Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/2082 E. 2026/4306 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/2082
- Karar No
- 2026/4306
- Karar Tarihi
BOZMA ÜZERİNE
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/488 E., 2024/631 K. SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralamaya teşebbüs HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Katılan ... vekilinin; sanık ... hakkında tehdit suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile katılan sanık ... hakkında kasten yaralamaya teşebbbüs suçundan ceza verilmesine yer olmadığı kararına karşı temyiz isteminde bulunduğu anlaşılarak yapılan incelemede;
Katılan sanık ... hakkında ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.05.2022 tarihli ve 2022/59 Esas, 2022/372 sayılı kararı ile kasten yaralamaya teşebbüs suçundan ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiği ve hükmün 01.07.2022 tarihinde kesinleştiği, kanun yararına bozma yoluna adı geçen sanık yönünden başvurulmamış olması nedeni ile mahkemece sehven yeniden kurulan hükme yönelik katılan sanık ... vekilinin temyiz istemi inceleme dışı bırakılarak yapılan incelemede;
I. Sanık ... Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hükmün Temyiz İncelemesinde;
... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.05.2022 tarihli ve 2022/59 Esas, 2022/372 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak kurulan hükmün itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2023 tarihli ve 2023/90834 sayılı ihbarnamesiyle, “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251/1. maddesinde yer alan, “(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki ve aynı Kanun'un 251/8. maddesinde yer alan, " (8)Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." şeklindeki, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125/1. maddesinde yer alan, "Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklindeki ve 125/4. maddesindeki "Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, Hakaret suçu için öngörülen cezanın üst sınırının 2 yıl hapis cezası olduğu gözetildiğinde temel halinin basit yargılama usulü kapsamında kaldığı; ancak benzer bir olaya ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/02/2017 tarihli ve 2014/4-757 esas, 2017/113 karar sayılı ilâmında, “...5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin dördüncü fıkrasında hakaret suçunun alenen işlenmesi, bu suçun nitelikli bir şekli olarak kabul edilmiştir. Bu fıkraya ilişkin madde gerekçesinde, aleniyet için aranan temel ölçüt, fiilin, gerçekleştiği koşullar itibarıyla belirli olmayan ve birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olması şeklinde belirtilmiştir. Hakaret suçunun, belirsiz sayıdaki kişiler tarafından işitilebilecek, görülebilecek ve algılanabilecek bir ortamda veya çok sayıda kişinin öğrenmesini sağlayacak herhangi bir araçla işlenmesi halinde, aleniyet vardır. Aleniyetin varlığı için, çok sayıda insanın hakareti öğrenmesinin olanaklı olması yeterlidir; söylenenlerin fiilen duyulması şart değildir. Aleniyet halinde, mağdur, hakaretin az sayıda kişi önünde gerçekleşmesine oranla, daha fazla rencide olacağı için, bu nitelikli hâl kabul edilmiştir. ( ..., ...., .... Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Beta Yayınevi, 3. Baskı, 2016, s. 235)..." şeklinde belirtildiği üzere hakaret suçunun alenen işlenmesi durumunun, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hali gibi, suçun diğer bir nitelikli hali olduğu ve bu durumda öngörülen cezanın altıda bir oranında artırılacağı cihetle, sanığın üzerine atılı kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret suçuna ilişkin cezanın üst sınırının 2 yıldan fazla hapis cezasını gerektireceği ve bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 251/1. maddesi uyarınca bu suç yönünden basit yargılama usulünün uygulanamayacağı gibi 5271 sayılı Kanun'un 251/8. maddesindeki düzenlemeye nazaran, sanığa yüklenen tehdit ve kasten yaralama suçları bakımından da basit yargılama usulüne tabi olmayan alenen hakaret suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle anılan usulün uygulanamayacağı gözetilmeden, sanığa yüklenen suçlara ilişkin olarak basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir. 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması” ihbarıyla kanun yararına bozma yoluna gidilmiştir.
Kanun yararına bozma sonrası aleyhe sonuç doğurulamayacağı gözetilerek, 5271 sayılı Kanun'un 307. maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı açısından, sanığın kazanılmış hakkı dikkate alınmamış ise de, bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Açıklanan nedenle ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2024 tarihli ve 2024/488 Esas, 2024/631 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasında ... hakkında 5237 sayılı Kanun’un 106/1.1.cümle,62. maddelerinin uygulandığı paragraftan sonra, “Sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle 3 ay 22 gün hapis ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükmün diğer yönleri korunarak Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 14.05.2026 tarihinde karar verildi.