İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/2234 E. 2026/295 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2234
- Karar No
- 2026/295
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/2234 Esas KARAR NO : 2026/295
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 07/07/2026 KARAR TARİHİ : 27/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilin taşınmaz kiralama ve emlak aracılık hizmeti sunan bir tacir olduğunu, davalı şirketin imalathane arayışı kapsamında müvekkile başvurarak ...'e ait ... Sitesi'ndeki taşınmazın kiralama sürecini başlattığını, taraflar arasında yer gösterme yapıldığını ve 01.09.2025 tarihinde aylık 325.000 TL kira bedelli sözleşmenin imzalandığını, müvekkilin babası...'in abonelik süreçlerine yardımcı olduğunu, bu faaliyetin Türk Borçlar Kanunu'nun 520 ve 521. maddeleri kapsamında simsarlık hizmeti niteliğinde bulunduğunu, davalının ...Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunduğu şikâyet dilekçesinde de kiralama görüşmeleri, tadilat ve ödeme süreçlerini anlatarak ticari ilişkiyi ikrar ettiğini, müvekkil tarafından 26.08.2025 tarihinde 390.000,00 TL bedelli ve Çevre Sanayi Sitesi ...Blok No: ...Bodrum Kat Kiralama Hizmeti konulu faturanın düzenlendiğini, davalının bu faturaya yasal süresi içinde itiraz etmediğini ve ticari defterlerine işlediğini, davalının ticari defter kayıtlarının HMK m. 222 uyarınca delil teşkil ettiğini, davalının Beyoğlu ... Noterliği'nin 29.09.2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı anahtar teslim tutanağı ile taşınmazı tahliye ettiğini bildirdiğini, davalının şikâyet dilekçesinde 15/08/2025 tarihinde 400.000,00 TL ödeme yaptığını ve 250.000,00 TL tutarını elden teslim ettiğini belirttiğini, tüm bu vakıaların ticari ilişkinin varlığını ve hizmetin ifa edildiğini kanıtladığını, davalının Bakırköy ... İcra Dairesi'nin...E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının icra takibini sürüncemede bırakma amacı taşıdığını, bu nedenlerle davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, 390.000,00 TL tutarındaki asıl alacağa takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesine, davalının haksız itirazı nedeniyle icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İşbu dava, Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07/07/2026 tarihli, ... Esas,...Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize gelmiştir. Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07/07/2026 tarihli, ...Esas, ... Karar sayılı kararı ile, eldeki davada davacının tacir, davalının ticari şirket olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olduğu anlaşılmış, mahkememizin görevli olmadığı gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır. HMK'nun 1.maddesi "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmünü içermekte olup görev hususu dava şartlarındandır. HMK'nun 115.maddesi " Mahkeme ,dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmüne haizdir. Görev, dava şartı olması sebebiyle mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. HMK'nın "Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevi" başlıklı 2. maddesine göre; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; Her ne kadar Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 07/07/2026 tarihli, ...Esas sayılı dosya üzerinden Eldeki davada davacının tacir, davalının ticari şirket olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olduğu anlaşılmış, mahkememizin görevli olmadığından bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de; somut olayda, davacı, taraflar arasındaki simsarlık sözleşmesi gereğince davalıdan alacağın tahsili talebiyle başlatılan takibe itirazın iptali talebinde bulunmuş olup Mahkememizce, ticaret sicil müdürlüğü ve vergi dairesinden yapılan araştırmaya göre, davacının tacir sıfatının bulunmadığı, faaliyetinin esnaf boyutunda olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın nisbi ticari dava olmadığı, yine mutlak ticari dava da olmadığı, genel hükümler uyarınca çözümlenmesi gerektiği anlaşılmakla davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Nitekim daha önce davacı hakkında YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE dair verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2023/2557E, 2024/730 Karar sayılı ve 29/02/2024 tarihli ilamı da bu yöndedir. Bu husus ayrıca davacı vekilince dava dilekçesinde; ".. müvekkil, taşınmaz kiralama alanında faaliyet gösteren ve emlak aracılık hizmeti sunan tacirdir. Müvekkilin faaliyeti esnaf seviyesindedir. Daha önce de benzer durumda müvekkil hakkında istinaf mahkemesince görev yönünden asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu yönünden karar verilmiştir." şeklinde zikredilmiştir. İzah edilen nedenlerle Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, (görev) dava şartı yokluğu nedeniyle davanın HMK'nın 115/2 maddesi gereğince usulden REDDİNE dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, (görev) dava şartı yokluğu nedeniyle davanın HMK'nın 115/2 maddesi gereğince usulden REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından, kararın istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde dosyanın MERCİ TAYİNİ İÇİN İSTANBUL BÖLGE ADLİYESİ MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve yargılama giderleri hususunun HMK 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemede değerlendirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/10/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır