Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/29276 E. 2023/1031 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/29276
- Karar No
- 2023/1031
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/272 E., 2022/559 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2021 tarihli ve 2020/270 Esas, 2021/226 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi dokuzuncu fıkrası, 63 ncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 07.04.2022 tarihli ve 2022/272 Esas ve 2022/559 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvuruları üzerine örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilirken karar yerinde TCK’nın 6/1-j maddesi yerine yazım hatası sonucu TCK’nın 6/5-j maddesi olarak yazılması ve sanık hakkında verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilirken uygulama maddesi olarak sadece TCK'nın 58/9 uncu maddesinin uygulanması gerekirken TCK'nın 58/7 nci maddesinin de gösterilmesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2020/16122 sırasında kayıtlı, soruşturma aşamasında sanıktan ele geçirilen dijital materyallere ait imaj HDD ile 2 adet paket açma görüntü CD'sinin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerekirken hüküm yerinde bu hususta bir karar verilmemesi hukuka aykırı ise de; bu hususların davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin CMK'nın 280/1-d ve 303/1 inci maddeleri uyarınca düzeltilmesi olanaklı bulunduğundan, hükmün 9 uncu fıkrasının hüküm yerinden tümüyle çıkartılarak yerine "Sanığa hükmolunan cezanın TCK'nın 58/9 uncu maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," ibarelerinin yazılıp eklenmesi, hükmün 14 üncü fıkrasının son cümlesi olarak hüküm yerine "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2020/16122 sırasında kayıtlı, soruşturma aşamasında sanıktan ele geçirilen dijital materyallere ait imaj HDD ile 2 adet paket açma görüntü CD'sinin dosyada delil olarak saklanmasına" ibarelerinin yazılıp eklenmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.06.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın savunma hakkının kısıtlandığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, hata hükümlerinin uygulanması gerektiği, silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun maddi ve manevi unsurları oluşmadığı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ihlal edildiği, kararda gerekçe gösterilmediği ve gerekçeli karar hakkı ihlal edildiği, delillerin hukuka uygun elde edilip edilmediği konusunda araştırma yapılmadığı, hukuka uygun elde edilmeyen yasak delile dayanılarak hüküm kurulduğu, istinaf başvuru dilekçesinde duruşma talep edildiği halde bölge adliye mahkemesi tarafından duruşma açılmadığı ve buna ilişkin bir karar kurulmadığı, hukuka aykırı ve yetersiz gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşarak ceza verildiği, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğu, bu nedenle kararın bozulması ve sanığın tahliyesinin gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık hakkında terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla TCK'nın 314/2 nci maddesi ve sair sevk maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, yapılan yargılama, toplanan deliller, mahkemece belirtilen Yargıtay içtihatları ve tüm dosya kapsamından her ne kadar sanık atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiş ise de; Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi olan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait örgüt evinde kaldığı, bu evde kaldığı süre boyunca Havva kod adını kullandığı, örgütsel gizliliği sağlamak adına farklı programlar kullandığı, sanığın örgütsel irtibatlarına dair dijital inceleme raporlarının dosya arasına alındığı, örgütsel anlamda değerlendirilen birçok yazışma ve konuşma tespit edildiği, sanığın evde abla pozisyonunda olduğu, kendi sorumluluk alanı olan evlerde barınan örgüt mensuplarının uyum ve durumlarına göre değişiklik yapma, tasarruf ve insiyatifine sahip bulunduğu, örgüte mali kaynak sağlama ve bu kaynağın örgüt mensupları arasında dağıtılması konusunda vazife aldığı, hiyerarjik ast -üst ilişkisi içinde bulunduğu diğer örgüt mensubu ile örgüte mali kaynak ve eleman temini konusunda sürekli irtibat halinde