İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/958 E. 2026/863 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/958
- Karar No
- 2026/863
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/958 KARAR NO : 2026/863
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 30/12/2025 KARAR TARİHİ : 23/10/2026
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki çerçevesinde düzenlenen ... Numaralı, 03/06/2024 tarih, 39.716,86 TL bedelli; ... Numaralı, 08/07/2024 tarihli, 2.268,60 TL bedelli; ... Numaralı, 29/06/2024 tarihli, 1.521,40 TL bedelli faturalandırılmış alacakların ödenmesinin talep edilmesine rağmen davalı tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, faturalara konu malzemelerin davalı şirkete satıldığını ve malların teslim edildiğini, malların teslim edilmesine rağmen davalı tarafça malların karşılığının ödenmediğini, ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili için davalı taraf aleyhine ... 20. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşamadıklarını, davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı yana tebligat yasası hükümlerine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü bildirildiği halde; davalı yan cevap dilekçesi sunmamış ve bu nedenle de münkir kabul edilmiştir. DELİLLER : Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, faturalar, hesap hareketleri, davacı yanın ticari defter ve kayıtları, ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya Uyap mündericatı, arabuluculuk tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı... Dava konusu ... 20. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Davacı tarafından davalıya keşide edilen 3 adet faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla davacı- alacaklı tarafından davalıya karşı asıl alacak ve faiz olmak üzere toplam 57.777,16-TL alacak üzerinden 28/01/2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı-borçluya 06/02/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-borçlunun da 12/02/2025 tarihinde, icra takibine, ödeme emrine, dosya alacağının tamamına, faize, faiz oranına, işlemiş faize, borca ve her türlü ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, davacı tarafından ticari defter ve kayıtlar ibraz olunmuş, davalı tarafından ticari defterlerin sunulması için ihtar çıkarılmasına rağmen davalı tarafından defterlerin sunulmadığı görülmüş ve Mahkememizce davacının sunmuş olduğu ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce SMMM bilirkişi...'den alınan 18/06/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacının 2024 ve 2025 yıllarına ait e-ticari defterlerinin suresinde tasdik ettirildiği ve usulüne uygun olduğu, davalı şirket tarafından dosya içeriğine cevap dilekçesi sunulmadığı, 21.05.2026 tarihli duruşma tutanağı uyarınca defterlerin bulunduğu adresin bildirilmediği ve yerinde inceleme talebinde bulunulmadığından davalı şirketin ticari defter ve dökümleri incelenemediği, ihtilafa konu edilen faturaların davacının ticari defter dökümlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde "... ve ..." mal/ürünlerine ilişkin olduğu ve faturaların usulune uygun düzenlendiği, dosya kapsamında yapılan incelemede, davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin herhangi bir belgeye, taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair açık bir sözleşme maddesine, yazılı mutabakata veya davalı tarafça kabul edilmiş vade farkı faturasına rastlanılmadığı, bu nedenle, davacı yanın takip talebinde yer alan toplam 14.270,30 TL tutarlı vade farkı alacak talebinin hesaplamaya dahil edilmediği, nihayetinde davacının incelenen e-ticari defter dökümlerinde davalı şirket ile olan ticari münasebetini 120.A2468 no.lu alıcılar hesabının alt hesap kodunda takip ettiği, davacının incelenen kendi ticari defter dökümleri neticesinde takip tarihi olan 28.01.2025 tarihi itibariyle davalı şirketten 43.506,86 TL alacaklı olduğu, iş bu alacağı davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen 03.06.2024 tarihli, ... numaralı, “...” açıklamalı 44.716,86 TL tutarlı fatura, 29.06.2024 tarihli, ... numaralı, “...” açıklamalı 1.521,40 TL tutarlı fatura ve 08.07.2024 tarihli, ... numaralı, “...” açıklamalı 2.268,60 TL tutarlı faturanın oluşturduğu, sayın mahkemece alacağın kabulü halinde, davacının 43.506,86 TL tutarlı asıl alacak tutarına, talebi ile bağlı olarak 3095 sayılı yasaya istinaden takip tarihi olan 28.01.2025 