İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/39 E. 2026/726 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/39
- Karar No
- 2026/726
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/39 Esas KARAR NO : 2026/726
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 15/01/2026 KARAR TARİHİ : 08/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili banka arasında 06/10/2020 tarihli 5.000.000,00 TL ve 18/06/2015 tarihli 2.000.000,00 TL tutarlı iki adet Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, geri ödemelerde yaşanan aksaklıklar üzerine ... 32. Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle hesabın katedilerek borcun ödenmesinin istendiğini, davalının ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamıyla tasdik edilen konkordato projesine rağmen müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığını, bu sebeple İcra ve İflas Kanunu’nun 308/e maddesi uyarınca açtıkları dava neticesinde aynı mahkemenin...Esas sayılı kararıyla tasdik kararının müvekkili banka yönünden feshine hükmedildiğini, feshin ardından ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan yasal takip kapsamında ihtiyati haciz kararı alındığını, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, banka kayıtlarıyla sabit olan likit alacağın tahsilini geciktirme amacı taşıyan itirazın hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu ileri sürerek, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün... E. sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali istemiyle açılan davanın haksız olduğunu, müvekkili şirket hakkında ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında konkordato yargılamasının sürdüğünü, 02.05.2024 tarihinden itibaren 3 ay geçici mühlet verildiğini, 17.07.2024 tarihli duruşmada tedbirlerin devamıyla sürenin 2 ay uzatıldığını, projenin tasdikine karar verilip dosyanın istinaf aşamasında bulunduğunu, İİK m. 294 uyarınca mühlet içinde takip yapılamayacağı ve tedbir kararına rağmen takip başlatıldığı gözetildiğinde itirazın iptali davası açılamayacağını, İİK m. 296 gereğince rehinle temin edilmemiş alacaklar için faiz işlemesinin durduğunu, davacının alacağının rehinli olmadığını, geçmişe ve geleceğe yönelik faiz talepleri ile oranların fahiş olduğunu, davacının gerçek alacağını konkordato sürecinde kaydettirdiğini, başkaca alacağı bulunmadığını, fazla talebinin reddedildiğini ve süresinde kayıt kabul davası açması gerektiğini, alacağın projenin akıbetine tabi olduğunu, alacağın likit bulunmadığını ve takibe itirazın şirket malvarlığını koruma zorunluluğundan kaynaklandığını belirterek davanın reddini, davacının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve savunmuştur. DELİLLER: ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının UYAP'tan eklendiği ... A.Ş.'ne yazılan yazıya cevap verildiği, sunulan evrakların kasaya alındığı, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... E. sayılı dosyasının istenildiği, dosyanın incelenmesinde ...Anonim Şirketi tarafından konkordato talep edildiği, 02/05/2024 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, 03/09/2025 tarihli kararı ile konkordato projesinin tasdikine karar verildiği, tasdik edilen projeye istinaden vadesinde ödeme yapılmaması üzerine davacı tarafça ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ile tasdik edilen projenin banka yönünden feshi talep edildiği, 17/12/2025 tarihinde banka yönünden tasdik kararının feshine karar verildiği görülmüştür Davaya konu takip dosyası incelendiğinde; davacı bankanın davalı aleyhine genel kredi sözleşmesi ve hesap kat ihtarnamesine dayalı olarak 2.862.444,20 TL asıl alacak, 5.345.245,00 TL işlemiş faiz, 222.226,80 TL masraf alacağı olmak üzere toplam 8.429.916,00 TL alacağın tahsili için 18/12/2025 tarihinde genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlattığı. ödeme emrinin tebliği üzerine süresi içinde 24/12/2025 tarihinde borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz edildiği ve takibin durduğu, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizin 25/06/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen ara karar ile; davalı şirket tarafından konkordato talebinde bulunulduğu ve 02/05/2024 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği, hesabın 07/05/2024 tarihinde kat edildiği, İİK'nın 296/1. Maddesine göre konkordato başvurusu nedeniyle sözleşmenin feshi ve borcun muaccel hale gelmesi mümkün olmadığından, kredi alacağının