olduğu, örgütsel gizlilik içerisinde hareket ettiği, örgütsel evlilikler olan katalog evliliklerin yapılması hususunda şahıslar arasında irtibat sağladığı, bu zeminde yapılacak tanışmaları organize ettiği, örgütün yeniden organizasyonunda aktif olarak çalıştığı, sanığın kendi kullanımına ait kişisel hattı dışında hattın takibini zorlaştırmak amacı ile yabancı uyruklu şahıs adına kayıtlı, örgütsel faaliyetlerde kullanıldığı belirlenen operasyonel hat kullandığı ve sanığın söz konusu operasyonel hattın fiili kullanıcısı olduğunun baz bilgileri üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi ile sabit bulunduğu anlaşılmış, böylelikle üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek TCK'nın 314/2 nci maddesi, 3713 sayılı Yasanın 5/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılmasına, ancak verilen cezada sanığın yapmakta olduğu örgütteki konumu göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılmasına ve verilen cezadan TCK'nın 62 nci maddesi gereği 1/6 oranında indirim yapılmasına ve sanık hakkında neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği tespit edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilirken karar yerinde TCK’nın 6/1-j maddesi yerine yazım hatası sonucu TCK’nın 6/5-j maddesi olarak yazılması ve sanık hakkında verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilirken uygulama maddesi olarak sadece TCK'nın 58/9 uncu maddesinin uygulanması gerekirken TCK'nın 58/7 nci maddesinin de gösterilmesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2020/16122 sırasında kayıtlı, soruşturma aşamasında sanıktan ele geçirilen dijital materyallere ait imaj HDD ile 2 adet paket açma görüntü CD'sinin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerekirken hüküm yerinde bu hususta bir karar verilmemesi hukuka aykırı ise de; bu hususların davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin CMK'nın 280/1-d ve 303/1 inci maddeleri uyarınca düzeltilmesi olanaklı bulunduğundan, hükmün 9 uncu fıkrasının hüküm yerinden tümüyle çıkartılarak yerine "Sanığa hükmolunan cezanın TCK'nın 58/9 uncu maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," ibarelerinin yazılıp eklenmesi, hükmün 14 üncü fıkrasının son cümlesi olarak hüküm yerine "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2020/16122 sırasında kayıtlı, soruşturma aşamasında sanıktan ele geçirilen dijital materyallere ait imaj HDD ile 2 adet paket açma görüntü CD'sinin dosyada delil olarak saklanmasına" ibarelerinin yazılıp eklenmesi suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b) Sanık TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun olarak makul bir cezaya hükmedilmesi, gerekçelerin de cezaların şahsiliği ilkesine uygun bulunması, keyfilikten uzak olması, sanıkların yargılama sırasında izlenen kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin oluşa ve tüm dosya kapsamına göre yerinde takdir edildiğini göstermesi gerekir. Açıklanan ilkeler doğrultusunda; sanık hakkında toplanan deliller ve dosya kapsamına göre örgütteki konumu ve kaldığı süre ile faaliyetlerindeki nitelik, yoğunluk ve çeşitlilik itibariyle temel cezanın tayininde asgari hadden kısmen uzaklaşılması yönündeki mahkeme kabulünde hukuka aykırılık saptanmamıştır. c) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi itibariyle, sanık müdafiinin bu konudaki temyiz istemi yerinde görülmemiştir. d) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sanığın Havva kod adını kullandığı, ev sorumlusu olduğu, kendi sorumluluk alanı olan evlerde barınan örgüt mensuplarının uyum ve durumlarına göre değişiklik yapma, tasarruf ve insiyatifine sahip bulunduğu, örgüte mali kaynak sağlama ve bu kaynağın örgüt mensupları arasında dağıtılması konusunda vazife aldığı, mali kaynak ve eleman temini konusunda sürekli irtibat halinde olduğu, örgütsel evlilikler olan katalog evliliklerin yapılması hususunda şahıslar arasında irtibat sağladığı yönündeki mahkeme kabulü ile, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduklarına dair kabulde hukuka aykırılık saptanmamıştır. e) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 07.04.2022 tarihli ve 2022/272 Esas ve 2022/559 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2023 tarihinde karar verildi.