Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1954 E. 2026/3550 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1954
Karar No
2026/3550
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2349 E., 2025/1900 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Bor 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/29 E., 2024/131 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.

Davacılar vekili, tarafların ortak murisleri ...'in 30.10.2014 tarihinde öldüğünü, murisin 1774, 1777, 17 76... parsel sayılı taşınmazlardaki payını bağış yolu ile 20 09... parsel sayılı taşınmazlardaki payını ise ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalı ...'e devrettiğini, murisin huzurevinde yaşamını yitirdiğini, davalı tarafından bakılmadığını, murisin davalıya bağış ve ölünceye kadar bakma akdi ile taşınmaz temlik etmesini gerektirir bir durum bulunmadığını, temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı yapıldığını, murisin yaptığı temlikler ile diğer mirasçıların saklı paylarına müdahale ettiğini ileri sürerek bağış ve ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin iptaline, taşınmazların muris adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, babasının ölümünden sonra murisin kendisini ve kız kardeşi ...'yi yetiştirme yurduna diğer kardeşleri ... ve ...'i ise başka bir ailenin yanına verdiğini, ... ve ... ... isimli kardeşlerini yanında bıraktığını, ... ve ... ...’ın 1994 yılında öldüklerini, murise o günden sonra kendisinin baktığını, yılın 9 ayında murisin kendisi ile kaldığını, yaz aylarında ise köyünde bulunan evine gittiğini, evinin tamirat işlerini kendisinin yaptığını, her hafta yiyeceklerini aldığını, murisin 1976 yılından beri verem tedavisi gördüğünü, tedavilerini yaptırdığını, kardeşlerinin murise bakmadıklarını, murisin duyduğu minnetten dolayı taşınmazlardaki payını devrettiğini, murisin yaz ayında köyde kaldığı sırada davacı kız kardeşi ...'nin murisi alarak huzurevine yerleştirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2016/264 Esas, 2020/297 Karar sayılı kararı ile; tanık beyanlarından murisin gerçek iradesinin mirasçılardan mal kaçırma olduğu yönünde somut bir olgunun ortaya konulamadığı, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça muvazaa iddiasının kanıtlandığından söz etme olanağı bulunmadığı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya devredilen taşınmazların tenkise de tabi olmadığı gerekçesi ile ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden davanın reddine; bağış işlemi yönünden ise murisin dava konusu taşınmazlar dışında başkaca taşınmazları bulunduğu ve murisin tasarruf işleminde davacıların saklı paylarını zedeleme kastının bulunduğu yönünde davacı tarafça somut bir olgunun ortaya konulamadığı gerekçesi ile tenkis talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli ve 2021/195 Esas, 2021/182 Karar sayılı kararı ile; davacıların ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden dava değerinin kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesi ile istinaf dilekçesinin reddine; tenkis talebi yönünden ise murisin aktif ve pasif taşınmazları başında keşif yapılarak murisin ölüm ve dava tarihleri itibariyle değerlerinin ayrı ayrı tespit edilmesi, TMK'nın 565/4. maddesi gereğince mirasbırakanın söz konusu temlikleri davacıların saklı payını zedelemek kastı ile yapıp yapmadığının saptanması, mirasbırakanın saklı payı zedeleme kastı ile hareket ettiğinin belirlenmesi halinde ise tenkis hesabı yaptırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 20 09... parsel sayılı ( toplulaştırma sonrasında 4 65... parsel) taşınmazlar yönünden verilen 29.09.2020 tarihli kararın kesin olduğu gerekçesi ile yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, tenkis istemi yönünden ise bilirkişi raporu ile davacıların saklı paylarına müdahale edildiğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 20 09... parsel sayılı taşınmazlar yönünden 09.03.2021 tarihli karar ile davacıların istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle reddedildiği, murisin saklı payı ihmal etme kastı ile hareket ettiği, bu kazandırmaların doğrudan tenkise tabi olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; muris ...’in 30.10.2014 tarihinde öldüğü, geride çocukları olan davacılar... ..., ... ve davalı ... ile 1994 yılında ölen oğlu ...’dan olma torunları davacılar..., ... ve ...in mirasçı olarak kaldığı, murisin 40 46... parsel sayılı taşınmazlardaki ¼ payını 11.12.2007 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile davalı ...’a temlik ettiği, 1777, 1774, 17 76... parsellerdeki paylarının tamamını 10.12.2007 tarihinde davalıya bağış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki, murisin temliki tasarruflarının iptaline imkan tanıyan 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için murisin gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı ile ilgili olarak tapu memuru huzurunda iradesini satış veya ölünceye kadar bakma akdi doğrultusunda açıklaması gerekmekte olup murisin bağış suretiyle temlik ettiği 1777, 1774, 17 76... parsellerdeki payları yönünden 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı, koşulların varlığı halinde, anılan bu işleme karşı, 4721 sayılı TMK'nın 5 60... . maddeleri arasında düzenlenen tenkis hükümlerinin uygulanması gerekeceği gözetilerek anılan parseller yönünden muris muvazaası iddiasına dayalı davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine.

Davacılar vekilinin diğer ve davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davalıya, ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen 20 09... parsel sayılı taşınmazlar yönünden İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli kararı ile; ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden dava değerinin kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesi ile davacıların istinaf dilekçesinin reddine karar verildiği, 20 09... parsel sayılı taşınmazların 30.04.2018 tarihli toplulaştırma işlemi neticesinde 4 65... parsel numarasını aldığı, 4 65... parsel sayılı taşınmazda murisin payına isabet eden değerin dava tarihi itibariyle keşfen 15.375,00 TL olarak tespit edildiği ve davanın terekeye iade istekli açıldığı dikkate alındığında anılan değerin 2021 yılı istinaf kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL’nin üstünde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu halde; Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli kararı ile; ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden dava değerinin kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesi ile istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi ve temyize konu eldeki kararda 20 09... parsel sayılı taşınmazlar yönünden 09.03.2021 tarihli karar ile davacıların istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle reddedildiği gerekçesi ile inceleme yapılmaması doğru görülmemiştir.

Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Eski Hale Getirme” başlıklı 95. maddesine göre elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimsenin, eski hâle getirme talebinde bulunabileceği, süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca, eski hâle getirme dışında, başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa, eski hâle getirme talebinde bulunulamayacağı; 96. maddeye göre ise, eski hâle getirmenin, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilebileceği öngörülmüştür.

Somut olayda, davalıya dava dilekçesinin 17.02.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalının süresinden sonra 13.03.2017 tarihinde cevap dilekçesini sunduğu ve tanıklarını bildirdiği, 28.04.2017 tarihinde de 16.02.2017 tarihli 20 günlük evde istirahat raporunu sunup tanıklarının dinlenmesi gerektiğini belirttiği, 08.09.2017 tarihli dilekçesi ile de 28.04.2017 tarihli dilekçesinin eski hale getirme talebi olarak değerlendirilmesini talep ettiği görülmekte ise de sağlık raporu ile belirlenen istirahat tarihinin bitiminden itibaren HMK’nın 96/1. maddesinde öngörülen iki haftalık süre içinde eski hale getirme talebinde bulunulmadığı anlaşıldığından eski hale getirme talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Yukarıda da ifade edildiği üzere, bağış suretiyle temlik edilen 1777, 1774, 17 76... parseller yönünden 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı, koşulların varlığı halinde, anılan bu işleme karşı, 4721 sayılı TMK'nın 5 60... . maddeleri arasında düzenlenen tenkis hükümlerinin uygulanması gerekeceği açık olup Türk Medeni Kanunu'nun 571/1. maddesinde “Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup hakim tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır.

Öte yandan, tenkis (indirim) davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Mirasbırakanın TMK'nın 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira, tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.

Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK'nın 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK'nın 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.

Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.

Ne var ki, tenkis isteği bakımından hükme yeterli inceleme ve araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.

Şöyle ki, muris 30.10.2014 tarihinde ölmüş, dava 11.05.2016 tarihinde açılmış ancak TMK’nın 571. maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği yönünden değerlendirme yapılmadan sonuca gidilmiş, ayrıca 20 09... parsel sayılı taşınmazlar yönünden İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği ve kararın miktar itibariyle kesin olduğu belirtilmesine rağmen ölünceye kadar bakma akdinin ivazlı akitlerden olduğu dikkate alınmaksızın anılan taşınmazlar da murisin terekesine dahil edilerek tenkis hesabı yapılmıştır.

Öte yandan, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde sağlıklı bir tenkis incelemesinin yapılabilmesi, başka bir ifadeyle terekenin aktif ve pasifinin ve de sabit tenkis oranının doğru şekilde belirlenebilmesi bakımından, 20 09... parseller yönünden muris muvazaası nedenine dayalı davanın eldeki davadan tefrik edilerek sonucunun ve kesinleşmesinin beklenmesi gerekeceği açıktır.

Hal böyle olunca, öncelikle 20 09... parseller yönünden muris muvazaası nedenine dayalı davanın tefrik edilerek davacının miras payı oranında tapu iptali ve tescil talebi doğrultusunda işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi ve kararın kesinleşmesinin beklenmesi; tenkis talebi yönünden ise TMK’nın 571. maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle geçip geçmediğinin tespit edilmesi, davanın süresinde açıldığı kabul edildiği takdirde davalının eski hale getirme talebinin süresinde olmadığı da gözetilerek TMK’nın 565/4. maddesi gereğince mirasbırakanın bağış suretiyle gerçekleştirdiği temlik işlemini davacıların saklı payını zedeleme kastı ile yapıp yapmadığının saptanması, mirasbırakanın saklı payı zedeleme kastı ile hareket ettiği belirlenirse ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazlar yönünden verilen karar da dikkate alınarak tenkis hesaplaması yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.

Davacılar ve davalı vekillerinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1954, K. 2026/3550, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-1954-e-2026-3550-k-6376556f5d71