Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5030 E. 2026/2241 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5030
- Karar No
- 2026/2241
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/290 E., 2025/139 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından duruşma istemli, bir kısım davacılar vekili ve davacı ... vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davalı asil ve vekili Avukat ... ile karşı taraftan bir kısım davacılar vekili Avukat ... ile davacı ... vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının murisi ...'ın 15.10.2009 tarihinde öldüğünü, geriye tek mirasçısı olarak kızı davacının kaldığını, murisin adına kayıtlı tek taşınmazı olan 3 31... parseli davacının oğlu olan torunu davalıya vasiyet ettiğini, vasiyetnamenin tasarruf nisabını aştığını belirterek vasiyatnamenin iptali ile dava konusu taşınmazın 1/4 hissesinin davalı adına, 3/4 hissesinin davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, 09.11.2010 tarihli dilekçesinde tenkis isteminde bulunduğunu belirtmiştir. Davacı 23.01.2019 tarihinde ölmüş davayı mirasçıları takip etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; saklı pay kurallarının ihlalinin vasiyetnamenin iptali sebebi olmadığını, davacının vasiyetnameden haberi olduğunu, dava konusu taşınmazı murisin ölümünden en az 12 yıl öncesinden beri davalının kullanmakta olduğunu, davalının annesi ile babasının boşanarak ayrılmaları üzerine dedesi ve vasiyet eden anneannesi ile birlikte daha küçük yaşlarda iken kalmaya başladığını, murise eşinden intikal eden başkaca taşınmazları da bulunduğunu, murisin izni ile dava konusu yere ev yaptığını, davacının saklı payının 1/2 oranında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI: Mahkemece Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11.09.2018 tarihli ve 2015/11888 Esas, 2018/12166 Karar sayılı ilâmı sonrası 18.07.2023 tarihli ve 2018/920 Esas, 2023/276 Karar sayılı kararıyla davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 18.07.2023 tarihli ve 2018/920 Esas, 2023/276 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 22.11.2023 tarih ve 2023/4544 Esas, 2023/5633 Karar sayılı ilâmı ile "... bir kısım davacılar vekilinin hazır olduğu, davacılardan ...'nin ise usulüne uygun davet edilmediği duruşmada dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, bundan sonra da 3 aylık yasal sürede yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetsizdir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; vasiyetnamenin iptal sebebinin bulunmadığı, dava konusu ölüme bağlı tasarrufun davacıların saklı paylarını ihlal ettiği, tenkis isteminin yerinde olduğu gerekçeleriyle vasiyetnamenin iptali isteminin reddine, tenkis talebinin kabulü ile 3.015.381,58 TL'nin karar tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müteveffa davacı ... mirasçıları olan davacılara miras payları oranında ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkemenin 03.02.2015 tarihli ve 2013/499 Esas, 2015/69 Karar sayılı ilâmının ... İcra Müdürlüğünün 2015/551 Esas sayılı dosyası ile ilâmlı icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin icra dosyasına 17.03.2015 tarihinde 96.007,00 TL ödeme yaptığını, yapılan ödemenin günümüz koşullarına uyarlanarak denkleştirme yapılmadığını, b. Eldeki karara istinaden ... İcra Müdürlüğünün 2025/2909 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin 2015 yılında icra dosyasına ödediği bedeli yeniden ödemek zorunda kaldığını, bu hususta mahsup ve denkleştirme yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Bir kısım davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Dava konusu taşınmazın bölünebilir olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verildiğini, b. Ölüme bağlı tasarrufun konusu 3 31... parsel sayılı taşınmazda kıymet takdirinin 13.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen değere YİÜFE uygulanmak suretiyle güncellenerek yapıldığını, gerçek değerinin çok altında olacak şekilde değer tespiti yapıldığını, c. 3 31... parsel sayılı taşınmazın güncel değerinin taşınmazın özellikleri ve enflasyon dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir. 3. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Hükmedilen tenkis bedelinin güncel reel değeri yansıtmadığını, b. Dava konusu taşınmazın imar planında konut alanında kaldığını, kıymet takdirinin arsa olarak yapılması gerekirken tarla vasfı ile yapıldığını, taşınmazın yerleşim alanına çok yakın mesafede bulunduğunu, c. Usule uygun olarak yeniden kıymet takdiri yapılması gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 560. maddesine göre, "Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler." Buna göre tenkis davası, mirasçıların saklı paylarını elde edememiş olması hâlinde açılabilir. Saklı payın zedelenip zedelenmediği ise mirasın açıldığı tarihteki terekenin durumuna göre belirlenir.
