İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1010 E. 2026/732 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1010
- Karar No
- 2026/732
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1010 Esas KARAR NO : 2026/732
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/12/2025 KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil şirketin uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, buna istinaden davalı şirketin "40 hc(high-cube)" için müvekkil şirkete nakliye talebinde bulunduğunu, müvekkil şirket çalışanı mesut alkaş ile davalı şirket ortağı muhammed enes peker arasında gerçekleşen şirket hattına ait whatsapp ile mail yazışmalarının da mevcut olduğunu, ilk olarak verilen tekliflerin; ... 40 hc ... olarak transit süre 48-50 gün, free time (serbest zaman) 12 gün, 2750 USD, süveyş mundra aktarmalı olarak transit süre 40 gün, free time (serbest zaman) 14 gün, 3600 USD, süveyş direkt hat olarak transit süre 32 gün, free time (serbest zaman) 14 gün, 4300 USD olduğunu, malların davalı şirket sebebiyle yetişmediği için müvekkil şirketin tekrar teklif düzenleyerek 40 hc ... süveyş direkt hat olarak, 3950 USD şeklinde bilgi verdiğini, 24.07.2025 tarihinde müvekkil şirket deniz operasyon sorumlusu ... hanım tarafından "...@gmail.com" e bilgilendirme yapılmaya başlandığını, 19.09.2025 tarihinde müvekkil şirket tarafından ... numaralı 278.181,67 TL bedelli 6750 USD tutarlı fatura "navlun" hizmeti altında davalı şirket için hazırlandığını ve e-fatura sistemi üzerinden tebliğ edildiğini, 07/10/2025 tarihinde ... numaralı 27.035,65 TL bedelli 650 USD tutarlı fatura "demuraj" bedeli olarak davalı şirkete e-fatura sistemi üzerinden tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından 16/10/2025 tarihinde ... numaralı iade faturası müvekkil şirkete e-fatura sistemi üzerinden tebliğ edildiğini, ilgili faturayı e-fatura sistemi üzerinden kabul etmemekle birlikte davalı şirkete t.c ... 72.noterlik vasıtası ile 21.11.2025 tarihinde ... yevmiye numarası ile ihtarname gönderildiğini, 19.09.2025 tarihinde müvekkil şirket tarafından tebliğ edilen bir faturanın neredeyse 1 ay sonrasında 16.10.2025 tarihinde iade edilme talebi tarafımızca kabul edilmediğini ve kanun hükmü ile bağdaşmadığını aynı zamanda basiretli tacir ilkesi ile uyuşmadığını, müvekkilin 1250 USD tutarındaki fatura alacağının davanın kesinleşme tarihinde, mümkün değilse dava karar tarihindeki tcmb döviz alış kuru üzerinden TL karşılıklarının ödenmesini, ihtarname tebliğ tarihi olan temerrüt tarihinden itibaren geç ödemeden kaynaklanan kesinleşme tarihine kadar mümkün değilse dava karar tarihine kadar olan ticari temerrüt faizini, talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin Davacı firmaya herhangi bir şekilde borcu bulunmadığını, davacı tarafça da müvekkilin kendisine borcu bulunduğuna dair dosyaya herhangi bir bilgi/belge sunulamadığını, müvekkilin Davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından davaya konu faturaların hiçbir karşılığı bulunmamakta olup Davacı taraf haksız yere zenginleşmek adına huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkil ile davacı arasında gerçekleştirilen ithalat navlun işlemleri ile ilgili davacı tarafından Şirkete ... ile ... numaralı faturalar kesildiğini, ... numaralı faturanın taraflarınca kabul edilmediğini ve bunun karşılığında ... numaralı iade faturası kesildiğini, söz konusu fatura tutarı taraflarca yapılan anlaşmanın üzerinde olduğun, müvekkil ile Davacı Şirket arasında gerçekleştirilen e-posta yazışmalarında; taşınması gereken ürünlerin Türkiye’ye getirilmesi amacıyla 2 seçenek bulunduğunu, bu seçeneklerden birincisinin ürünlerin ... üzerinden taşınarak 45 gün içerisinde ulaşacağı, bu taşımanın bedelinin 2.950 USD olacağı, diğer seçeneğin ise ürünlerin Mısır üzerinden 30 gün içerisinde ulaşacağı ve bunun bedelinin 4.350 USD olacağı şeklinde olduğunun bildirildiğini, ikinci sunulan seçenek olan 4.350 USD bedelli taşıma işleminin yapılmasının talep edildiği davacı tarafa bildirildiğini, ürünlerin davacı tarafa türlü bahaneler uydurularak yüklenmesi geciktirildiğini, 2025 yılı Ağustos ayının başında söz konusu ürünlerin davacı tarafından taşınamadığını, buna rağmen iyiniyetli şekilde davranmak suretiyle yapılan; “Ürünlerin yurt dışında kalmaması adına 1.150 USD fiyat farkı ile ... üzerinden ürünleri taşıyalım” şeklinde sunulan teklifin mecburen kabul edildiğini, 1.150 USD fiyat farkı yansıtıldığını, müvekkil ile davacı şirketin anlaşması doğrultusunda 30 gün içerisinde gelmesi gereken ürünlerin ancak 50 günün sonunda ulaştığını, ödenmesi gereken taşıma bedelinin