Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/2130 E. 2026/6838 K. – Zimmet
Konu: Zimmet
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/2130
- Karar No
- 2026/6838
- Karar Tarihi
- Konu
- Zimmet
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3664 Esas, 2019/4377 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararların temyizi üzerine yapılan ön incelemede neticesinde; Suçtan zarar gören ... adına davanın katılan ... Tapu Kadastro İl Müdürlüğüne ihbar edildiği, gerekçeli kararın ise 17.01.2020 tarihinde katılana tebliğ edilmesine rağmen 15 günlük yasal süre geçtikten sonra 09.12.2021 tarihli dilekçe ile suçtan zarar gören Bakanlık vekili tarafından temyiz talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz eden sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri ile sanık ...'ın hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2019 tarihli ve 2018/62 Esas, 2019/367 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında zincirleme zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 43/1, 62. madde ve fıkraları uyarınca ayrı ayrı 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereği hak yoksunluklarına hükmolunmuştur. B. İstinaf Sanık ... ile sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin istinaf başvuruları üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 30.12.2019 tarihli ve 2019/3664 Esas, 2019/4377 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi gereği hak yoksunluklarına hükmolunmaması aleyhe istinaf talebi bulunmadığından eleştiri konusu yapılmak suretiyle istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... ile sanıklar ..., ..., ... müdafiilerinin Temyiz İstemleri Yabancıların taşınmaz edinimi sürecinde haritaların ... Ordu Komutanlığına gönderilmesine ilişkin görev ve yetkinin Didim Kadastro Birimine değil, Didim Tapu Sicil Müdürlüğüne ait olduğuna, bilirkişi raporlarında evrak tarihlerinin belirtilmemesi ve fotokopi belgelerin tek bir asıl evraktan çoğaltılmış olabilme ihtimalinin göz ardı edilmesi nedeniyle eksik inceleme yapıldığına, sanıklar hakkında zimmet suçunun unsurlarının oluşmadığına, mağdur beyanlarında sanıklara bizzat para verildiğine dair bir kayıt bulunmadığına, mahkûmiyet hükümlerinin yalnızca kurum içi yazışmalardan kaynaklanan farklara dayalı varsayımlarla kurulduğuna, döner sermaye ücretlerine dayanak teşkil eden yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle söz konusu işlemin hukuksuz olduğuna, sanıkların yalnızca amirlerinin verdiği teknik görevleri yerine getirdiklerine, para tahsil etme veya defter tutma yetki ve sorumluluklarının bulunmadığı hususları dikkate alındığında mahkumiyet kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna ve bu nedenle bozulması lüzumuna ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Suç tarihlerinde, yabancı uyruklu şahısların Didim'de taşınmaz satın alabilmeleri için ilgili taşınmazın askeri yasak bölge sınırları içinde kalıp kalmadığının tespitine yönelik Aydın Kadastro Müdürlüğünce maktu döner sermaye harcı karşılığında 1/25.0 00... /5.000 ölçekli krokilerin hazırlandığı, bu krokilerin sanıklar tarafından oluşturulup imzalandığı ancak kroki bedellerinin Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Döner Sermaye Saymanlığına yatırılmadığı, Kadastro Müdürlüğü iş bölümüne göre kadastro teknisyeni olarak görev yapan sanık ...'ın söz konusu krokiler karşılığında döner sermaye ücretlerini kesmek, kasa defterini düzenlemek, sayman mutemet alındısı düzenlemek, döner sermaye ücretlerini bankaya zamanında yatırmak, dekontlar ile kasa defteri suretlerini zamanında Genel Müdürlük Döner Sermaye İşletmesine göndermekle görevli olduğu dolayısıyla sanık yönünden yasal tevdi unsurunun bulunduğu dosya kapsamındaki belgelerden tespit edilmekle, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanıklar ..., ... ve ... haklarında kurulan hükümler yönünden Suç tarihlerinde sanıklar ... ile ...'in Aydın Kadastro Müdürlüğünde kontrol mühendisi, ...'ün ise kadastro teknisyeni olarak görev yaptıkları, yabancı uyruklu şahısların Didim'de taşınmaz satın alabilmeleri için ilgili taşınmazın askeri yasak bölge sınırları içinde kalıp kalmadığının tespitine yönelik krokilerin sanıklar tarafından hazırlanarak onaylandığı hususunda herhangi bir ihtilaf olmamakla birlikte, dosya kapsamındaki belge, beyan ve diğer delillerden sanıkların söz konusu kroki bedellerini tahsil etme yetkileri olmadığı gibi tahsil edilen paraları Döner Sermaye Saymanlığına yatırma görevlerinin de bulunmadığı, dolayısıyla atılı suç yönünden yasal tevdi unsurunun gerçekleşmediği, sanıkların bu paralar üzerinde koruma ve gözetim sorumluluklarının da olmadığı, bu nedenle sanıklara isnat edilen suçun unsurlarının oluşmadığı ayrıca sanık ... tarafından tahsil edilen paraların sanıklar arasında paylaşıldığına dair dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı nazara alınarak beraatlerine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değğerlendirmeler sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle suçtan zarar gören ... vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle hükümde sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 3. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar ... ve ... müdafiileri ile sanık ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2026 tarihinde karar verildi.