Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/2968 E. 2026/11242 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/2968
- Karar No
- 2026/11242
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/259 E., 2023/4289 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm tesisi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... ve sanıklar müdafiinin temyiz istemlerinin, "olay tarihi ile şikâyet tarihi arasında 1 yıldan fazla süre geçtiğine, aleyhe beyanı bulunmayan tanık ...’in olayla ilgili verdiği iki ifadesi yan yana konulup incelendiğinde ise birbirini doğrulamayan tutarsız ve çelişkilerle dolu iki ayrı ifadenin bulunduğuna,“şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği sanıklar lehine değerlendirilmesi gerekir iken adeta “şüpheden katılan yararlanır” ilkesinin varlığı kabul edilerek sanık aleyhine değerlendirilmiş olmasına, elde edilen somut deliller doğrultusunda hüküm kurulması gerekir iken sanık lehine olan somut delillerin hiçbir şekilde değerlendirilmeyip, soyut iddia doğrultusunda hüküm kurulmasına, hırsızlık konusu olduğu iddia edilen “imzasız ve mühürsüz a4 fotokopi kağıdının” işyerinden alınmış olabileceği isnadının doğru kabul edilip, ne şekilde ve kimden temin edildiği tüm detayları WhatsApp yazışmaları da ibraz edilip açıklanmış olmasına rağmen, hükmün somut ve yazılı delillere dayandırılmayıp soyut nitelikteki iddiaya dayanılarak hüküm kurulmasına, müştekinin ortağı olduğu iddia edilen firma suç tarihinde o adreste ticari faaliyete başlamadığından, müsnet suçun unsurları oluşmadığına, suçun sübutu konusunda beyanlarımızın aksine değerlendirme yapılması hâlinde ise; dosya içeriğindeki dilekçelerimizde detaylı şekilde izah edildiği üzere fotokopi kağıdının mal niteliğinde olmaması nedeni ile hırsızlık suçunun konusu olamayacağından beraat kararı verilmesi, TCK 142. maddesinden hüküm kurulması halinde ise değerinin çok hafif olması nedeni ile TCK 1 45... /2 maddesi uyarınca cezasızlık halinin değerlendirilmesi, yine TCK 168/2. maddesi kapsamında süre verilir ise bu kağıdı mahkemesinden temin ederek katılan veya makama teslim edebileceği” şeklindeki taleplerimiz konusunda bir karar verilmemiş olması ve yine suçun sübut bulduğunun kabulü hâlinde dahi yürüyen hukuk davaları da nazara alınarak eylemin TCK 144 maddesinde düzenlenmiş “bir hukuki alacağın tahsili amacı” ile gerçekleştirildiğinin değerlendirilerek CMK 254 maddesindeki uzlaşma prosedürünün tamamlanmamış olması ile re’sen dikkate alınacak diğer hususlar nazara alınarak hükmün bozulmasına," Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin "sanıkların tüm aşamalarda müsnet suçlamayı kabul etmeyip suça konu belgeyi katılanın ortağı olan tanık ...'tan aldıklarını beyan etmeleri, sanık ... ile tanık ... arasında yapıldığı tespit edilen mesajlaşma suretlerinde ...'ın sanık ...'ye bazı belgeler verdiğinin tespit edilmesi, her ne kadar kamera görüntülerinde sanıkların katılanın iş yerinin bulunduğu bölgede görüntülendiği belirlenmiş ise de sanıkların katılanın iş yerine girdiklerine dair bir kamera görüntüsünün bulunmaması, bu konuda bir tanık beyanının olmaması, suçun işlendiği iddia edilen yerde sanıklara ait herhangi bir parmak izi tespitinin olmaması, katılanın suça konu belgeyi arşivinde bulundurduğuna dair beyanına göre sanıkların iş yerinde bulunduğu belirtilen arşivden kısa süre içerisinde bu belgeyi kısa süre içerisinde bulup almaları ihtimalinin çok düşük olması, sanıkların müsnet hırsızlık suçunu işlediklerine dair mahkûmiyetlerine yeterli kesin ve her türlü şüpheden uzak delillerin bulunmadığı nazara alınmaksızın beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak verilen karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık ..., sanıklar müdafiinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz istemlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.