Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9521 E. 2025/5031 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9521
Karar No
2025/5031
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2074 Esas, 2024/1725 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/477 Esas, 2023/333 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., ... Mahallesi 48815 ada 1 parsel sayılı taşınmaza imar planında ilköğretim alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını ve bedelinin yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin çok düşük olduğunu, dava tarihi esas alınmış ise de aradan geçen süreçteki artışların dikkate alınmadığını, serbest piyasa araştırması yapılmadığını, emsallerin bedellerinin harçtan kaçmak için düşük gösterildiğini, pay üzerinde ipotek olmadığını, bu yönüyle hükümdeki ibarenin çıkartılması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; idari yargının görevli olduğunu, uzlaşma gerektiğini, raporun uygun olmadığını, bedelin yüksek belirlendiğini, husumetin imar planlarını yapan belediyeye yöneltilmesi gerektiğini, ıslah edilen tazminat bölümüne ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 2013 onaylı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "kreş ve anaokulu" alanı olarak ayrıldığı, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde ayrılma amacına uygun yapı ve tesis bulunmadığı, bu yönüyle fiilen el atılmadığı anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece taşınmaza müdahale edildiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun doğal sonucu idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkını engellediği, bu durumda mal sahibinin idareden değer karşılığını vermesini isteyebileceği, bir başka deyişle, taşınmaza fiilen el atılmamış ise de makul süre içinde herhangi bir işlem tesis edilmediğinden kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği sabit olup, taşınmazın aynına ilişkin bu davaya bakmanın adli yargının görevi dahilinde olduğu ve arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, dava konusu taşınmaz ile emsallerin vergiye esas değerleri de kıyaslanarak, dava konusu taşınmaz ile aynı gölgede bulunan ve Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2012/15052 Esas sayılı kararı ile onanarak kesinleşen 46127 ada 1 parsel sayılı taşınmaz bedeli de değerlendirilmek suretiyle bedeli tespit edilerek davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacı payının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline dair kararda, dosya içerisine kazandırılan değerlendirme tarihine Esas vergi değerleri kıyaslamasına göre her ne kadar 1 nolu emsal dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğu, raporda ise dava konusu taşınmazın daha değerli olduğunun kabul edildiği tespit edilmiş ise de diğer iki emsal kıyaslamasının doğru orantılı yapıldığı, tek emsale bağlı kalarak değerlendirme yoluna gidilmediği görüldüğünden rapor bu yönüyle uygun bulunmuş olup mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsiline ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporunda, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, yürürlükte bulunan 2013tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında dava konusu taşınmazın kreş ve anaokulu olarak ayrıldığı dikkate alındığında taşınmaza fiiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığı anlaşılmakla taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğrudur. 3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ile "Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." hükmü getirildiği gözetildiğinde harca esas değer üzerinden belirlenen vekâlet ücretinin de maktu harca tâbi davalarda maktu alınması gerekir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Davalı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA 3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) nolu bendinde yer alan "240.766,66" sayısının çıkarılarak yerine "9200,00" sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9521, K. 2025/5031, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-9521-e-2025-5031-k-59b329f7d454