çok daha üzerinde olan 5.500 USD bedelin davacı tarafa ödemesinin gerçekleştirildiğini, hangi gerekçeyle kesildiği belli olmayan 6.750 USD bedelli ... numaralı fatura kesildiğini, müvekkil yetkililer tarafından faturanın fazla kesildiğinin fark edilmesi üzerine davacı şirkete ... numaralı iade faturası kesildiğini, anlaşılan tutarın da üzerinde olan 5.500 USD bedel + masraflar şirketinize ödenmiş olduğun, fazladan kesilen 1.250 USD bedelin kabulünün mümkün olmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari ilişkiden kaynaklanan fatura alacağı bedelinin tahsili ile munzam zarar, enflasyon farkı, faiz farkı istemine ilişkindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında; ''Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır.(Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. '' şeklinde açıklandığı üzere, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Dosya kapsamında alınan 14/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının ticari defterleri incelendiğinde davacı tarafından davalı adına düzenlenen 19.09.2025 tarihli, ... numaralı, “Navlun” açıklamalı, 6.750,00 USD (278.181,67 TL) tutarlı ve 07.10.2025 tarihli, ... numaralı, “Demuraj” açıklamalı, 650,00 USD (27.035,65 TL) tutarlı faturaların davacının yasal ticari defterlerinde 120 Alıcılar hesabı altında muhasebe usul ve esaslarına uygun kaydedildiğini; söz konusu faturalardan kaynaklı olarak davacının dava tarihi (19.12.2025) itibarıyla davalıdan 1.250,00 USD (44.897,32 TL) tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğunu, Davalı 06/04/2026 günü saat: 14:30'da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmadığın, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediğini, Davalı yan dava dosyasına davacı ile olan Cari Hesap Ekstresini sunmuş olup, Cari Hesap Ekstresi incelendiğini; Davacı tarafından davalı adına düzenlenen 19.09.2025 tarihli, ... numaralı, “Navlun” açıklamalı, 6.750,00 USD (278.181,67 TL) tutarlı faturanın davalı tarafından düzenlenen cari hesap ekstresine kaydedildiği; 07.10.2025 tarihli, ... numaralı, “Demuraj” açıklamalı, 650,00 USD (27.035,65 TL) tutarlı faturanın ise davalı tarafından düzenlenen cari hesap ekstresine kaydedilmediğini, akabinde davalı tarafından davacı adına 17.10.2025 tarihinde 260.320,00 TL tutarında ödeme yapıldığıni ve 16.10.2025 tarihinde ... numaralı, “Navlun” açıklamalı, 6.750,00 USD (278.181,68 TL) tutarlı iade faturası düzenlediğini, söz konusu cari hesap kayıtları esas alındığında dava tarihi (19.12.2025) itibarıyla davalının anılan faturadan ve yapılan ödemeden kaynaklı olarak davacıdan 260.320,01 TL tutarında cari hesap bakiye alacağı bulunduğu görüldüğünü; ancak davalıya ait yasal ticari defterler ve muhasebe kayıtları ibraz edilmediğinden, cari hesap ekstresinde yer alan kayıtların yevmiye defteri, defteri kebir ve yardımcı hesaplarla karşılaştırmalı olarak doğrulanması ve kayıtların muhasebe bütünlüğü ile uyumunun tespiti mümkün olmadığını, rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre söz konusu faturalardan kaynaklı olarak davacının dava tarihi (19.12.2025) itibarıyla davalıdan 1.250,00 USD (44.897,32 TL) alacaklı olduğunu, davalının cevap dilekçesinde davacı tarafından hizmetin gereği gibi ifa edilmediğine yönelik iddialarda bulunduğunu, ancak söz konusu hususun teknik değerlendirme gerektirdiği ve tarafım uzmanlık alanına girmediğinden bu yönde herhangi bir değerlendirme yapılamadığını, beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı fatura alacağı bedelinin tahsili ile munzam zarar, enflasyon farkı, faiz farkı istemine ilişkin olduğu, davada basit yargılama usulünün uygulandığı, taraflarca delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda; davacı tarafın 2025 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafça ticari defterin incelemeye sunulmadığı, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçındığı yani HMK 222/3 anlamında ticari defterlerini ibraz etmediği, HMK 222/3'e göre, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun olarak tutulmuş davacının ticari defter kayıtlarının kendi lehine delil teşkil ettiği, bunun aksinin davalı tarafça senet veya diğer bir kesin delille de ispatlanmadığı, davacı şirketin 2025 yılı ticari defter kayıtlarına göre; davacı tarafından davalı adına düzenlenen 19.09.2025 tarihli, ... numaralı, “Navlun” açıklamalı, 6.750,00 USD (278.181,67 TL) tutarlı ve 07.10.2025 tarihli, ... numaralı, “Demuraj” açıklamalı, 650,00 USD (27.035,65 TL) tutarlı faturaların davacının yasal ticari defterlerine muhasebe usul ve esaslarına uygun kaydedildiği; söz konusu faturalardan kaynaklı olarak davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 1.250,00 USD (44.897,32 TL) tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalı tarafça sunulan cari hesap ekstresinin incelenmesinde; davacı tarafından davalı adına düzenlenen 19.09.2025 tarihli, ... numaralı, “Navlun” açıklamalı, 6.750,00 USD (278.181,67 TL) tutarlı faturanın davalı tarafından düzenlenen cari hesap ekstresine kaydedildiği; 07.10.2025 tarihli, ... numaralı, “Demuraj” açıklamalı, 650,00 USD (27.035,65 TL) tutarlı faturanın ise davalı tarafından düzenlenen cari hesap ekstresine kaydedilmediği, ... 7. Noterliği'nin 28.10.2025 tarih ve 36632 yevmiye numarası ile keşide edilen ihtarnamesi ile, davalı tarafça 19.09.2025 tarihli, ... numaralı faturaya itiraz edilerek, bu faturaya karşı 16.10.2025 tarihli ... numaralı iade faturasının düzenlenmiş ise de, ihtarname tarihi itibariyle faturaya yönelik itirazın yasal süresi içerisinde yapılmadığı, davalı tarafından davacıya 17.10.2025 tarihinde 260.320,00 TL tutarında ödeme yapıldığı ve 16.10.2025 tarihinde ... numaralı, “Navlun” açıklamalı, 6.750,00 USD (278.181,68 TL) tutarlı iade faturası düzenlediği, iade faturasının ise davacının yasal ticari defter ve muhasebe kayıtlarına kaydedilmediği, ayrıca ... 72. Noterliği'nin 21.10.2025 tarih ve ... yevmiye numarası ile keşide edilen ihtarnamesi ile, davacı tarafından 16.10.2025 tarihli ve ... numaralı iade faturasına yasal süresi içerisinde itiraz edildiği, davalının, yasal defterlerini incelemeye ibraz etmemekle şartlara uygun olarak tutulmuş davacının ticari defter kayıtlarının kendi lehine delil teşkil ettiği, netice itibariyle davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında dava tarihi itibariyle davalı taraftan 1.250,00 USD alacaklı olduğu, davalı tarafça davacının taşıma işini gereği gibi ifa etmediği iddia edilmiş ise de cevap dilekçesinin süresinde olmadığı, denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı sonuç ve kanaatine varılarak; 1.250,00-USD'nin temerrüt tarihi olan 31/10/2025 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının ABD Doları olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle, fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacının munzam zarar, enflasyon farkı, faiz farkı talepleri yönünden ise; davacı vekili tarafından 03/06/2026 tarihinde ibraz edilen feragat dilekçesi ile munzam zarar, enflasyon farkı ve faiz farkına ilişkin taleplerinden feragat ettiğinin bildirildiği görülmüştür. Davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu, davanın tarafların serbestçe tasarruf edebileceği dava türlerinden olduğu, feragatin usulüne uygun bulunduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, HMK'nın 307. maddesine göre davadan feragat "Davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." Yine aynı kanunun 311. maddesine göre "Feragat, kesin hükmün sonuçlarını doğurur." Feragat, tek taraflı ve davayı sona erdiren kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuran işlem olup, feragatın hüküm ifade etmesi mahkemenin ve karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Dava, tarafların serbestçe tasarruf edebileceği davalardandır. Davacı munzam zarar, enflasyon farkı, faiz farkı taleplerinden usulüne uygun feragat ettiğinden munzam zarar, enflasyon farkı, faiz farkı taleplerinin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile KISMEN REDDİNE, 2-1.250,00-USD'nin temerrüt tarihi olan 31/10/2025 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının ABD Doları olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle, fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Munzam zarar, enflasyon farkı, faiz farkı taleplerinin feragat nedeniyle reddine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 3.642,50-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 928,68-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.713,82-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin 4.591,38-TL'sinin davalıdan tahsili, bakiye 8,62-TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafından ödenen 615,40-TL başvurma harcı, 928,68-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.544,08-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça sarf edilen 11.550,00-TL tebligat ve bilirkişi ücretinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 11.528,38-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 9-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının HMK m.333 hükmü gereği ilgilisine İADESİNE, 10-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/10/2026
Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır