Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2026/5909 E. 2026/15310 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/5909
- Karar No
- 2026/15310
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/305 E., 2020/444 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/85 E., 2018/710 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 15.04.2025 tarihli ve 2022/10705 Esas, 2025/11111 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.07.2026 tarihli ve KD-3-2026/90541 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ : Anayasa'nın 138. maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun alt sınırdan makul oranda uzaklaşılmak suretiyle bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuş, izah edilen sebeplerle Yüksek Daire kararına karşı sanık ... lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.
II. GEREKÇE Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz yazısı, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre; Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne esas alınan delillerin tanık beyanları ve MASAK raporu olduğu, tanık ... .'nin duruşmada alınan beyanlarında özetle, 2013-2014 yıllarında bir iftara yemeğinde sanığın öğrenci evlerinin ihtiyaçları için nasıl yardım toplanacağı konusunda bir konuşma yaptığını, diğer arkadaşlarından sanığın mütevelli abla olduğunu duyduğunu ancak sanığın bağlı olduğu mütevelli ablasının kim olduğunu bilmediğini, yaptığı konuşmadan sanığın yapı içerisinde olduğunun anlaşıldığını beyan ettiği; yine duruşmada beyanları alınan gizli tanık ... ... ve ...'ın beyanlarında özetle, etraflarından duyduklarına göre sanığın sohbetlere katıldığını ve örgüte yardım topladıklarını beyan ettikleri; talimat mahkemesi aracılığıyla dinlenen tanık ... beyanlarında özetle, sanığın örgütsel bir eylemine şahit olmadığını ifade ettiği; dosya içerisinde bulunan MASAK raporunda sanığın 29.03.2013 tarihinde örgütle iltisaklı olması nedeniyle kapatılan ... Üniversitesine 50.000 TL havale gönderdiğinin tespit edildiği, bununla birlikte söz konusu paranın bahsi geçen üniversiteye havale edilmesinden yaklaşık yarım saat önce sanığın eşi olan ... . tarafından sanığın hesabına gönderildiğinin tespit edildiği, bu konuda tanık olarak dinlenilen ... .'nin alınan beyanlarında, söz konusu paranın kendisi tarafından üniversiteye havale edildiğini, eşi adına hayır olması amacıyla bu işlemi yaptığını ve eşinin bu işlemden haberinin olmadığını ifade ettiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda yapılan incelemede; Tanık ... İ.'nin beyanlarında sanık hakkında örgütsel faaliyette bulunduğuna dair bir anlatım bulunmaması ve sanığın mütevelli olduğuna dair anlatımın ise soyut ve duyuma dayalı olması; gizli tanıkların beyanlarının da benzer şekilde duyuma dayalı olmaları ve örgütsel bir görev anlatımının bulunmaması, yine sanığın hesabından ... Üniversitesine havale ile gönderilen paranın ise eşi tarafından gönderildiğinin hesap hareketlerinin incelenmesinden ve eşinin tanık olarak alınan beyanlarından anlaşıldığı nazara alındığında; Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri ve tanık beyanları nazara alındığında, ... kullanıcısı olmayan, kod adı bulunmayan, ...'da hesabı bulunmayan sanığın, dosya kapsamında yer alan tanık beyanları ve savunmasına göre de örgütün nihai amacının kamuoyunca bilinebilir hale geldiği döneme kadar örgütsel içeriği kanıtlanamayan sohbet toplantılarına katılması dışında örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, dosyaya yansıyan mevcut deliller göz önünde bulundurulduğunda sanığın eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde olduğu gözetilmeden atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması nedenleriyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz talebinin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2013 tarihli 2012/16-1298 Esas - 2013/418 Karar sayılı kararında "Özel Dairelerin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca gösterilen itiraz nedenleriyle bağlı olmadan inceleme yapabilmelerinin mümkün olduğuna" dair kararı çerçevesinde, farklı gerekçe ile yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ farklı gerekçe ile KABULÜNE, 2.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 15.04.2025 tarihli ve 2022/10705 Esas, 2025/11111 Karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA, 3.Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre duruşmalı yapılan incelemede; Ayrıntıları Yargıtay ( Kapatılan ) 16. Ceza Dairesi' nin 2017/1809 esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (..., Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf.263-266, ... Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, ... Genel ... syf.280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (kapatılan) 16. Ceza Dairesi' nin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan .../PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği gözetilerek; Tanık ... .'nin beyanlarında sanık hakkında örgütsel faaliyette bulunduğuna dair bir anlatım bulunmaması ve sanığın mütevelli olduğuna dair anlatımın ise soyut ve duyuma dayalı olması; gizli tanıkların beyanlarının da benzer şekilde duyuma dayalı olmaları ve örgütsel bir görev anlatımının bulunmaması, yine sanığın hesabından ... Üniversitesine havale ile gönderilen paranın ise eşi tarafından gönderildiğinin hesap hareketlerinin incelenmesinden ve eşinin tanık olarak alınan beyanlarından anlaşıldığı nazara alındığında; Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri ve tanık beyanları nazara alındığında, ... kullanıcısı olmayan, kod adı bulunmayan, ...'da hesabı bulunmayan sanığın, dosya kapsamında yer alan tanık beyanları ve savunmasına göre de örgütün nihai amacının kamuoyunca bilinebilir hale geldiği döneme kadar örgütsel içeriği kanıtlanamayan sohbet toplantılarına katılması dışında örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, dosyaya yansıyan mevcut deliller göz önünde bulundurulduğunda sanığın eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde olduğu gözetilmeden atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün belirtilen sebeplerden dolayı tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanık hakkında itirazın kabulü ve bozma nedeni dikkate alınarak İNFAZIN DURDURULMASINA, Dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2026 tarihinde karar verildi.