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar değişen oranlarda avans faizi talep edilebileceği" şeklinde rapor ibraz edilmiştir. GEREKÇE : Dava; Taraflar arasındaki ticari alım satımdan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Davacının iddiasının davalıya mal ve hizmet verildiği ancak fatura bedellerinin ödenmediği, davalı tarafından fatura içeriklerine itiraz edilmeyerek kabul edildiği ve ödenmeyen fatura bedellerinin tahsilinin gerektiği şeklinde olduğu, Davalının ise cevap dilekçesi sunmayarak davayı inkar ettiği anlaşılmakla; Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davacının mal ve hizmet satımından kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı, ticari defterlerin taraflar lehine delil oluşturup oluşturmayacağı ve davacının alacaklı olması halinde ne kadar alacaklı olduğu ve icra inkar tazminatı şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından fatura, ticari defter ve kayıtları ile arabuluculuk tutanağı, ibraz olunmuş; dava konusu takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır. ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası incelendiğinde alacaklının davamızın davacısı, borçlunun davamızın davalısı olduğu, takibin 39.716,86 TL bakiye fatura alacağı, 1.521,40 TL fatura bedeli, 2.268,60 TL fatura bedeli, 13.162,28 TL vade farkı alacağı, 456,22 TL vade farkı alacağı, 651,80 TL vade farkı alacağı olmak üzere toplam 57.777,16-TL olduğu, ödeme emrinin davalı - borçluya 06/02/2025 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı -borçlu tarafından 12/02/2025 tarihili itiraz dilekçesi ile icra takibine, ödeme emrine, dosya alacağının tamamına, faize, faiz oranına, işlemiş faize, borca ve her türlü ferilerine itiraz ettiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1 hükmü "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından 30/12/2025 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır. Davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğuna ilişkin kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeni ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmış olup davacı tarafından açılan davanın anılan düzenleme karşısında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Somut Olayda; Davacının iddiaları ve davalının savunmaları kapsamında tarafların ticari defterleri üzerinde gerekli incelemenin yapılması için taraflara ticari defterlerini sunmak üzere kesin sürenin verildiği, davacının ticari defterlerinin yerinin bildirildiği, bu kapsamda davacının ticari defterlerinin Mahkememiz sınırlarında bulunması nedeni ile Mahkememiz yargı çevresinde bulunan ve alanında uzman SMMM bilirkişi tarafından incelenerek raporun dosyamıza sunulduğu, davalının ise davaya cevap vermediği gibi ticari defterlerinin yerini de bildirmediği anlaşılmıştır. Yapılan inceleme uyarınca taraflar arasındaki 2024 yılı ve sonrasına ilişkin ticari defterler incelendiğinde, davacının davalı adına 03/06/2024 tarihinde 44.716,86 TL, 29/06/2024 tarihinde 1.521,40 TL ve 08/07/2024 tarihinde 2.268,60 TL olmak üzere toplam 48.506,86 TL tutarında fatura alacağını işlediği, fatura içeriklerinin cıvata ve segman mal ürünlerine ilişkin olduğunun yazılı olduğu, davalı tarafından söz konusu faturalara ilişkin ödemede bulunmadığı, davacının defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal mevzuata göre yapıldığı ve davacı yanına delil teşkil edebileceğinden taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacının takip talebinde talep ettiği 43.506,86 TL asıl alacak bakımından davacının alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının TTK 1530. Maddesi gereği takipte işlemiş faiz talep edebileceğini iddia ettiği görülmekle; 6102 Sayılı TTK’nın 1530/2 maddesi ‘Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.’ hükmünü içermekte olup; aynı maddenin 4-a fıkrasında ise, sözleşmede ödeme günü veya süresinin belirtilmemesi veya belirtilen sürenin beşinci fıkra hükümlerine aykırı olması durumunda faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda borçlunun ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılacağı ve alacaklının faize hak kazanacağı düzenlenmiştir. İş bu düzenleme, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak saikiyle münhasıran mal tedarik sözleşmeleri kapsamındaki uyuşmazlıklar için getirilmiş bir hükümdür. Mahkememizde görülen dava ise, taraflar arasında mal alım/satım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dolasıyla söz konusu madde hükümlerinin mahkememiz dosyasında uygulama imkanı bulunmamaktadır. