Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2026/5904 E. 2026/15312 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2026/5904
Karar No
2026/15312
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/955 - 2020/2001 İLK DERECE MAHKEMESİ : Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/122 - 2020/184 SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 26.11.2025 tarihli ve 2022/25213 Esas, 2025/26727 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.07.2026 tarihli ve KD-3-2026/66236 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ İtiraza konu uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın eyleminde TCK’nın 221/4 maddesinin 1. veya 2. cümlelerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu tartışılmadığından ve uygulama maddesi isabetsizliğinden bahisle bozma kararı verip veremeyeceğine ilişkindir. (CMK m. 280/1-e) Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 05/06/2020 tarihli ve 2019/365 Esas, 2020/1125 Karar sayılı kararı ile; "... Hakkında başlatılan soruşturma üzerine alınan ifadelerinde, ...'nün gizli haberleşme programı olan bylocku kullandığını kabul ederek, örgüt ile ilişkisi, örgütün faaliyetleri ve mensuplarına ilişkin anlatımlarda bulunan sanığın, verdiği bilgilerin nitelik ve miktarı ile kendiliğinden mi geldiği yoksa görevlilerce mi yakalandığı kesin olarak belirlenerek, hakkında TCK'nın 221/4. maddesinin 1. veya 2. cümlelerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği düşünülmeyerek, bu hususta hiç bir açıklama yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre ise; Sanığa silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen cezanın 3713 sayılı Kanun uyarınca artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi yerine fıkra belirtilmeksizin 5. maddesi olarak gösterilmesi," gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma kararına uyan İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, bu hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurususun esastan reddine karar verildiği, söz konusu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.

5271 sayılı Kanun’un "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesinde; "(1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, Karar verir. 2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar."; 5271 sayılı Kanun’un "Hukuka kesin aykırılık hâlleri" başlıklı 289. maddesinde; "(1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması. c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması. d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi. e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması. f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi. g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi. h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması. i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması."; 5271 sayılı Kanun’un "Direnme yasağı" başlıklı 284. maddesinde ise; "(1) Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez. (2) İtiraz ve temyize ilişkin hükümler saklıdır.";

Hükümlerine yer verilmiştir. Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 490-197 sayı ile 17.09.2025 tarihli ve 242-343 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre istinaf mahkemeleri; 1. İlk derece mahkemesi hükmünde, CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması, Hallerinde hükmün bozulması kararı verebilecektir. Bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kat'i surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisi bulunmamakta, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu anlaşılmaktadır. (Aynı mahiyette CGK, 11.02.2026, 2024/9-4 87... /89 karar; CGK, 22.04.2026, 2025/2-4 80... /243karar; CGK, 11.03.2026, 2025/2-6 71... /171 karar) Yer verilen düzenlemelere göre bölge adliye mahkemesi, karar tarihinde mer'i hâliyle CMK'nın 280/1-e bendi kapsamında; mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması, hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması, geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması, mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması, duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi ile hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması hâllerinde ilk derece mahkemesince verilen istinafa konu hükmü bozabilecekken, hükmün CMK'nın 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi veya hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması sebepleriyle bozma kararı veremeyecektir. Her ne kadar 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile değiştirilen CMK'nın 280. maddesinin (e) bendi mucibince, 25.12.2025 tarihinden sonra verilen hükümlerde bölge adliye mahkemelerinin (g) ve (h) bentleri de dahil olmak üzere CMK’nın 289. maddesinde yazılı tüm kesin hukuka aykırılıklar nedeniyle bozma kararı verebilmesi olanaklı hâle gelmiş ise de; usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça hemen ve derhal uygulanma ilkesidir. Anılan ilke uyarınca usul işlemleri, yapıldıkları sırada yürürlükte olan muhakeme kanunu hükümlerine tâbi olacaktır. Muhakeme kanunlarında yapılan değişiklikler, icra edildikleri tarihte mer'i olan usul hükümlerine uygun olan işlemlerin hukuki sıhhatine hâlel getirmeyeceği gibi hukuken sorunlu olanları da hukuka uygun hâle tahvil edemezler. Keza bu değişiklikler, yasa yürürlüğe girdikten sonra yapılacak ya da henüz tamamlanmamış işlemler hakkında uygulanacak olup maddi ceza hukuku kurallarının aksine kural olarak geçmişe yürümezler. (CGK, 21.01.2026, 2025/9-3 30... /48 karar; Aynı mahiyette CGK, 22.04.2026, 2025/2-6 74... /251 karar) 5271 sayılı CMK’nın 3. maddesine göre mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Aynı Kanun’un 7. maddesine göre de, "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.". Dolayısıyla, bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan BOZMA kararı ile bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerekeceği kabul edilmelidir. (CGK, 21.01.2026, 2025/9-3 30... /48 karar) Tüm bu açıklamalar ve yerleşik kararlar karşısında, Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.12.2018 tarihli ve 2018/1 52... /345 Karar sayılı sanığın, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK’nın 314/2, 62, 58/9, 63/1, 53/1-2-3, 3713 sayılı TMK'nun 5. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin (ilk) mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 05.06.2020 tarihli ve 2019/3 65... /1125 Karar sayılı kararı ile özetle, etkin pişmanlık hususunun tartışmasız bırakılmasına ve de uygulama maddesine ilişkin gerekçeler ile bozulması, bu bozma kararına istinaden tesis edilen Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.09.2020 tarihli 2020/1 22... /184 Karar sayılı kararının, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılması” gerekeceği değerlendirmeye konu edilmiş, buna göre dava dosyasının Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.12.2018 tarihli ve 2018/1 52... /345 Karar sayılı (ilk) kararı ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK’nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmesi zorunluluğu nedeniyle sanık lehine CMK’nın 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.

