Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1135 E. 2025/5155 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1135
- Karar No
- 2025/5155
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/697 E., 2024/2179 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/408 E., 2022/609 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin uluslararası Geçici İthalat Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi) ve Ekleri kapsamında, taraf ülkeler arasında, başka herhangi bir belgeye gerek duyulmaksızın, eşyanın geçici olarak ithalat ve ihracatını sağlayan ve ATA karnesi olarak adlandırılan gümrük belgesi ile ilgili iş ve işlemlerini takip takip etmek üzere Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) tarafından belirlenmiş ulusal kefil kuruluşu olduğunu, ATA karnesi düzenlemek, odalar vasıtasıyla dağıtım ve takip işlemlerini yapmak suretiyle sistemin işlemesini sağladığını, davalıya TR ... numaralı karneyi verdiğini, daha sonra eşyanın yurt dışında daha uzun süre kalabilmesi için davalının talebi üzerine TR ... numaralı yeni bir karne daha tanzim ettiğini, davalının ihraç ettiği eşyayı karnenin geçerlilik süresinin sonunda aynen ve eksiksiz olarak yurda geri getireceğine, karne koçanlarını ilgili gümrük idarelerine usulüne göre imzalatıp mühürleteceğine, bu işlemlerde eksiklik olması halinde müvekkili aracılığıyla talep edilebilecek gümrük vergi ve resimleri ile her türlü ödeme yükümlülüğünü teminat miktarının üstünde dahi olsa ödeyeceğine ilişkin taahhütte bulunduğunu, ancak davalının yeni karneyi yabancı gümrük makamlarına sunarak geçici ithalat işlemlerini ilk karneyle ilişkilendirmesi gerekirken bunu yapmaması nedeniyle, süre uzatımından haberi olmayan ve ATA karnesi kayıtları açık kalan .. Gümrüğünün eşya hakkında takibat başlattığını, müvekkilinin davalının mağdur olmaması amacıyla ..'ya gümrük işlemlerini gösteren dip koçanlarının fotokopilerinin gönderildiğini, ancak bunların takibi kapatmaya yeterli görülmediğini, da ihtarına rağmen yabancı ülke tarafından gümrük vergi ve resmi için talep edilen 51.464,57 Euro'yu davalının ödememesi nedeniyle müvekkilinin Geçici İthalat Sözleşmesi'nin 8.maddesi gereği ulusal kefil kuruluşu sıfatıyla 06.02.2018 tarihinde belirtilen miktarı İtalya kefil kuruluşunun hesabına yatırdığını, davalının ilgili gümrük makamına karnenin ibrazını usulüne göre yapmaması ve taahhüdü nedeniyle müvekkiline söz konusu miktarı ödemesi gerektiğini, ancak hakkında başlatılan ilamsız icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptaline, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; rücu talebinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 591. maddesine aykırı olduğunu davacının yersiz olarak İtalyan makamlarına ödediği miktarı müvekkilinden isteyemeyeceğini, müvekkilinin her türlü yasal yükümlülüğünü yerine getirdiğini, geçici ithal edilen eşyayı eksiksiz ve aynen .. gümrüğünün onayıyla yurda soktuğunu, davacının .. gümrüğünün haksız tahakkukuna karşı herhangi bir itirazda bulunmadan veya yasal yollara başvurmadan sadece kefil kuruluş olması nedeniyle ödeme yaptığını, oysa kefilin bütün def'ileri alacaklıya karşı ileri sürmek zorunda olduğunu, kefilin bu def'ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat eden asıl borçlunun bu defiler ileri sürülmüş olsaydı ödemeden kurtulacağı ölçüde rücu hakkını kaybedeceğini, davacının da malın süresi içinde yurda sokulduğunu bildiği halde itiraz etmediğini, dolayısıyla rücu talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davalı şirketin yenilenen Ata karnesini yeni karneyle birlikte süresi bitmeden .. gümrük idaresine sunmayarak dava konusu zarara sebebiyet verdiği, Geçici İthalat Sözleşmesi’nin Bölüm IV- Teminat başlıklı 8. maddesi gereğince ödeme yapan davacı tarafından yapılan takibin yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına, takip tarihi itibariyle 51.464,57 Euro asıl alacağın efektif alış kuru (6,3678) üzerinden hesaplanan 327.716,08 TL karşılığının %20'si olan 65.543,21 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının ATA karnesi işlemlerini eksik yapması nedeniyle eşyaların sergilendiği İtalya makamları tarafından gümrük, vergi ve resmi talep ve tahsil edilmesine sebebiyet verdiği ve gümrük vergisinin davacı tarafından ödenmek durumunda kaldığı, davacının da yaptığı ödemeyi bu duruma sebebiyet veren davalıdan talep etmesinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının .. makamlarına yönelik hukuki bir işlem başlatmadığı gibi itirazda da bulunmadığını, .. makamlarına sunulan dip koçan belgelerinin itiraz niteliğinde olmadığını, dosyaya sonradan sunulan belgelerle hüküm kurulamayacağını, 6098 sayılı Kanunun 591. maddesi hükmü gereği davanın reddi gerektiğini, davacının yersiz olarak ödeme yaptığını ileri sürmediği, def'i nedeniyle rücu hakkı olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının Geçici İthalat Sözleşmesi kapsamında, uluslararası ATA karnesi sisteminde ulusal kefil kuruluşu sıfatıyla davalı adına ödediği yabancı devlet gümrük ve resim bedelini tahsil etmek amacıyla başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasında; itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak amaçlandığından, geçerli bir ilamsız icra takibi bulunması dava şartıdır. Diğer bir ifadeyle geçerli bir icra takibi bulunmadıkça itirazın iptali davası dinlenmez. İİK'nın 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin" takip talebinde gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna göre, alacaklı takip talebinde yabancı para alacağının Türk lirasıyla tutarını ve alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğini göstermek zorundadır. Türk İcra İflas Hukukunda parasal alacaklar ancak Türk Lirası olarak takip ve tahsil edilebilir. Bu hususun Devletin hükümranlık hakları ve kamu düzeni ile ilgili olduğu ve emredici nitelik arzettiği, Yargıtay ve doktrin tarafından kabul edilmektedir. Somut olayda; takip talebinde (ve ödeme emrinde) 51.464,57 Euro asıl alacak, 396,20 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 51.860,77 Euro'nun faiziyle birlikte ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının efektif satış kuruna göre Türk Lirası karşılığı talep edilmiş ancak alacağın takip tarihindeki Türk lirası karşılığı gösterilmemiştir. Şu halde, İlk Derece Mahkemesince; itirazın iptali davasının özel dava şartı olan geçerli bir icra takibinin bulunduğundan bahsedilemeyeceği gözetilerek, davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115.maddesinin ikinci fıkrası gereği dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek davanın esasına hakkında yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine bu aşamada gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre davalı vekilinin itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.