Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8008 E. 2026/5844 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/8008
Karar No
2026/5844
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2346 E., 2022/715 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ve 53/6. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan ... vekilinin istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın TCK'nın 85/2, 62/1 ve 53/6. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine, bilinçli taksir koşullarının oluştuğuna, sürücü belgesinin geri alınma süresinin üst sınırdan belirlenmemesinin isabetsiz olduğuna ilişkindir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kazaya karışan aracın kaza anındaki sürücüsünün sanık olduğu tereddütsüz şekilde ispatlanmamış olmasına rağmen sanık hakkında sübut bulmayan suçtan dolayı eksik inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, aracı kullananın sanık olduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III.OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 01.01.2016 tarihinde, gündüz vakti 14.30 sıralarında, yerleşim yeri dışında, 2,63 promil alkollü sanık ...'ın sevk ve idaresindeki otomobil ile bölünmüş eğimli karayolunda sağ şeritte seyir halindeyken sol şeritte seyir halinde olan bir başka aracı geçtiği sırada otomobilini sol şeritteki aracın sağ ön teker kısmına sürtüp direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüj demir bariyerlere çarpması daha sonra kaplamanın sağından yoldan çıkması neticesinde otomobilde yolcu olan ... ve ...'in öldüğü, katılan ...'ın yaşamını tehlikeye sokacak ve kemik kırığı oluşacak şekilde, mağdur ...'nın hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak biçimde yaralandıkları, sanığın kaza anına ilişkin hiçbir şey hatırlamadığını savunduğu, mağdur ...'nın aracın sanık tarafından biraz hızlı kullanıldığını, katılan ...'ın ise alkol almaları nedeniyle araçta uyuyakaldığı için aracı kimin kullandığını bilmediği, olay yerine giden ambulans görevlisi tanık .. nin yaralı ...'nın yarı baygın vaziyette kendinde olmadığı, ".. ne olur yavaş git" şeklinde sayıkladığını beyan ettiği, sanığın olay anına ilişkin bir şey hatırlamıyor oluşunun tanık ve mağdur beyanları göz önüne alındığında bir önem arz etmediği ve kazanın alkollü olarak araç kullanan sanık tarafından gerçekleştirildiği, kaza tespit tutanağı ve Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 12.02.2018 tarihli raporuna göre sanığın asli kusurlu olduğu, ayrıca 2,63 promil alkollü olan sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen direksiyon başına geçip yönetimindeki otomobili sürmeye devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, iki kişinin ölümü ile iki kişinin yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından iki sınır arasında temel ceza belirlenirken adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken alt sınırdan yeterince uzaklaşılmadan temel cezanın 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanığa az ceza tayin edilmesinin, kazadan yaklaşık iki saat yirmi dokuz dakika sonra alınan kan örneklerinin tetkiki sonucu (26,3 mg/dl etanol) 0,26 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın, kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığına dair Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun raporlarında yer alan yerleşmiş kabulüne göre olay anındaki alkol düzeyi yaklaşık 0,62 promil olacağından koşulları oluşmadığı halde sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasının ve katılan ...'ın kâti raporu alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekliliğinin gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan yeniden hüküm kurulmuş ve sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/8008, K. 2026/5844, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-8008-e-2026-5844-k-1e358b86f3be