Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6230 E. 2026/3499 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6230
Karar No
2026/3499
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1377 E., 2025/1791 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/414 E., 2024/275 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 2009 yılında davalının eşi ile müvekkilinin tavuk kümesi kurma konusunda anlaştıklarını, müvekkiline bankadan kredi verilmediğinden işletmenin davalı adına kurulduğunu, tüm kararların davalının eşi ile müvekkili tarafından alındığını, davalının eşi...'un davalıyı temsilen ve onun adına hareket ettiğini, işletmenin kurulduğu taşınmaz müvekkili adına tapuda kayıtlı iken davalı adına satış gösterilmek suretiyle tapuda bedelsiz devredildiğini, bunun karşılığında davalının taşınmaz değeri kadar nakit para koyduğunu, bu suretle taraflar arasında sözlü adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, 2009 yılında kümesin yapımına başlandığını, 2010 yılı Eylül ayında kümesin faaliyete geçtiğini, daha sonra ikinci kümesin yapıldığını, kümeslerin yapımı ile davacının ilgilendiğini, kümese gelen hayvanların ... Piliç şirketi tarafından temin edildiğini, yemleri, veteriner hizmetleri ve rutin bakımlarının ... Piliç şirketine, işletmenin elektrik, ısıtma için kullanılan kömür, talaş ve çalışan giderlerinin işletmeye ait olduğunu, müvekkilinin işletmenin kuruluş aşamasından itibaren aralıksız çalıştığını, kümeste bulunan hayvanların bakımı ve gözetiminin müvekkili üzerinde olduğunu, müvekkiline çalışmasının karşılığında herhangi bir ücret ödenmediğini, müvekkilinin ortaklık hesabını sorması üzerine davalının eşi tarafından el yazısı ile hesap özetlerinin verildiğini, taraflar arasında adi ortaklığın sonlandırılması konusunda anlaşmazlık çıktığından bir miktar para teklif edildiğini, müvekkilinin kabul etmediğini ileri sürerek; adi ortaklığa ait iki adet tavuk kümesi bedeli alacağının şimdilik 10.000,00 TL'nin, adi ortaklığa ait işletmeden elde edilen kârın şimdilik 10.000,00 TL'nin, 7 yıl süre ile işletmenin bakım, hayvanların yetiştirilmesi vb emeğinin karşılığı olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah ile dava değerini 9.906.209,40 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; adi ortaklığın kurulduğuna ilişkin davacı tarafça yazılı delilin sunulmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı tanıklarının dinlenilmesine muvafakat etmediklerini, davacının bahsettiği taşınmazı satış yolu ile bedeli karşılığında davalı tarafından satın alındığını, davacının sadece kümes inşaatında işçi olarak çalıştığını, davacı ile davalı arasında sadece işçi işveren ilişkisinin olduğunu, .... Tavukçuluk şirketi ile yapılan sözleşmenin, elektrik faturaları ile kredilerin çekilip ödenmesinin davalı tarafça yapıldığını, kim tarafından düzenlendiği belli olmayan hesap özetini kabul etmediklerini, davalının tek başına tavuk çiftliğine sahip olduğunu, ortağının olmadığını, taşınmazı satmadan önce kuyu açma müracaatında bulunduğundan satın alındıktan sonra kuyu açma belgesinin davacı adına düzenlendiğini, davalının Uşak ilinde ikamet ettiğini, davacının ise kümesin bulunduğu köyde ikamet etmesi nedeniyle herhangi bir ihtiyaç olduğunda ulaşılmasının kolay olması amacıyla tabelaya davacının isminin yazıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında ortaklık ilişkisi kurulup kurulmadığı hususunun uyuşmazlık konusu olduğu, davacı tarafça yazılı sözleşme sunulmadığı, davalı ile aralarındaki hesap tablosu, davaya konu taşınmaza ilişkin kuyu açma belgesi, dosyaya sunulan dava konusu yerdeki iş yeri tabelasında davacının isminin yer alması dikkate alınarak sunulan delillerin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edildiği, bu nedenle dinlenen tanıkların beyanlarında; tarafların ortak olduğu, inşaatta çalıştığı, hatta köylülerin hepsinin bildiğini, davalı tanıklarının ise ortak olup olmadıklarını bilmediklerini beyan ettikleri, davalı tanıklarının