Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8003 E. 2026/5845 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8003
- Karar No
- 2026/5845
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/3222 E., 2022/824 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 53/6. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; eksik inceleme yapıldığına, suçun bilinçli taksirle işlendiğine, temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin yasal ve yeterli gerekçeye dayanılmaksızın sanık lehine uygulandığına ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; görgü tanıkları dinlenmeyerek eksik inceleme yapıldığına, kararın gerekçesiz olduğuna, tanıkların dinlenmesi halinde sanığın kazada kusursuz olduğunun ortaya çıkacağına, usûl ve kanuna aykırı olan hükmün bozulması istemine ilişkindir.
III.OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık sürücü ..'ın sevk ve idaresindeki kamyonet ile 16.11.2017 tarihinde, gündüz vakti, açık havada, azami hız limitinin 110 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri dışında, bölünmüş iniş eğimli karayolunda seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybedip yoldan çıkarak solundaki refüj üzerindeki ağaca çarpıp karşı yol bölümüne savrularak karşı yönden gelmekte olan mağdur sürücü ...'nın yönetimindeki çekicinin sol yan kısımlarına çarptıktan sonra sol şerit üzerinden gelmekte olan diğer katılan sürücü ...'ın idaresindeki otomobil ile çarpışması sonucu otomobilde yolcu olarak bulunan ... ile ...'ın öldüğü, katılan ...'ın hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak, yaşamını tehlikeye sokacak, yüzünde sabit iz bırakacak ve beyin hasarı sonucu kalıcı olarak ileri derecede hareket kısıtlılığına, konuşma yeteneğinin kaybolmasına yol açtığından iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa neden olacak biçimde, katılan ...'ın hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak nitelikte yaralandıkları, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları bu şekilde gerçekleşen kazanın meydana gelmesinde, gerek kaza tespit tutanağına gerek kovuşturma evresinde mahallinde keşif sonucu düzenlenen 26.11.2018 tarihli bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 24.05.2019 tarihli raporuna göre sanığın idaresindeki kamyonetle seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, direksiyon hakimiyetine ve aracını kaplama dışına çıkarmamaya özen göstermesi gerekirken bahsedilen hususlara riayet etmeyerek asli ve tam kusurlu olduğu göz önünde bulundurulduğunda, iki kişinin ölümü ile birlikte iki kişinin yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.06.2026 tarihinde karar verildi.