Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2026/5906 E. 2026/15313 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/5906
- Karar No
- 2026/15313
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2978 E., 2020/1984 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/915 E., 2019/427 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 28.05.2025 tarihli ve 2022/27080 Esas, 2025/16030 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.06.2026 tarihli ve KD-3-2026/54533 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ : İtiraza konu uyuşmazlık, hükme esas alınan ve beyanı belirleyici olan ...’ın istinabe yoluyla dinlenmesinin savunma hakkını ihlal edip etmediğine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; Sanık hakkındaki mahkumiyet hükmüne esas alınan delillerin; örgütle iltisakı nedeniyle kapatılan ...Sendikası'na 23/11/2012-25/12/20 12... /12/2013-23/07/2016 tarihleri asanda üye olduğunun, hakkında atılı suçtan adli işlem yapılan kişiler ile 06/01/2012 tarihinde Afyon ...'de konakladığının, .../PDY silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet gösterdiği iddiası ile haklarında ayrı soruşturma yürütülen şahıslar ile HTS kaydı olduğunun tespiti ile etkin pişmanlıktan faydalanan ...'ın talimat mahkemesince alınan özetle; “sanığın 2014-2016 yılları arasında ... ilçesindeki Milli Eğitim bayan yapılanması mütevelli sohbet grubunda yer aldığına” dair beyanından ibaret olması ve sanığın tüm aşamalarda örgütle bağının olmadığını ve örgütsel hiç bir faaliyete katılmadığını savunması itibarıyla, beyanı hükme esas "belirleyici delil" niteliğinde olan itirafçı ...'ın tanık sıfatıyla doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanunun 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; tanığın talimatla alınan beyanının okunarak savunmaya diyeceklerinin sorulması ile yetinilerek CMK’nın 181/1 ve 217. maddelerine muhalefet edilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken onanmasına karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.
II. GEREKÇE Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz yazısı, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre; Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne esas alınan delillerin, sanığın örgütle iltisaklı sendikaya üyelik kaydının bulunması, ...'de aynı suçtan adli işlem yapılan kişilerle aynı tarihlerde konaklama kaydının tespit edilmesi, HTS analizinde aynı suçtan soruşturma yürütülen kişilerle görüşme kaydının bulunduğunun anlaşılması ve talimat mahkemesi aracılığıyla tanık olarak dinlenilen ... .'nin beyanlarında sanığın mütevelli sohbetlerine dinleyici sıfatıyla katılan kişilerden olduğuna dair anlatımlarda bulunması olduğu anlaşılmıştır.
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri ve tanık beyanı nazara alındığında, ... kullanıcısı olmayan, kod adı kullanmayan, ...'da hesabı olmayan ve örgütsel bir konumu bulunmayan sanığın, örgütün nihai amacının kamuoyunca bilinebilir hale geldiği döneme kadar örgütsel içeriği kanıtlanamayan sohbet toplantılarına dinleyici olarak katılması dışında örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, dosyaya yansıyan mevcut deliller göz önünde bulundurulduğunda sanığın eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde olduğu gözetilmeden atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması nedenleriyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz talebinin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2013 tarihli 2012/16-1298 Esas - 2013/418 Karar sayılı kararında "Özel Dairelerin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca gösterilen itiraz nedenleriyle bağlı olmadan inceleme yapabilmelerinin mümkün olduğuna" dair kararı çerçevesinde, farklı gerekçe ile yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 28.05.2025 tarihli ve 2022/27080 Esas, 2025/16030 Karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA, 3.Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre duruşmalı yapılan incelemede; Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne esas alınan delillerin, sanığın örgütle iltisaklı sendikaya üyelik kaydının bulunması, ...'de aynı suçtan adli işlem yapılan kişilerle aynı tarihlerde konaklama kaydının tespit edilmesi, HTS analizinde aynı suçtan soruşturma yürütülen kişilerle görüşme kaydının bulunduğunun anlaşılması ve talimat mahkemesi aracılığıyla tanık olarak dinlenilen ... .'nin beyanlarında sanığın mütevelli sohbetlerine dinleyici sıfatıyla katılan kişilerden olduğuna dair anlatımlarda bulunması olduğu anlaşılmıştır.
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri ve tanık beyanı nazara alındığında, ... kullanıcısı olmayan, kod adı kullanmayan, ...'da hesabı bulunmayan ve örgütsel bir konumu olmayan sanığın, örgütün nihai amacının kamuoyunca bilinebilir hale geldiği döneme kadar örgütsel içeriği kanıtlanamayan sohbet toplantılarına dinleyici olarak katılması dışında örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, dosyaya yansıyan mevcut deliller göz önünde bulundurulduğunda sanığın eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde olduğu gözetilmeden atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün belirtilen sebeplerden dolayı tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanık hakkında itirazın kabulü ve bozma nedeni dikkate alınarak İNFAZIN DURDURULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca “yurt dışına çıkamamak” adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2026 tarihinde karar verildi.