Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/8038 E. 2026/11483 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/8038
Karar No
2026/11483
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3479 E., 2024/567 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

I. Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a. maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,

II. Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, '' katılan ...'e yönelik hırsızlık suçundan verilen netice cezanın CMK'nın 283. maddesi uyarınca 1 yıl 10... gün hapis cezası olarak belirlenmesi gerektiği halde, infaz miktarı yönünden kazanılmış hak şeklinde bir kanıya varılarak sanığın hapis cezasının neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası olarak belirlenip bu hapis cezasının da 1 yıl 10... gün üzerinden infazına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, bu şekilde sanık aleyhine ceza artırımının hukuka aykırı olduğuna, kararın bozulmasına'' yönelik, sanık müdafiinin temyiz isteminin, ''karar eksik inceleme sonucu alınmış olup usul ve yasaya aykırı olduğundan kaldırılarak sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi halde sanık hakkında tüm lehe olan yasa maddelerinin uygulanmasına karar verilmesine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Bursa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2021 tarihli ve 2020/705 Esas, 2021/273 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/1695 Esas, 2022/820 Karar sayılı kararı ile “1-) Katılanın soruşturma aşamasında alınan beyanında, motorsikletinin apartmanın önünden çalındığını söylediği, yargılama sırasında alınan beyanında ise motorsikletinin apartmanın bahçesinden çalındığını belirttiği anlaşılmakla, motorsikletin nereden çalındığı hususu netleştirilerek, apartmanın bahçesinden çalınmış olması halinde bu yerin binanın elentisi olup olmadığı hususunda yöntemince araştırma yapılarak sanığın eyleminin TCK' nın 142/2-h maddesine uyan suçu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde TCK'nın 142/1-e maddesinden uygulama yapılmasının hukuka aykırı olduğu, 2-) Sanığın motorsikleti çaldıktan yaklaşık 20 dakika kadar sonra devriye görevini ifa eden çarşı mahalle bekçileri tarafından motorsikleti iterek götürmekte iken yakalandığı anlaşılmakla, motorsikletin çalındığı yer ile sanığın yakalandığı yerin tespit edilerek, eylemin tamamlanıp tamamlanmadığı değerlendirilmeden, sanık hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğu, 3-) Suçun tamamlandığının tespiti halinde, motorsikletin çarşı mahalle bekçileri tarafından bulunmuş olmasına rağmen, motorsiklete verilen zararın kovuşturma aşamasında giderilmesinin kısmi iadeyi oluşturacağı anlaşılmakla, katılandan sanığın bu kısmı iadesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasına rızasının olup olmadığının sorularak, bulunması halinde sanık hakkında TCK' nın 168/2. maddesinin uygulanmasının gerekeceğinden” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/1695 Esas, 2022/820 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Bursa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2023 tarihli ve 2022/440 Esas, 2023/630 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/8038, K. 2026/11483, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-8038-e-2026-11483-k-e73b25a0ff0b