Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/9845 E. 2025/8844 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9845
Karar No
2025/8844
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/559 E., 2024/2420 K. DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Alacak İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/747 E., 2023/1045 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesinde; Kesin hüküm, HMK'nin 303/1. maddesinde "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. " şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, kesin hükümden bahsedebilmek için; a) davanın taraflarının aynı olması, b) dava sebeplerinin aynı olması ve c) dava konusunun aynı olması gerekir.

Tarafların aynı olmasından anlaşılması gereken; her iki davada da tarafların aynı kişiler olması anlamına gelir. Hükmün davanın tarafları dışında üçüncü kişilere kural olarak herhangi bir etkisi yoktur. Zaten davada taraf olmayan bir kişiyi kararın bağladığının kabulü hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık teşkil eder. İkinci olarak dava sebeplerinin aynı olmasından anlaşılması gereken ise; davacının talep sonucunu dayandırdığı vakıaların aynı olmasıdır. Aynı vakıalara dayanılarak dava açılması halinde kesin hükmün varlığından söz edilir. Üçüncü ve son unsur ise; dava konusunun aynı olmasıdır. Dava konusunun aynı olup olmadığının anlaşılması için yapılacak şey, her iki davanın netice-i talep kısmının aynı olup olmadığına bakmaktır. Her iki davanın talep sonucu kısmı aynı ise kesin hükmün varlığından bahsedilebilir.

Ayrıca, kesin hüküm dava şartı olduğundan (HMK md.114/1,i) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile, yargılamanın her aşamasında Mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulur (HMK md.115/1).

Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca; Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Şöyle ki, tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, hükümde onaylanmasına karar verilen boşanma protokolünde mal rejimine ilişkin bir düzenleme olmadığı, ancak davacı kadının boşanma dava dosyasındaki duruşmadaki beyanlarının mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğu, boşanma hükmünün (6) nolu bendinde de ''...mal rejiminden kaynaklanan herhangi bir hak ve alacak talepleri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına..'' karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde, boşanma dava dosyasındaki mal rejiminin tasfiyesine yönelik olan hüküm kesin hüküm koşullarını oluşturmamaktadır.

Ne var ki, sonuç olarak Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi hatalı ise de, boşanma dava dosyasındaki davacının mahkeme içi ikrarı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden ve bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, HMK'nin 370/4. maddesi hükmü gereğidir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı kadın vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9845, K. 2025/8844, T. 16.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2024-9845-e-2025-8844-k-ad54eec99392