İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/588 E. 2026/955 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/588
- Karar No
- 2026/955
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/588 Esas KARAR NO : 2026/955
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 08/08/2025 KARAR TARİHİ : 07/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davacı şirket uluslararası hava taşıma hizmeti vermekte olup davalı tarafa da aralarındaki cari hesap ilişkisine istinaden vermiş olduğu taşıma hizmeti sonucu keşide edilen faturadan; 10 adet fatura borcu ödenmediğini, davalı tarafın cari hesapta yer alan yukarıdaki fatura bedelini ödememesi sebebiyle faturadaki son ödeme tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle davalı hakkında .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı taraf kendisine gönderilen ödeme emrinde belirtilen borca ve ferilerine, itiraz ederek borcu olmadığı bahisle icra takibini haksız ve kötü niyetli bir şekilde durdurduğunu, davalı tarafın yapmış olduğu itirazlar yerinde olmayıp reddi gerektiğini, takibe kötü niyetli bir şekilde itiraz eden davalının takibe konu itiraza uğrayan 139.908,65- TL asıl alacak ve 21.234,14 -TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 161.142,79-TL alacağından dolayı ilgili borca, faiz ve feri’lerine yapmış olduğu itirazın iptalini, takibin devamını, takip sonrası asıl alacağa avans faizi uygulanması ile alacağın tahsilini, haksız itiraz için alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine ve yargılama masrafları ile ücret-i vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 128. maddesi uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır... .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine toplam 161.142,79-TL borcun ödenmesi amacıyla tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 02/06/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 29/05/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişi heyetinin 10/07/2026 tarihli raporunda özetle; Davacı şirket 2024-2025 yılı ticari defterlerini 24.06.2026 Tarihinde şirket merkezinde ibraz ettiği, Davacının İbraz edilen ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut tespitlere göre davacının ibraz edilen ticari defterlerinin kendi lehine delil olarak değerlendirilmekle birlikte nihai karar sayın mahkemenin takdirinde olduğu, Davalı taraf ticari defterleri ile ticari defterler kayıtlarına esas teşkil eden davalı taraf adına tanzim edilmiş olan tüm faturalar ile davacıya yapılan ödemeleri ait bilgi ve belgeler ile davacıya ait cari hesap bilgileri ibraz etmemiştir. Bu nedenle davalı tarafa ait ticari defterlerde davacıya ait borç veya alacak tutarının doğruluğu ve gerçekliği hakkında somut inceleme tespit ve değerlendirme yapılamadığı, Davacının ibraz edilen ticari defterlerinde icra ve dava konusu yapılan faturaların davacının ticari defterinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu ve icra takip tarihi itibariyle icra ve takip konusu yapılan fatura tutarından dolayı davalından 139.908,65.- TL alacağı olduğu tespit edildiği, İcra ve dava konusu yapılan faturaların biçimsel yapısı incelendiğinde icra ve dava konusu faturaların e- fatura olduğu, e- fatura kullanıcılarının 213 sayılı VUK tebliğ hükümleri çerçevesinde fatura uygulamasına dâhil olan mükelleflerin, elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan diğer mükellefler tarafından gönderilen elektronik faturaları e-belge portalı üzerinden almaları zorunlu olduğu, bu durumda davacı tarafından icra ve dava konusu yapılan e- faturaların davalı tarafından tebliğ alındığına karine getiriliği, Davacının düzenlediği faturaların, davalı yanca kaşe ve imzalanmış sözleşme gereği, dayanak taşıma senetlerine uygun ve senetlere atıf ile düzenlendiği, karine olarak bu faturaların iş görmeyi tevsik ettiği, Düzenlenen faturalara ilişkin taşıma senetleri de fotokopileri dosyaya sunulmuş, davacının düzenlediği faturalara konu işlerin karine olarak icra edildiği değerlendirildiği, Davacının .... İcra dairesinin 2025/... dosya numarası ile davalı aleyhine yaptığı icra takip tarihi itibariyle davalından 139.908,65. -TL asıl alacak+ 19.922,21 .-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 159.830,86 .-TL alacağı olduğu değerlendirildiği, davacı asıl alacağına takip tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı uygulanması gerektiği, bildirilmiştir. DELİLLER: -.... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas Sayılı İcra Dosyası -Bilirkişi Raporu -Arabuluculuk son tutanağı -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında verilen uluslararası hava taşıma hizmetlerinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nin 21/2. maddesi uyarınca, bir faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak faturanın tek başına alacağın varlığını ve faturaya konu hizmetin ifa edildiğini kesin olarak kanıtlamadığı, fatura içeriğinin ve dayanak ticari ilişkinin dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Uyuşmazlığın çözümü bakımından tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyetinin 10/07/2026 tarihli raporunda özetle; davacının 2024 ve 2025 yıllarına ait ticari defterlerini ibraz ettiği, söz konusu defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, kanuna ve usulüne uygun tutulduğu, kayıtların birbirini doğruladığı ve bu itibarla davacı lehine delil niteliğinde olduğu; davalı tarafın ise ticari defterlerini, faturalara ve cari hesap ilişkisine ilişkin kayıtlarını ve davacıya yaptığı ödemelere dair belgeleri ibraz etmediği, bu nedenle davalı defterleri üzerinden karşılaştırmalı inceleme yapılamadığı belirtilmiştir. Raporda ayrıca, davacının ticari defterlerinde dava ve takip konusu faturaların usulüne uygun şekilde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 139.908,65 TL alacaklı bulunduğu, dava konusu faturaların elektronik fatura niteliğinde olduğu ve e-fatura uygulamasına kayıtlı mükellefler arasında elektronik ortamda iletilip alınmasının zorunlu bulunduğu, faturaların taraflar arasındaki ticari ilişki ve davalı tarafından kaşe ve imzalanmış sözleşme kapsamında düzenlendiği, faturalara dayanak taşıma senetlerinin de dosyaya sunulduğu, bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda fatura konusu taşıma hizmetlerinin gerçekleştirildiğinin kabul edilebileceği ifade edilmiştir. Bilirkişi heyetince, takip tarihi itibarıyla 139.908,65 TL asıl alacak ve 19.922,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 159.830,86 TL alacak bulunduğu, asıl alacağa takip tarihinden itibaren TCMB tarafından kısa vadeli avans işlemleri için uygulanan faiz oranının işletilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Somut olayda, davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturaların davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerine kaydedildiği, faturaların taraflar arasındaki ticari ilişki ve sözleşme kapsamında düzenlendiği, faturalara konu taşıma işlemlerine ilişkin taşıma senetlerinin dosyaya sunulduğu, bu belgelerin fatura konusu hizmetlerin yerine getirildiğini desteklediği anlaşılmıştır. Ayrıca dava konusu faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, elektronik fatura uygulamasına kayıtlı mükellefler arasında faturaların elektronik ortamda iletilmesinin esas olduğu ve bilirkişi raporunda da bu hususun değerlendirilerek faturaların davalıya tebliğ edildiği yönünde karine bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK’nin 222. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil niteliğini haiz olduğu, davalının ise ticari defterlerini ve ödeme belgelerini ibraz etmediği anlaşılmıştır. Davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi tek başına davacının alacağının varlığını kanıtlamamakla birlikte, davacının usulüne uygun ticari defter kayıtlarının, fatura ve taşıma senetleriyle desteklenmesi ve dosya kapsamında bu kayıtların aksini ortaya koyan herhangi bir ödeme belgesi veya başkaca delil bulunmaması karşısında, davacının ticari defter kayıtlarının alacağın varlığı yönünden diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda, davacının dava konusu taşıma hizmetlerini yerine getirdiği, bu hizmetler karşılığında düzenlenen faturaların ticari defterlerine kaydedildiği ve takip tarihi itibarıyla davalıdan 139.908,65 TL asıl alacağının bulunduğu bilirkişi raporu ve dosya kapsamıyla sabit görülmüştür. Davalı tarafça borcun ödendiğine veya herhangi bir nedenle sona erdiğine ilişkin delil sunulmadığı gibi, davacının ticari defter ve kayıtları ile dayanak belgelerinin aksini ortaya koyan bir delil de dosyaya ibraz edilmemiştir. Davacı tarafça takip öncesi dönem için işlemiş faiz talep edilmiş ise de, dosya kapsamında davalının icra takibinden önce borcun ödenmesi hususunda ihtar edildiğine, temerrüde düşürüldüğüne veya taraflar arasında davalının temerrüde düşeceği tarihi belirleyen ve davalı bakımından bağlayıcı nitelikte bir düzenleme bulunduğuna ilişkin herhangi bir delil sunulmamıştır. 6098 sayılı TBK’nin 117/1. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün taraflarca birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bildirimde bulunmak suretiyle bir vade belirlemişse, bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşer. Bununla birlikte, somut olayda davacının düzenlediği faturalarda yer alan ödeme tarihlerinin davalı bakımından temerrüt sonucunu doğuracak şekilde kararlaştırıldığı ve davalının bu tarihler itibarıyla temerrüde düştüğü hususu dosya kapsamındaki delillerle kanıtlanamamıştır. Dava konusu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olması ve fatura konusu taşıma hizmetlerinin yerine getirilmiş bulunması, davacının asıl alacağının varlığını kanıtlamak bakımından yeterli görülmüş ise de, bu hususlar tek başına davalının takip öncesinde temerrüde düşürüldüğünü göstermemektedir. Nitekim davacı tarafından davalıya gönderilmiş bir ihtarname, ödeme talebinin davalıya ulaştığını gösterir tebligat veya temerrüt koşullarının gerçekleştiğini ortaya koyan başkaca bir delil dosyaya sunulmamıştır. Bu nedenle, davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından, davacının takip öncesi döneme ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine; asıl alacağa ise icra takibinin başlatılmasıyla birlikte davalının temerrüde düşmesi nedeniyle takip tarihinden itibaren, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunması karşısında 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Davacının icra inkâr tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu alacağın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen belirli faturalara dayandığı, fatura bedellerinin ve takip tarihi itibarıyla ödenmeyen asıl alacak miktarının belirlenebilir ve hesaplanabilir nitelikte olduğu, dolayısıyla alacağın likit bulunduğu anlaşılmıştır. Davalının icra takibine itirazında haksız olduğu da gözetilerek, İİK’nin 67/2. maddesi uyarınca kabul edilen 139.908,65 TL asıl alacağın %20’si oranında hesaplanan 27.981,73 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davacının kötü niyet tazminatı talebi yönünden ise davalının icra takibine itiraz etmiş olması tek başına kötü niyetli hareket ettiğini göstermeye yeterli olmayıp, davalının takipte kötü niyetli olduğunun somut delillerle ortaya konulamadığı, bu nedenle kötü niyet tazminatının yasal koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın kısmen kabulüne, davalının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 139.908,65 TL asıl alacak ve 19.922,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 159.830,86 TL üzerinden iptaline, takibin 139.908,65 TL asıl alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi işletilmek suretiyle devamına, kabul edilen asıl alacağın %20’si oranında hesaplanan 27.981,73 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin işlemiş faiz ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın Kabulü ile, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 139.908,65-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren, avans faiz işletilmesine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 27.981,73-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davalının yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin Reddine, 4-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 9.957,15-TL harçtan, peşin alınan 1.946,21-TL harç mahsup edilerek kalan 7.610,94-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 1.946,21-TL peşin harç, 615,40-TL başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 21.234,14-TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 17.115,00-TL yargılama gideri kabul ve red durumuna göre takdiren oranlayarak 14.859,70-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin Kabul-red oranına göre 3.993,80-TL'nin davalıdan, 606,20-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/10/2026
Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
Tashih Şerhi
Mahkememizin yukarıda numarası yazılı dosyasında verilen hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “Davanın Kabulü ile,” ibaresinin devamında itirazının kısmen iptaline, takibin 139.908,65-TL asıl alacak üzerinden devamına, karar verildiği anlaşılmakla eksikliğin “Davanın Kısmen Kabulü ile,” ibaresinin yazılarak giderilmesine, -Kararın diğer hükümlerinin aynen korunmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 304. maddesi uyarınca karar verildi.
Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır