerekirken, birleştirilen ek davada talep edilen bölüme ek dava tarihinden faize hükmedilmesi, dava konusu taşınmaz tek olup asıl dava ile birleştirilen dava tek bir hukuki nedene dayalı olarak açıldığından, davacı lehine toplam bedel üzerinden tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi doğru olmadığı gibi; 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7201 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek 2 nci maddesi ve bu hükmün devam eden davalarda uygulanacağına dair aynı Kanunun 7 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanuna eklenen geçici 15 inci madde hükümlerine göre Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yasal hasım olduğu gözetilerek işlem yapılması gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taleple bağlı kalınarak asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, hükmedilen bedel enflasyon karşısında değerini kaybettiğinden yasal faiz değil kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini, belirlenen bedelin ÜFE ile güncellenerek ödenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; usulüne uygun kamulaştırma işlemi yapıldığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının faize yönelik temyizinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı idare vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Buna karşın; dava konusu taşınmazın yüzölçümü 35.060,00 m² iken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmazların yüzölçümlerinin 250,00 m² olması nedeniyle yüzölçümleri çok farklı satışların emsal olarak değerlendirilmesi doğru olmadığı gibi, bilirkişi kurulunca emsal alınan ... Mahallesi 580 parsel sayılı taşınmazın satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınan ... Mahallesi 1011 parsel ve ... Mahallesi 580 parsel sayılı taşınmazların bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihleri itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden ve emsal alınan ... Mahallesi 580 parsel sayılı taşınmazın değerlendirme tarihi olan 2012 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerinin ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden ayrı ayrı sorularak bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması nedeniyle rapor inandırıcı bulunmamıştır. 5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı idare vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabul ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 03.07.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16/01/2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) . Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır. Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden; 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır. Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda da; eldeki davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi, aynı Kanunun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği, Uygulama yapılırken de; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği, Kanaatinde olduğumdan, Sayın çoğunluğun bu hususla ilgili olan aksi görüş ve kararına katılmıyorum. 03.07.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11923, K. 2025/10423, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-11923-e-2025-10423-k-aa010ab7e9e3