Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1584 E. 2026/1408 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1584
Karar No
2026/1408
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1584 Esas 2026/1408 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1584 KARAR NO : 2026/1408

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 19/08/2026 NUMARASI : 2026/503 Esas (Ara Karar) TALEP EDEN/ DAVALILAR : VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 20/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/10/2026

Taraflar arasındaki tazminat istemli davada taleplerinin reddine dair verilen ara karara karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP Davalılar vekili talep dilekçesinde özetle; tarafların ortak olduğu ... ... Oyun Yazılım Teknoloji Ticaret A.Ş.'nin 16/05/2022 tarihinde davacı ...... davalılar ... ... ..., ... ... ve ... ... ... tarafından kurulduğunu, davacının şirketin kurucu ortağı olup şirket sermayesinin %40’ına sahip olduğunu, davacının şirketin 16/03/2022-09/05/2025 tarihleri arasında tek başına temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanlığı görevini yürüttüğünü, davacının 09/05/2025-17/06/2025 tarihleri arasında şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, şirketin kuruluşundan kesintisiz biçimde 09/05/2025 tarihine kadar tek başına temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanın davacı ... ... ... olduğunu, davacının bu tarihlerin tamamında tek başına temsil ve ilzam yetkisini kullanan kişi olduğunu, bir yönetim kurulu üyesinin şirket hesapları üzerinde işlem yapabilmesi ve herhangi bir mali hareketi gerçekleştirebilmesinin ancak şirketi temsil ve ilzama yetkili olmasına bağlı olduğunu, dış ilişkide şirketi bankaya karşı bağlayacak işlem ve talimatlar da ilzam yetkisine veya yetkili temsilci tarafından verilmiş özel bir yetkiye dayandığını, davalıların görev süreleri, temsil yetkileri ve fiilî konumları birbirinden tamamen farklı olmasına rağmen tamamı hakkında aynı kapsam ve dönemle hesap incelemesi yapılması, TTK'nın kişiselleştirilmiş sorumluluk rejimiyle bağdaşmadığını, mahkemece itiraz üzerine verilen kararla, yine yetki-görev-sorumluluk ayrımı değerlendirilmeksizin topyekûn bir değerlendirmeyle 16/03/2022-03/08/2026 tarihleri arasındaki tüm dönemin istenilmesine karar verildiğini, Mahkememizce verilen ara kararın dört davalının tamamı için ayrım yapılmaksızın tesis edildiğini, 03/08/2026 tarihine kadarki verilerin istenmesinin dava açılırken gerçekleşmemiş olguların herhangi bir dayanak gösterilmeksizin kapsam dışına genişletilmesi niteliğinde olduğunu, dört gerçek kişinin yedi banka nezdindeki bütün hesap hareketlerinin istenmesinin Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında kişisel veri ve özel hayatın gizliliği alanına dahil olup, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca kişisel verilerin işlenmesi "işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü" olmak zorunda olduğunu, her ne kadar KVKK'nın 28/1-ç maddesi uyarınca yargı organlarının görevleriyle bağlantılı olarak yürüttükleri işlemler bakımından Kanun hükümleri uygulanmasa da, bu istisnanın mahkememizce verilecek kararın görevle bağlantılı ve ölçülü olması zorunluluğunu ortadan kaldırmadığını, bu nedenlerle ... ... ..., ... ... ... ve ... ... bakımından banka hesap hareketi talebinin yalnızca temsil yetkisine sahip oldukları dönemlerle (09/05/2025-17/06/2025 ve 18/08/2025- 20/05/2026 (dava tarihi)) ile sınırlandırılmasına, bu dönemler dışındaki (16/03/2022-09/05/2025 ve 17/06/2025-18/08/2025) hesap hareketi taleplerinin kaldırılmasına ve şirketten yapılan para transferi varsa bu kayıtların getirtilmesine, ... ... bakımından hiçbir dönemde temsil yetkisine sahip olmadığı sicil kayıtlarıyla sabit olduğundan hakkındaki banka hesap hareketi talebinin tamamen kaldırılmasına, bu doğrultuda ilgili bankalara yazılan/yazılacak müzekkerelerin yeniden düzenlenmesine ve önceki müzekkereler kapsamında dosya arasına alınan banka hesap hareketlerinin sistemden silinmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 19/08/2026 tarihli ara kararı ile; davalıların talebi üzerine yapılan inceleme ile, henüz müzekkere cevabı gelmeyen ..........................................Bankası A.Ş.'ye yeniden müzekkere yazılarak, şirket kuruluş tarihinden (16/03/2022) başlamak kaydıyla, 16/03/2022 - 03/08/2026 tarihleri arası banka hesap hareketlerinin gönderilmesinin istenilmesine, (daha önce gönderilen 05/08/2026 tarihli müzekkerenin işlemsiz iade edilmesinin istenilmesine,) ve dosya kapsamına UYAP sistemi üzerinden alınan diğer bankalara ait kayıtlar yönünden ise, HMK'unun 28.maddesi kapsamında, somut tazminat davasında, genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı bir durumun söz konusu olmadığı dikkate alınarak gizlilik kararı alınması ya da evrakların UYAP sisteminden kaldırılması yönündeki istemlerinin reddine karar verilmiş olup, davalılar vekilinin bu kez aynı gerekçelerle, şirket yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri ile bağlı kalınarak müzekkere yazılması ve dosya