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117. maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Temerrüt için aranan ihtar hukuki işlem benzeri fiil mahiyetinde olup, alacaklının alacak miktarını belirterek borçludan borcun ifasını istemesi, ifayı kabule hazır olduğunu bildirmesi anlamına gelir. İhtar kural olarak şekle tabi olmayıp, yapılmadığı itirazı vaki olursa aksinin ispatı, niteliği gereği alacaklıdan beklenir. 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi/2. fıkrasına göre "borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş … ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur". Eğer böyle bir tarih belirlenmemişse bu kez aynı maddenin 1. fıkrası uygulanır ve bu fıkrada da muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Nihayet böyle bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir. Ancak; fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. (bkz emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı 03.06.2026 tarihli ilamı, Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin ...Esas ...Karar sayılı ilamı) Somut olayda, faturalara dayalı alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt uyarısının bulunmadığı sabittir. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan tarihin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyeceğinden ve taraflar arasında da ödeme günü kararlaştırılmadığı için davacı alacaklı icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamayacağından davacının faiz isteminin reddine karar verilmiştir. Netice olarak davacının söz konusu alacağını sunulan evraklar uyarınca ispat ettiği, davalı tarafından borcun ödendiğine dair bilgi ve belgenin sunulmadığı ve buna ilişkin delil ibraz etmediği anlaşıldığından davacının icra takibinde talep ettiği asıl alacak miktarı kadara alacaklı olması nedeni ile davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Yargıtay HGK,... E., ...K.,13.6.2001 T. Sayılı ilamında ise icra inkar tazminatı şu şekilde tanımlanmaktadır : "...İİK.nun 67. maddesi ile konulmuş olan icra inkâr ödencesi, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan ödencedir..." Bu minvalde söz konusu tazminatın getirilme amacı borçlunun borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olması halinde, icra takibine konu olan alacağa haksız itiraz etmesini önlemek olarak tarif edilmiştir. İcra inkar tazminatının oluşabilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerekli ve yeterli olup ayrıca kusur ve zarar araştırılması yapılmamaktadır. Bu kapsamda somut olay bakımından davalının ilgili icra takibi yapılan alacağının likit ve muayyen olduğu, davalının itirazı ile icra takibinin durduğu ve davacı tarafından ayrıca ve açıkça icra inkar tazminatı talebinde bulunulduğu anlaşılmakla İİK'nun 67. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜNE, ... 20. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı icra takibine davalının yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, Takibin 43.506,86 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, Takibin devamına karar verilen asıl alacak miktarı olan 43.506,86 TL üzerinden takip tarihinden ödeme tarihine kadar değişen oranlarda avans faizi UYGULANMASINA, Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, hükmedilen alacak miktarlarının %20'si oranına isabet eden 8.701,37 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.971,95-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 986,69-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.985,26-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına, Davacı tarafından ilk dava açılırken yatırılan 986,69-TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 615,40 TL, posta masrafı 9.105,00 TL olmak üzere toplam gideri 9.720,40-TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 7.319,46 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlasının davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 43.506,86-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 3.463,80 TL'sinin davalıdan, 1.136,20 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına İADESİNE, HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen kararda HMK'nun 341. Maddesi uyarınca miktar bakımından istinaf sınırının altında bulunması nedeni ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/10/2026
KATİP
¸
HAKİM
¸