bilgisinin olmaması nedeniyle davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek taraflar arasında adi ortaklık olarak tavuk çiftliği kurulduğunun kabul edildiği, .... Vergi Dairesi Başkanlığının 06.10.2022 tarihli yazılarında, davalının gelir vergisi yönünden herhangi bir vergi kaydının bulunmadığının tespit edildiği, davaya konu işletme/davalıya ait muhasebe kaydı ve beyannamelerinin olmadığı, kullanılan kredilerin kümesinde yapım işinde kullanıldığını beyan ettikleri, davaya konu işletme için 2010-2018 yılları arasında toplam 819,000,00 TL kredi kullanıldığı, bu krediler için toplam 346.115,96 TL faiz tahakkukunun olduğu, 3.114,55 TL'lik kısmının 2019 yılında ödendiği, sunulan faturalara göre toplam 181.314,85 TL gider yapıldığı, bu giderlerin kümeslerin yapımı için kullanıldığı, işletmenin faaliyeti ile ilgili olarak da ... Tavukçuluk şirketinden toplam 2.117.042,00 TL ödeme yapıldığı, borç olarak tespiti yapılan faizin 2019 yılında ödendiği, ortaklığın bu tarihte sona erdiği, kalan net tutarın 3.564.849,00 TL olduğu, taraflar arasındaki ortaklığın arsa ve binanın dava tarihindeki değeri dikkate alınarak %50 ortaklığa kabulün (3.564.849,00TL/2) 1.782.424,50 TL olacağı, davacı tarafın davasını 9.916.209,4 TL olarak ıslah ettiği gerekçesiyle, dava tarihi itibariyle yapılan değerlemeler esas alınarak, davanın kısmen kabulü ile 1.782.424,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, uyuşmazlığın taraflar arasında adi ortaklık olup olmadığı, varsa adi ortaklığın fiilen ne zaman bittiği ve davacının varsa tasfiye alacağının ne kadar olduğu noktasında olduğu, davacının adi ortaklığın ispatı için yazılı delil ibraz edememekle birlikte davalının eşi tarafından el yazısı ile yazılmış hesap dökümlerini, davacı tarafından taşınmazda açtırılan kuyu açma belgesini, işletmeye asılan ve davacının isim ve telefon numarasının yazılı olduğu tabela resmini ve tanık beyanlarını delil olarak gösterdiği, davalı tarafça adi ortaklık ilişkisinin reddedildiği, tanık deliline muvafakat edilmediği, davacı tarafça yazılı delil başlangıcı olarak dayanılan belgelerin davalı tarafından düzenlenen, davalıdan sadır olmuş belgeler olmayıp davalıyı bağlayıcı kabul edilebilecek nitelikte olmadığı, dosyada yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir delil bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık beyanlarının hükme esas alınmasının doğru olmadığı, tanık beyanları hükme esas alınmadığında davacının dayandığı davalının eşi tarafından el yazısı ile yazılmış hesap dökümleri, kuyu açma belgesi, işletmeye asılan ve davacının isim ve telefon numarasının yazılı olduğu tabela resminin davacıya adi ortak sıfatı veremeyeceği, adi ortaklığı ispata yarar belgeler olmadığı, davacının adi ortaklığın devam ettiğini ileri sürdüğü sürecin bir kısmında davalının sigortalı çalışanı olduğu dikkate alındığında, davacının davasını ispat edemediğinden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesince sadece yazılı delil başlangıcı niteliği bakımından değerlendirme yapıldığını, somut olayın eksik ve hatalı şekilde ele alındığını, tanık beyanlarını ve ortaklığın varlığını destekleyen tüm maddi olguların göz ardı edildiğini, müvekkilinin taşınmazını işletmeye tahsis ettiğini, tapu devrinin bedelsiz yapıldığını, işletmede müvekkili adına tabela bulunduğunu, kuyu açma başvurusunun müvekkili tarafından yapıldığını, davalı tarafın eşinin kaleme aldığı hesap dökümü ve yaklaşık sekiz yıl boyunca müvekkilinin hiçbir kâr payı alamaması gibi somut göstergelerin adi ortaklığın kurulduğunu ve devam ettiğini ortaya koyduğunu, yazılı delil başlangıcının bizzat davalı tarafından düzenlenmiş olmasının zorunda olmadığını, müvekkilinin sürekli ortaklık alacaklarını talep ettiği ve bu taleplerin kabul edilerek liste hazırlandığı, ortaklığın varlığını güçlendiren maddi vakıalar olduğunu, davalı eşinin el yazısıyla kaleme aldığı hesap dökümü belgesinin, davalının bilgisi ve yönlendirmesiyle oluşturulduğunu ve aradaki ilişkiyi açıkça ortaya koyduğunu, bunun davalının bilgisi dışında verilemeyeceğini, adi ortaklık iddialarında tarafların ekonomik ve fiili katkıları, işletmedeki konumları, ortak davranışları yazılı sözleşme yokluğunda bile ortaklık ilişkisini kanıtlayabileceğini, Bölge Adliye Mahkemesinin delilleri hiç yokmuş gibi saymasının “takdiri delillerin yerindelik denetimi” yasağını aştığını, müvekkilinin işletmenin tüm kuruluş sürecinde aktif rol aldığını, kuyu izinlerini kendi adına yürüttüğünü, işletmenin tabela ve iletişim bilgilerinde adı geçtiğini, herhangi bir işletmede sıradan bir sigortalı çalışanın isminin ve telefonun kapıya asılması, yetkili şeklinde gösterilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, ayrıca ortak olmaksızın sadece sigortalı bir çalışan tarafından işletmeye kuyu açtırılmasının da mümkün olmadığını, tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında adi ortaklığın kurulduğunu ve müvekkilinin ortaklığa getirdiği taşınmaz payı, hem ekonomik değeri itibarıyla hem de işletmenin kuruluşundaki asli rolü itibarıyla ortaklık payı niteliğinde olduğunu, müvekkilinin, ortaklık payını yerine getirdiği halde uzun süre hiçbir kâr payı alamadığını, alacağın somut belgeler, fiili ortaklık ilişkisi ve tanık beyanlarıyla ispatlandığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190. maddesi; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklindedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 620/1 maddesine göre; adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Adi ortaklık sözleşmelerinde "şekil serbestisi" ilkesi uygulanmakta olup, ortaklık ilişkisinin sözlü olarak da kurulabilmesi mümkündür. Adi ortaklık sözleşmesinde şekil, ispat açısından önem arz etmektedir. Taraflar arasında ortaklık ilişkisinin varlığına dair ihtilaf çıktığında, ispat yükü, ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer. Adi ortaklık ilişkisi, 6098 sayılı Kanunun 620. maddesinde de tanımlandığı gibi sözleşme temeline dayanmakta olup, aynı zamanda bir hukuki işlemdir. Bu nedenle, 6100 sayılı Kanunun 200. maddesinde düzenlenen parasal sınırın üzerindeki ortaklık ilişkisinin varlığının ispatında, kural olarak, senetle ispat zorunluluğu geçerlidir. 6100 sayılı Kanunun 202. maddesinde ise; ''(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.'' hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulup kurulmadığı uyuşmazlık konusu olup, davacı davalı ile aralarında sözlü adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu ileri sürmüş, davalı ise adi ortaklık ilişkisinin kurulmadığını savunmuştur. Davacı tarafça, hesap tablosu, davaya konu taşınmaza ilişkin kuyu açma belgesini, dava konusu yerdeki iş yeri tabelası ve tanık beyanları delil olarak dosyaya sunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafça yazılı delil başlangıcı olarak dayanılan belgelerin, davalı tarafından düzenlenen ve davalıdan sadır olmuş belge niteliğinde olmadığı kabul edilmiş ise de, davalının tek başına işlettiğini iddia ettiği davaya konu işletmenin demir kapısına, bakıcı olarak belirtilen R.D. dışında davacının da sıfatı belirtilmeksizin isim ve telefon numarasının yazılı olduğu tabelanın asılması ve taşınmazın davalı adına tapuda devredildikten sonra davacı adına alınan kuyu açma belgesinin düzenlenmesi karşısında sunulan delillerin tek başına adi ortaklık ilişkisini ispatlayacak nitelikte olmasa da, yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık beyanlarından da taraflar arasında adi ortaklık ilişkinin bulunduğu ve ortaklığın hesap durumunu gösterir adi yazılı belgenin davalı tarafça verildiğinin beyan edilmesi karşısında taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğu kabul edilmelidir. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğu kabul edilerek sonuca uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirilme ile davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/6230, K. 2026/3499, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-6230-e-2026-3499-k-6dd2fb300406