içerisine alınan kayıtların sistemden kaldırılması istenilmiş ise de; önceki ara karar ile gerekçesi açıklandığı üzere, şirket kuruluş tarihi dikkate alınarak banka kayıtları istenilmiş olup, dosya içerisine alınan kayıtlar yönünden ise gizlilik kararı alınmasını gerektirir bir durum söz konusu olmadığı dikkate alınarak talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin İstinafa konu 19/08/2026 tarihli ara kararında herhangi bir kanun yolu, mercii veya süre gösterilmediğini, ancak kararda kanun yolu hiç gösterilmemişse ilgili taraf için süresiz başvuru hakkı doğacağını, ayrıca karar, infaz edildiğinde (bankalardan gelecek cevaplarla davalıların kişisel banka hareketleri dosyaya girdiğinde) nihai kararla dahi geri alınamayacak bir veri ifşasına yol açacağından, işlevi itibarıyla HMK m.341/1-b'de tek başına istinafa tabi tutulan ihtiyati tedbir kararlarıyla aynı niteliği taşıdığını ve bu nedenle kıyasen istinaf denetimine tabi olduğunu, davacının dava dilekçesinde davalıların şahsi banka kayıtlarına bir delil olarak dahi dayanmadığını, hayatın olağan akışı içinde, iddia edilen aktarımın en doğrudan ve daha az müdahaleci delili, davacının bizzat yetkili olduğu dönemlere ait şirketin kendi banka hesap hareketleri olup, davacı bu delil kaynağına başvurmak yerine, davalıların bütün şahsi mali geçmişinin celbini talep etmesinin mahkemece bu talebin kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; 19/08/2026 tarihli ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. Davacı yan , davalılar ... ... ..., ... ... ... ve ... ... bakımından banka hesap hareketi talebinin yalnızca temsil yetkisine sahip oldukları dönemlerle (09/05/2025-17/06/2025 ve 18/08/2025- 20/05/2026 (dava tarihi)) ile sınırlandırılmasına, bu dönemler dışındaki (16/03/2022-09/05/2025 ve 17/06/2025-18/08/2025) hesap hareketi taleplerinin kaldırılmasına ve şirketten yapılan para transferi varsa bu kayıtların getirtilmesine, ... ... bakımından hiçbir dönemde temsil yetkisine sahip olmadığı sicil kayıtlarıyla sabit olduğundan hakkındaki banka hesap hareketi talebinin tamamen kaldırılmasına, bu doğrultuda ilgili bankalara yazılan/yazılacak müzekkerelerin yeniden düzenlenmesine ve mahkemece bankalara yazılan önceki müzekkereler kapsamında dosya arasına alınan banka hesap hareketlerinin sistemden silinmesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 19/08/2026 tarihli ara kararı ile davacının talebinin reddine 19/08/2026 tarihli ara karar ile karar verilmiş, davacı yanca iş bu ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. HMK'nun "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddesinin 1. fıkrası, "İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir: a)Nihai kararlar. b)İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar." hükmünü içermektedir. Somut olayda, mahkemenin 19/08/2026 tarihli ara kararı ile, davalıların talebi üzerine 16/03/2022 tarihi olan şirket kuruluş tarihinden itibaren başlamak kaydıyla 16/03/2022 ila 03/08/2026 tarihleri arası banka hesap hareketlerinin gönderilmesinin istenilmesine ve UYAP sistemi üzerinden alınan diğer bankalara ait kayıtlar yönünden ise, müzekkere cevabı geldiğinde söz konusu evrakların UYAP sisteminden kaldırılması veya gizlenmesi yönündeki istemlerin reddine karar verilmiş olup, davalılar vekilinin bu kez aynı gerekçeler ile itiraz ettikleri, taleplerinin mahkemece 19/08/2026 tarihli ara karar ile reddine karar verilmiştir. Davalılar vekilince iş bu ara kararın kaldırılması ve ... ... ..., ... ... ... ve ... ... bakımından banka hesap hareketi talebinin, yalnızca temsile yetkili oldukları dönemlerle (09/05/2025-17/06/2025 ve 18/08/2025-03/08/2026) sınırlandırılmasını, bu dönemler dışındaki taleplerin kaldırılmasını, ... ... bakımından hakkındaki banka hesap hareketi talebinin tamamen kaldırılmasını, bu doğrultuda ilgili bankalara yazılan/yazılacak müzekkerelerin yeniden düzenlenmesini ve dosya arasına alınan banka hesap hareketlerinin sistemden silinmesi talebi ile istinafa geldikleri görülmüştür. Her ne kadar kadar davalılar vekilince 27/08/2026 tarihli dilekçesi ile istinafa gelinmiş ise de, mahkemenin delillerin toplanmasına yönelik ara karara yapılan itirazı HMK'nun 341/1. maddesinde düzenlenen istinaf yoluna başvurulabilen kararlar niteliğinde değildir. Tüm bu nedenlerle , davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 341. maddesi gereğince istinafa tabi karar bulunmadığından usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 341. maddesi gereğince istinafa tabi karar bulunmadığından HMK'nun 352/(1)-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2 Talep eden davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcı ve 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde kendisine iadesine, 3-Talep eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda HMK'nun 341 ve 362. maddeleri gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi.20/10/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1584, K. 2026/1408, T. 20.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1584-e-2026-1408-k-579f8db3f75b