Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1049 E. 2025/5153 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1049
Karar No
2025/5153
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/164 E., 2021/422 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkili avukatın, davalının işçilik alacağının tahsili amacıyla onun vekili sıfatıyla Antalya 10.İcra Müdürlüğü'nün 2011/2858 E. sayılı dosyasından dava dışı iş veren şirkete karşı ilamsız icra takibi başlattığını, borçlunun itirazı üzerine Antalya 2.İş Mahkemesi'nin 2011/374 E. sayılı dosyası ile itirazın iptaline ilişkin dava açtığını, sözkonusu dosyada vekalet görevinin gereği gibi yerine getirilmesine rağmen haberi olmadan ve ayrıca muvafakatı alınmadan dosyayı bir başka avukatın takip etmeye başladığını, ayrıca 19.11.2012 tarihli azilname ile vekillikten azledildiğini, azilden 10.10.2013 tarihli celsede haberdar olduklarını, geçerli bir nedene dayanmayan bu şekilde azlin haksız olduğunu ileri sürerek, ıslah dilekçesiyle birlikte 97.251,93 TL vekalet ücretinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacı avukatın, davalı adına işçilik alacağının tahisili için yetkisiz .. İcra Dairesinde takip başlattığını, itiraz üzerine takibin durduğunu ve yetkili .. İcra Dairesinde yeniden takip başlatıldığını, itirazın iptali için açılan davada cevap dilekçesine karşı beyanda bulunulmadığını, 3.celsede davalı-işveren tarafından sunulan protokole karşı beyanda bulunmak üzere davacı vekiline kesin süre verildiği halde herhangibir beyanda bulunulmadığını, bilirkişi raporlarına karşı beyan dilekçesi sunulmadığını, duruşmaların davacı avukat tarafından yetkilendirilen avukatların katıldığını, davacı-vekilin duruşmaları takip etmediğini, bu nedenlerle taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğini, azlin haklı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.03.2016 tarihli kararıyla davacının, takip ettiği davaya ikinci bir avukatın görevlendirilmesine muvafakat etmediğini vekil edene bildirmeyerek davayı takip etmeye devam ettiği dolayısıyla bu duruma zımmen muvafakat ettiği, azilnamede azil sebebinin açıklanmadığı, incelenen dosya içeriğine göre yetkisiz icra dairesinde takip başlatılmasının müvekkil ile vekil arasındaki güven ilişkisini sarsacak bir işlem olmadığı gibi davacı avukatın vekalet sözleşmesi gereğince yüklendiği edimini ifa ettiği, hak kaybına neden olacak ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışın bulunmadığı, dolayısıyla azlin haksız olduğu, takip edilen itirazın iptali davasına konu takip miktarı üzerinden hesaplanan akdi ve karşı yan vekalet ücretlerini talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 92.589,31 TL vekalet ücreti alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Dairenin 14.03.2018 tarihli ilamıyla davacının faize ilişkin talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına davalının temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla davalı ...'nun 08.03.2020 tarihinde vefat ettiği, geride kalan annesi ile kardeşlerinin davalının mirasını reddettikleri, mirasın TMK m.612 hükmüne göre sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği, bozma ilamıyla davacının ...13.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte 92.589,31 TL alacaklı olduğunun kesinleştiği, bunun artık tereke borcu olduğu ve tasfiye sırasında dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davacının, 08.03.2020'de vefat eden ..'ın terekesinden 13.03.2014'ten işleyecek kanuni faizi ile birlikte 92.589,31 TL alacaklı olduğunun tespitine ve olası tasfiye sırasında bu tespitin nazara alınmasına, ..'ın kanuni mirasçıları olan davalılardan bu alacağın tahsili isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, İlk derece mahkemesinin reddi miras kararı veren Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunması ve ilgili mahkemenin resen resmi tasfiye başlatması gerekirken, mirasın reddedilmesi nedeniyle mirasçıların borçtan kurtulduğuna yönelik kararının yerinde olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca taraf ehliyeti dava şartlarından olup, aynı Kanun’un 50. maddesinde taraf ehliyeti; “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir” şeklinde tanımlanmıştır. Söz konusu maddede geçen taraf ehliyeti kavramı, bir davada, davacı veya davalı olarak bulunabilme yeteneğini ifade etmekte olup "hak ehliyeti" kavramının yargılama usul hukukundaki karşılığını oluşturmaktadır. Her insanın hak ehliyeti vardır (TMK m.8/1). Gerçek kişilerde, ölümle veya gaiplik kararıyla hak ehliyeti sona erer. Dava şartları, davanın esastan görülebilmesi için varlığı ya da yokluğu gerekli olan şartlar olup, şartların sağlanıp sağlanmadığının mahkemece davanın her aşamasında resen araştırılması gerekir. HMK m.115/2 hükmü gereği, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesine göre mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m.605). TMK'nın 612. maddesinde, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilmesi halinde mirasın sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edileceği, tasfiye sonunda arta kalan değerlerin mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceği öngörülmüştür. Buna göre en yakın yasal mirasçıların tamamının mirası reddettiği anlaşılıyorsa sulh hukuk hakimi resen tasfiye yoluna gitmelidir (Kendiliğinden resmi tasfiye). Bunun için başvuruya gerek yoktur. Tasfiye, sulh hukuk mahkemesince veya atayacağı bir ya da birkaç tasfiye memuru tarafından yapılır (TBM m.634). Terekeyi mahkemelerde ve dışarıda Tasfiye memurları temsil eder (Tüzüğün 53.maddesi atfıyla TTK m.280). Dosyanın incelenmesinde davalı ... .'ın yargılama devam ederken 03.08.2020 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak annesi .. ile kardeşleri .., .., .. kaldığı, bu kişilerin tamamının mirası reddettiğinin Antalya 8.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/896-847 sayılı kararıyla tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır. Şu halde Mahkemece, davalı ...'nun en yakın mirasçılarının tamamı tarafından mirası reddedilmiş olduğundan mirasın reddine ilişkin kararı veren yer Sulh Hukuk Mahkemesine resen durum bildirilerek reddolunan mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanması, tayin edilecek tereke temsilcisi ile yargılamaya devam edilerek bir karar verilmesi gerekirken; tasfiye başvurusunda bulunması için davacıya süre verilip, verilen süre içinde başvuruda bulunulmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1049, K. 2025/5153, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1049-e-2025-5153-k-3fa885c46335