Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/2183 E. 2026/6887 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2022/2183
Karar No
2026/6887
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/6217 Esas, 2021/291 Karar SUÇLAR : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, zimmet, icbar suretiyle irtikap, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'na (3628 sayılı Kanun) muhalefet HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin reddi, onama

Bölge Adliye Mahkemesince verilen Kararların temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Sanıklardan ... ve ... hakkında 3628 sayılı Kanun'un 10/1. maddesine muhalefet, ... hakkında icbar suretiyle irtikap suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-g madde-fıkra ve bendi uyarınca 10 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair kararlardan olması ve bu suçların aynı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmaması nedeniyle temyizinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, katılan vekilinin adı geçen sanıklar hakkında verilen hükümlere yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, Hazinenin kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediği, bu itibarla sanıklar ..., ... ve ... hakkında bu suçtan açılan kamu davalarına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkının olmadığı anlaşıldığından, vekilinin belirtilen suçtan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Sanıklar ... ve ... hakkında zimmet suçundan verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından, sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Kozan Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2015/195 Esas, 2019/348 sayılı Kararı ile sanıklardan ...'ın zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1-2, 43/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 7 yıl 9 ay 22 gün hapis, ...'ın aynı suçtan aynı Kanun'un 38/1 ve 247/1-2. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, her iki sanık hakkında aynı Kanun'un 53/1-2-3., sanık ... hakkında ayrıca aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur. B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 09.03.2021 tarihli ve 2019/6217 Esas, 2021/291 sayılı Kararı ile sanıklar müdafiilerinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Hazine Vekilinin Temyiz İstemi Sanıklar hakkında üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, zimmet iddiasına konu paraların iş ve işlemler kapsamında kullanıldığına, mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re'sen tespit edilecek diğer hususlara ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 62/3. maddesi gereğince sanık hakkında soruşturma izni alınması gerektiğine, zimmet eylemine konu Ek ... nolu belgede yazılı paranın diğer sanık ... uhdesinde bulunduğunun sabit olduğuna, Ek ... nolu belgede ise tanıkların imzası ile ödemelerin yapıldığına, yazılı belgenin varlığına rağmen tanık beyanları doğrultusunda mahkumiyet kararı verildiğine, sanığın atılı zimmet suçu yönünden sorumluluğunun bulunmadığına ve sair hususlara ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe S.S. ... Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi başkanı olan sanık ... ile tarım aracısı olarak çalışan sanık ... hakkında "Ek-108" ve ''Ek-110'' sayılı ödeme belgelerinde adı geçen işçilere, belgelerde yazılı ücretler hiç ödenmediği veya daha az ödendiği halde ödenmiş gibi göstermek suretiyle zimmet suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davalarında, sanıkların atılı suçtan ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de ''Ek-110'' sayılı ödeme belgesinde tanıkların imzaları üzerinde yapılan kriminal incelemede kesin bir tespitin yapılamaması, sanık ...'ın imzaların tanıklara ait olduğunu savunması, tanıkların beyan tarihleri ile ödeme tarihleri arasında geçen zaman aralığı ile aldıkları bedellere dair net beyanlarının bulunmaması, "Ek-108" sayılı ödeme belgesine konu 53.600,00 TL'yi sanık ...'ın diğer sanık ...'a verdiğini savunması ve sanık ...'ın bu savunmayı doğrulaması, sanık ...'ın tüm parayı işçilere ödediğini savunması ve tanıkların bir kısmının ücretini fazla aldığını, bir kısmının ise eksik aldığını beyan etmeleri karşısında, sanık ...'ın dava konusu bedelleri uhdesinde bulundurduğuna dair somut bir delil bulunmadığı dikkate alınarak Tarımda İş Aracılığı Yönetmeliği'nin 11/1-d maddesi gereği işçilere ödeme yapılması işinin sanık ... tarafından ifa edilmesi gerektiğine ilişkin hüküm gereğince işçilere bizzat ödemesi gereken ücretleri Yönetmeliğe aykırı olarak tarım aracısı vasıtasıyla ödenmesi şeklinde sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, ...'a verilen 53.600,00 TL'nin ise görevi kapsamında kendisine tevdi edilmiş bir para olmaması nazara alındığında eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 155/1. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, söz konusu suçların cezalarının üst haddine göre aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, son suç tarihi olan 28.12.2012 tarihinden inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. III. KARAR 1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin 3628 sayılı Kanun'a muhalefet, icbar suretiyle irtikap ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen kararlara yönelik temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2.Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin ve sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca Kozan Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/2183, K. 2026/6887, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2022-2183-e-2026-6887-k-59b07258970e