Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7270 E. 2026/4647 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7270
Karar No
2026/4647
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/85 Esas, 2025/1179 Karar HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2019/219 E., 2021/945 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında dava dışı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketinden olan davalının alacaklarının davacıya 1.620.037,00 TL karşılığında devrine dair imzalanan 29.11.2013 tarihli alacağın devri vaadi sözleşmesi kapsamında müvekkilinin 01.03.2015 tarihine kadar her ay düzenli olarak ödeme yapmasına rağmen belirtilen tarihte ödemesi gereken 70.000,00 TL tutarın 38.000,00 TL'sini ödeyebildiğini, müvekkilinin mali olarak zor duruma düşmesi nedeni ile bankayla tekrar görüşüp yeniden bir ödeme planı yapılmasını talep ettiğini, ancak davalı yanca 01.03.2015 tarihine kadar ödenen toplam 818.000,00 TL'nin dava dışı şirketin borcundan mahsup edilmesinin şart olarak ileri sürülmesi nedeni ile anlaşamadıklarını, sözleşmenin, başından sonuna kadar kurum lehine hakkaniyete aykırı düzenlendiğini, davalının 409.000,00 TL'yi iade etmesine rağmen kalanını cezai şart kapsamında uhdesinde tuttuğunu ileri sürerek öncelikle haksız şekilde iade edilmeyen 409.000,00 TL'nin, mümkün olmadığı takdirde fahiş olarak kararlaştırılan bu kısmın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 182/3 hükmü gereğince tenkisine, bu kapsamda hükmedilecek miktarların bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin, içeriği ve düzenleniş amacı dikkate alındığında özel olarak taraf iradeleri esas alınarak düzenlenen bir sözleşme olduğu, dava konusu cezai şartın da sözleşme serbestisine dayanılarak düzenlendiği ve seçimlik cezai şart niteliği kapsamında kaldığı, TBK'nın 182/3 hükmü kapsamında yapılan incelemede ise anılan Kanun'un 181/1 hükmünde her ne kadar ''Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler." denilmekte ise de bu serbestliğin sınırsız olmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin feshi ile birlikte davalı bankanın davacıdan 818.324,00 TL tahsilatı sağlamasına rağmen gerisini sağlayamadığı, ancak alacaklarını da davacıya devretme borcundan kurtulduğu, dava dışı şirketten de bir kısım tahsilatları sağladığı ve sağlamaya devam ettiği görülmekle birlikte davacının kendi beyanı ile de kabulünde olduğu üzere ekonomik olarak sıkıntıya uğramasından kaynaklı taksitleri ödeyememesi nedeniyle feshedilen bu sözleşmeden hiçbir menfaat elde edemediği, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde kararlaştırılan cezai şartın fahiş olduğu, davacının mahvına sebebiyet verebileceği, sözleşmedeki edimler dengesi ve açıklanan yasal düzenlemeler dikkate alınarak TBK'nın 182/3 hükmü uyarınca aşırı olan cezai şart miktarında hakkaniyete uygun tenzilat yapılması şartlarının bulunduğu gerekçesi ile tahakkuk edecek faiz miktarı da göz önüne alındığında, cezai şart miktarı olarak hesaplanan 409.171,00 TL'nin takdiren % 60 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak 245.502,06 TL yönünden davanın kısmen kabulüne, temerrüt yönünden dava dilekçesinde açıkça bir talepte bulunulmadığı göz önüne alınarak bu tutara dava tarihi olan 25.10.2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, alacağın temliki sözleşmesinde yer alan cezai şartın geçersizliğinin tespiti, olmadığı takdirde cezai şartın tenkis edilmesi ve bu kapsamda banka tarafından kesilen cezai şartın iadesi, aksi taktirde cezai şart olarak kararlaştırılan bedelin tenkisi ile belirlenecek tutarın tahsili istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetine göre uygulanacak hükümler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) hükümleri olmakla, aynı Kanun'un 3. maddesi kapsamında bu tür uyuşmazlıklar ticari iş olarak değerlendirilmektedir. 6102 sayılı TTK'nın "Ticari İş Karinesi" başlıklı 19/2 hükmünde ise, taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılacağı düzenlenmiştir.

Diğer yandan, faiz konusunda özel düzenlemelerin yer aldığı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2. maddesinde temerrüt faizi düzenlenmiş olup, ticari işler için dahi faiz oranı birinci fıkrada yasal faizle aynı oranda belirlenmiştir. İkinci fıkrasında ise alacaklıya avans faizi oranında isteme hakkı tanınmıştır. Bu nedenle alacaklı ticari işlerde temerrüt faizini birinci fıkrada belirtilen yasal faiz oranında isteyebileceği gibi ikinci fıkranın kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak avans faizi oranında da isteme hakkına sahiptir.

Bu bilgiler ışığında somut olayda; taraflar arasında imzalanan alacağın devri vaadi sözleşmesi kapsamında belirli koşulların sağlanması karşılığında davalının, dava dışı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketinden olan alacaklarının devrini taahhüt ettiği, davalı bankanın tacir olup, alacağın ticari işten kaynaklandığı anlaşıldığından davacının alacağına talebi doğrultusunda avans faizi uygulanması gerekirken yasal faiz işletilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1. numaralı bendin alt paragrafında yer alan “...yasal...” ibaresinin çıkartılarak yerine “...avans...” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 15.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/7270, K. 2026/4647, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-7270-e-2026-4647-k-e71cc13eaa92