II. GEREKÇE Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz yazısı ve tüm dosya kapsamına göre; Denetim muhakemesinin bir türü olan istinaf kanun yolunun Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul edilmesinin temel amacı, temyiz incelemesi sırasında gerçekleştirilemeyen “maddi meselenin” denetlenebilmesi düşüncesidir. İlk derece mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında yeniden karar vermek suretiyle kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma olanağı sunmaktadır.

Ülkemizin kabul ettiği sistemde ilk derece mahkemesince yapılan yargılama tamamen değil, gerekli görülen durumda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Dar anlamda istinaf olarak da nitelendirilen bu denetim muhakemesi türünün düzenlendiği 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümlerinden biri olan 280. maddesinin başlığında “Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” ifadesine yer verilmesi ile ilgili düzenlemede bu terimin tercih edilmesi, istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin bulunduğuna işaret etme amacı taşımaktadır.

Türk Ceza Adalet Sisteminde, kural olarak bölge adliye mahkemelerinin sınırlı hallerde duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verebileceği, diğer hallerde ise maddi meselenin çözümü noktasında “davayı yeniden görecek” mahkemeler olduğu açıkça ortaya konmuştur. Aksi düşünüldüğünde, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararı verilmesi üzerine hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36 ve CMK’nın 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olacağından, hukuka açık ve ağır aykırılık sonucuna yol açacaktır.

Bölge adliye mahkemelerinin bozma kararı verebileceği hallere CMK’nın 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki Kanun’un 289/1. maddesinde sayılan “hukuka kesin aykırılık halleridir” İkinci ise “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur. Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne/davanın esasına ilişkin olmayıp, muhakeme hukuku kurallarına aykırı davranılarak hüküm kurulmasına ilişkindir.

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 gün ve 2024/6-490-2025/197 sayılı kararında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine inceleme yapan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin CMK’nin 2 80... . maddeleri gereğince duruşma açmaksızın hükmün "etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği düşünülmeden karar verilmiş olması" nedeniyle bozulmasına karar verdiği, fakat ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin CMK’nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak gösterilmesi ve bu haller dışında hükmün bozulmasına karar verebilecek durumlar söz konusu olmamasına rağmen; bozma yetkisi geniş şekilde kullanılarak dosya üzerinden yapılan incelemeyle, ilk derece mahkemesinin direnme yetkisi ile tarafların kanun yoluna başvurma haklarını ellerinden alacak biçimde bölge adliye mahkemesinin verdiği bozma kararı ve bozma sonrası ilk derece mahkemesince verilen hükmün görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması nedeniyle CMK’nın sistematiğine aykırı, tarafların mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanma ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakılmalarına neden olacağından hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması karşısında, bölge adliye mahkemesince CMK'nın 280. maddesi birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılıp, taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz talebinin yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 26.11.2025 tarihli ve 2022/25213 Esas, 2025/26727 Karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA, 3.Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre duruşmalı yapılan incelemede; Yukarıda gerekçe bölümünde açıklandığı üzere ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine inceleme yapan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin CMK’nin 2 80... . maddeleri gereğince duruşma açmaksızın hükmün "etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği düşünülmeden karar verilmiş olması" nedeniyle bozulmasına karar verdiği, fakat ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin CMK’nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak gösterilmesi ve bu haller dışında hükmün bozulmasına karar verebilecek durumlar söz konusu olmamasına rağmen; bozma yetkisi geniş şekilde kullanılarak dosya üzerinden yapılan incelemeyle, ilk derece mahkemesinin direnme yetkisi ile tarafların kanun yoluna başvurma haklarını ellerinden alacak biçimde bölge adliye mahkemesinin verdiği bozma kararı ve bozma sonrası ilk derece mahkemesince verilen hükmün görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması nedeniyle CMK’nın sistematiğine aykırı, tarafların mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanma ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakılmalarına neden olacağından hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması karşısında, bölge adliye mahkemesince CMK'nın 280. maddesi birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılıp, taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerektiğinin gözetilmemiş olması, Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan başka yönleri incelenmeyen hükmün belirtilen sebepten dolayı tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanık hakkında itirazın kabulü ve bozma nedeni dikkate alınarak İNFAZIN DURDURULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca “yurt dışına çıkamamak” adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet başsavcılığına müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2026/5904, K. 2026/15312, T. 07.07.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2026-5904-e-2026-15312-k-5a2d71765e51