konkordato başvurusundan önce muaccel hale gelip gelmediğinin tespit edilmesi gerekmekte olup bu kapsamda bilirkişiden İİK'nın 296.maddesine göre asıl borçlunun sırf konkordatoya başvurması nedeni sözleşmenin sona erdirilemeyeceği, dikkate alınarak, geçici mühlet kararının 02/05/2024 kat tarihinin 07/05/2024 olduğu anlaşılmakla davacı bankanın hesap kat tarihi itibari ile sözleşme hükümlerine göre hesabın katını gerektirecek tahsili gecikmiş bir alacağının bulunup bulunmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmede yer alan sözleşmenin feshi ile hesabın katını gerektirecek diğer şartların da mevcut olup olmadığı hususlarında dosya kapsamı ve banka kayıtları üzerinde yapılacak olan inceleme için dosyanın bankacı bilirkişiye HMK 218. ve 278/4. maddeleri uyarınca bilirkişiye bankanın defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme ve rapora esas olup da dosyada bulunmayan belgeler var ise birer suretinin de rapora eklenmesi için yetki verilmesine karar verilmiştir. Bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen 01/09/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "davacı banka ile davalı asıl kredi borçlusu arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, davalı hakkında ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden 02.05.2024 tarihinden itibaren geçici mühlet kararı verildiği, takibe konu 4 adet kredi hesabının ise geçici mühlet kararından 5 gün sonra 07.05.2024 tarihinde kesilip kat edildiği, hesap kat edilirken geciken vadeli bir anapara veya faiz borcu bulunmadığı halde erken tarihte kat ihtarı keşide edildiği, İcra ve İflas Kanunu’nun 294 ve 296. maddeleri uyarınca geçici mühlet öncesinde muaccel bir alacak yer almadığından muacceliyetin doğmadığının söylenebileceği, kredinin konkordato sürecinde davalı asıl borçludan muacceliyet koşulları bakımından talep edilip edilemeyeceği ile başlatılan takibin yerinde olup olmadığının mahkemenin takdirinde bulunduğu, konkordato mahkemesinin 17.12.2025 tarihli kararıyla davacı banka yönünden konkordato tasdik kararının feshine hükmedilmesi karşısında projedeki diğer alacaklılar aleyhine eşitsizlik yaratıp yaratmayacağı gözetilerek söz konusu fesih kararının takibe etkisinin mahkemece değerlendirilmesi gerektiği " yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı bankanın, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebi ile başlatılan ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalı borçlu şirketin hesap kat tarihi itibarıyla ödemesi gecikmiş bir borcu bulunup bulunmadığı, asıl borçlu şirket hakkında geçici mühlet karar süresi içerisinde kredi hesabının davacı tarafından kat edilip edilemeyeceği, hesap kat tarihi itibarıyla ödemesi gecikmiş bir borç var ise ve geçici mühlet süresi içerisinde hesap kat edilebilecek ise davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı ile davalı borçlu ...Şirketi arasında 18/06/2015 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli ve 06/10/2020 tarihli 5.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri akdedilmiştir. Kredi borcunun ödenmesi için ... 32. Noterliğinin...tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesi düzenlendiği, ihtarnamenin borçluya tebliğ edildiği görülmüştür. 2004 sayılı İİK'nun Kesin mühletin rehinli alacaklılar bakımından sonuçları başlıklı, 285 maddesi;– (Değişik: 28/2/2018-7101/13 md.); "Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir." 2004 sayılı İİK'nun Kesin mühletin sözleşmeler bakımından sonuçları başlıklı, 296 maddesi (Değişik: 28/2/2018-7101/24 md.) "Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez. Borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayıyla herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir. Bu çerçevede ödenmesi gereken tazminat, konkordato projesine tabi olur. Hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümler saklıdır." düzenlemesini içermektedir. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 31. maddesinde “Temerrüt Halleri ve Takip Hükümleri " halleri düzenlenmiştir. Sözleşmenin 31.1. Maddesi; “ Kredi geri ödemesinin vadeye bağlandığı durumlarda, vade tarihinde banka alacakları muaccel hale gelir. Müşteri, sözleşme ve ekleri kapsamındaki borçlarını kararlaştırılan vade tarihinde eksiksiz olarak ödemediği takdirde banka tarafından protesto keşidesine, ihtarname gönderilmesine, mehil tayinine, velhasılı hiçbir kanuni takip ve teşebbüs icrasına mahal bırakmaksızın temerrüde düşeceğini, muaccel hale gelen tüm borçlarını faiz ve diğer masrafları, bilcümle ferileri ile birlikte derhal ödeyeceğini kabul ve beyan eder. “ şeklindedir. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 31. maddesinin bütününde müşterinin konkordato ilan etmesinin hesapların muacceliyeti sonucuna doğuracağına dair açık hüküm bulunmamaktadır. Konkordato, zaten borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep etmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre asıl borçlu şirketin konkordatoya başvurmasının açıkça sözleşmeyi fesih hakkı vermediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki İİK'nun 296. maddesi “Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz” hükmü sözleşmenin feshine engel olacaktır. Zira sözleşmedeki diğer muacceliyet hükümleri açısından da dava dosyasına sunulan hesap ekstreleri ile hesap kat ihtarnamesi incelendiğinde hesap kat tarihinde, vadesi gecikmiş alacak bulunmamaktadır. Bu husus bilirkişi raporunda da tespit edilmiş olup raporda geçici mühlet tarihi öncesinde henüz muaccel bir alacağın bulunmadığı tespit edilmiştir Bu şartlarda, İİK'nun 296. maddesinin açık bir fesih yasağı hükmü niteliğinde olduğu dikkate alındığında davacı bankanın hesapları kat ederek sözleşmeyi fesih etmesinin taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve İİK'nun 296. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, İİK'nun 296.maddesine göre (ve banka alacakların tahsilinde gecikme olmadığından ) asıl borçlunun sırf konkordatoya başvurulması nedeni sözleşmenin sona erdirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Zira genel kredi sözleşmesi, “borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden bir sözleşme” niteliğindedir. Genel bankacılık uygulamaları ve teamülleri ile ticari hayatta bankaların bir şirket hakkında takibe geçmesi diğer bütün alacaklıların takibe geçmesine yol açmakta böylece borçlunun işletme faaliyetinin devam etmesinde büyük olumsuzluk yaratmaktadır. Bu nedenle genel kredi sözleşmesi, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden bir sözleşme niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ...Karar sayılı ilamı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin...Esas, ... Karar, ... Esas... Karar sayılı ilamlarında da; mühlet öncesinde vadesinde ödenmeyen kredi taksiti bulunmadığından hesap kat tarihinde alacağın muaccel hale gelmediği, bu durumda kefil aleyhine dahi icra takibi başlatılamayacağı ve davanın reddi gerektiği kabul edilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davalı/borçlu şirket ... Tic. A.Ş. ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinin 31.2.3. Maddesinde müşterinin; “Gerek Banka, gerekse diğer finans kurumları veya üçüncü şahıslara karşı olan borçlarını ödemede temerrüde düşmesi veya taahhütlerini yerine getirmemesi yahut bu borçları için verdiği teminatlara başvurulması” temerrüt ve takip hali olarak düzenlendiği, somut olayda davalı/borçlu şirket yönünden anılan sözleşme hükmündeki halin gerçekleşmesi üzerine müvekkili Bankanın sözleşmeden kaynaklanan hakkını kullanarak kredi hesaplarını kat ettiği, dolayısıyla bazı kredi taksitlerinin kendi münferit vadelerinin henüz gelmemiş bulunması, sözleşmede açıkça kararlaştırılan başka bir muacceliyet sebebinin gerçekleşmesi halinde bankanın hesabı kat etmesini engellemeyeceği yönünde itirazda bulunmuş ise de; davacı, sözleşmede öngörülen ve hesabın katını gerektiren başkaca bir fesih sebebinin varlığını ön inceleme duruşmasında yapılan uyuşmazlık tespitine kadar ileri sürmediği gibi daha sonra da bu yönde bir ispat vasıtası sunmadığı dikkate alınarak itirazına itibar edilmemiştir. Belirtilen nedenlerle; İ.İ.K.nun 296. maddesindeki açık yasaklayıcı hükme göre sözleşmenin feshi geçersiz olup borç muaccel olmadığından icra takibi yapma şartlarının da mevcut olmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine; davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden şartları oluşmayan davalının tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu red karar ve ilam harcının, peşin alınan 101.812,32 TL harçtan mahsubu ile bakiye 101.080,32 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 931.495,80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 6.000,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin, davalı vekilinin (e duruşma) yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/10/2026
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır