Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/1297 E. 2026/6761 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/1297
Karar No
2026/6761
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi TARİHLERİ : 1. 28.06.2018 2. 16.09.2022 SAYISI : 2015/613 E., 2018/384 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Mahkûmiyet 2. Tekerrür hükümlerinin hüküm fıkrasından çıkarılarak infazın devamı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen 28.06.2018 tarihli kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın TCK'nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 06.09.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen 16.09.2022 tarihli ek kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen 2 yıl hapis cezasına ilişkin hükmün, tekerrür uygulanmasına ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkarılarak infazın devamına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 27.01.2025 tarihli ve 2022/30809 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/14286 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/14286 sayılı kanun yararına bozma isteminin; 1- Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 28/06/2018 tarihli ve 2015/613 esas, 2018/384 sayılı kararına yönelik yapılan incelemelede;

a) 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının,“Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” şeklindeki şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında;

Somut olayda, sanık hakkındaki 10/04/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın 29/09/2015 tarihinde sanığın mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesine göre tebliğe

çıkarıldığı halde dağıtıcı tarafından doğrudan mernis adresi şerhi ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre muhtara tebliğ edildiği ve bu şekilde doğrudan mernis adresine yapılan tebliğin geçerli sayılamayacağının anlaşılması karşısında,

Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, usulüne uygun tebliğ işlemlerinin yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durması yerine yazılı şekilde karar verilmesinde;

b) Tekerrüre esas alınan Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/390 esas, 2014/280 sayılı kararına ilişkin kamu davasının, henüz sanık hakkında hüküm verilmeden önce anılan Mahkemenin 07/03/2018 tarihli ve 2013/390 esas, 2014/280 sayılı ek kararı ile yapılan uyarlama yargılaması sonucu uzlaşma sebebiyle kamu davasının düşmesine karar verildiği ve bu ilamın tekerrüre esas olamayacağı, sanığın adli sicil kaydında da başkaca tekerrüre esas alınacak ilamı bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde cezanın mükerrirlere göre infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde; 2- Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 16/09/2022 tarihli ve 2015/613 esas, 2018/384 sayılı ek kararına yönelik yapılan incelemede; Tekerrüre esas alınan Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/390 esas, 2014/280 sayılı kararına ilişkin kamu davasının, henüz sanık hakkında hüküm verilmeden önce anılan Mahkemenin 07/03/2018 tarihli ve 2013/390 esas, 2014/280 sayılı ek kararı ile yapılan uyarlama yargılaması sonucu uzlaşma sebebiyle kamu davasının düşmesine karar verilmiş ise de, asıl karar kesinleştikten sonra ek kararla hükümde değişiklik yapılamayacağının gözetilmemesinde; isabet görülmemiştir.”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 28.2.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2015 tarihli ve 2015/265 Soruşturma, 2015/18 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye tebliğ edilerek infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

B. Şüphelinin 31.05.2015 tarihinde uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle belirlenmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2015 tarihli ve 2015/1465 Soruşturma, 2015/518 Esas, 2015/511 sayılı iddianamesi ile Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

C. Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 28.06.2018 tarihli ve 2015/613 Esas, 2018/384 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58/6. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, kararın 06.09.2018 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği, D. İnfaz Cumhuriyet savcılığınca talepte bulunulması üzerine, Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 16.09.2022 tarihli ve 2015/613 Esas, 2018/384 Karar sayılı ek kararı ile, tekerrüre esas alınan Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.04.2014 tarihli ve 2013/390 Esas, 2014/280 Karar sayılı ilâmı hakkında daha sonra Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2018 tarihli ve 2018/170 Esas, 2018/168 Karar sayılı kararı ile uzlaşma nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verildiği gerekçesiyle mahkeme kararındaki tekerrür hükümlerine ilişkin 5. paragrafın çıkarılarak infazın devamına karar verildiği,

Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son

adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, Somut olayda, Ürgüp Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, şüphelinin bilinen adresine Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğe çıkarıldığı halde dağıtıcı tarafından MERNİS adresine tebliğe çıkarılmış gibi işlem yapılarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre muhtara tebliğ edildiği ve bu şekilde yapılan tebliğin geçerli sayılamayacağı, tebligatın usulsüz olması nedeniyle erteleme kararının kesinleşmediği, karar kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle ihlal kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla TCK'nın 191/4. maddesinde belirtilen dava açılması koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından;

Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı ise de;

Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada,

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında 04.05.2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Avanos Cumhuriyet Başsavcılığınca 08.07.2021 tarihli ve 2021/606 Soruşturma, 2021/98 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği anlaşılmakla, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre

kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınması, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, derdest dava bulunması halinde incelemeye konu dava ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, sanığın eylemlerinin tek suç, ihlâl, zincirleme suç veya bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinden, mahkûmiyet kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.

Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2018 tarihli ve 2015/613 Esas, 2018/384 Karar sayılı "sanığın mahkûmiyetine ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına" dair kararının kanun yararına bozulması halinde, Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2022 tarihli ve 2015/613 Esas, 2018/384 Karar sayılı "tekerrüre esas alınan Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.04.2014 tarihli ve 2013/390 Esas, 2014/280 Karar sayılı ilâmı hakkında daha sonra Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesince uzlaşma nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verildiği gerekçesiyle, 28.06.2018 tarihli mahkeme kararındaki tekerrür hükümlerine ilişkin 5.paragrafın çıkarılmasına" dair ek kararın hukuki değerden yoksun hale geleceği ve infaz kabiliyetinin kalmayacağı anlaşıldığından; 16.09.2022 tarihli ek karara ilişkin kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.

III. KARAR

A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kısmen KABULÜNE, B. Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2018 tarihli ve 2015/613 Esas, 2018/384 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2022 tarihli ve 2015/613 Esas, 2018/384 Karar sayılı ek kararına yönelik KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/1297, K. 2026/6761, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-1297-e-2026-6761-k-54819d862c66