Tereke; mirasbırakanın ölüm tarihi itibari ile sahip olduğu ve mirasçılarına intikal edebilen mal, hak, alacak ve borçların tümüdür. Mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünün belirlenebilmesi için terekenin ölüm tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekir. Tereke denildiğinde akla ilk olarak mirasbırakanın ölüm tarihinde sahip olduğu ve mirasçılara intikali elverişli olan mal ve haklar gelse de; tasarruf nisabının belirlenmesinde esas alınan tereke, yalnızca aktif değerlerden ibaret değildir. Net terekenin hesaplanabilmesi için mirasbırakanın mal varlığının aktifine; mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı, denkleştirmeye ve tenkise tâbi olarak yaptığı kazandırmalar ile hayat sigortası satın alma bedeli değerlerinin terekeye eklenmesi gerekir. Saklı paya el atmanın doğru olarak belirlenmesi için temlik konusu olmayan, mirasbırakana ait her türlü mal varlığı değerinin saptanmalıdır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. 4721 sayılı Kanun'un 507/2 hükmü ile tasarruf nisabının hesaplanması için terekeden çıkarılması gereken değerler düzenleme altına alınmıştır. Hükme göre hesap yapılırken; mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir. Bunlar terekenin pasifini oluşturur. Mirasbırakanın, saklı payı zedeleyip zedelemediği "net tereke" üzerinden hesaplanır. Net tereke ise, terekenin aktifinden terekenin pasifin indirilmesi ile bulunur. Net tereke bu şekilde tespit edildikten sonra davacıların net tereke üzerinden miras payı bulunur ve daha sonra davacıların saklı payları belirlenir. Tereke bu şekilde belirlendikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılıp parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Tasarrufun saklı payı ihlal edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Ayrıca sabit tenkis oranı hesaplanırken de bu rakam esas alınır. Uygulamada mirasbırakanın ölüm gününe göre bulunan tenkis oranına, sabit tenkis oranı denilmektedir. Sabit tenkis oranı, 11.11.1994 gün ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile "tasarrufun tümünün değeri ile davalılara yapılan fazla teberru arasında kurulan orandır". Sabit tenkis oranı, el atılan saklı payın (ihlal edilen saklı pay), tasarrufun değerine (kazandırma tutarı) oranı olup bunun her davalıya yapılan tasarruf tutarları yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Diğer taraftan, lehine kazandırma yapılan davalının da saklı pay mirasçısı olması durumunda, ona yapılan kazandırma tutarından saklı payı indirildikten sonra tenkise tâbi kazandırma miktarının dikkate alınması gerekmektedir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2007/21515 Esas sayılı kararı) Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiğinde, tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (4721 sayılı Kanun'un 564. maddesi) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde, sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmayacağından davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse de sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin ödetilmesine karar verilmelidir. Somut uyuşmazlıkta; her ne kadar Mahkemece bozma ilâmına uyulsa da gereği yerine getirilmeksizin bir karar verilmiştir. Nitekim, önceki bozma ilâmlarında 01.11.1994 günlü ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu taşınmazların karar tarihindeki veya karar tarihine en yakın tarihteki rayice göre değerini gösterir rapor alınması ve belirlenecek bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin hüküm altına alınması gerektiği vurgulanmasına rağmen taşınmazların 10.01.2023 tarihinde belirlenmiş değerine YİÜFE değerleri uygulanarak 13.01.2025 tarihinde belirlenen değere göre hüküm kurulmuştur. Mahkemece taşınmazların başında keşif yapılarak karar tarihine yakın değeri belirlenerek bu değerin tenkis hesabında dikkate alınması gerekir. Diğer yandan; Mahkemenin 03.02.2015 tarihli ve 2013/499 Esas, 2015/69 Karar sayılı kararı davacıların murisi tarafından ... 1. İcra Dairesinin 2015/551 Esas sayılı dosyası ile ilâmlı icra takibine konu edilmesi üzerine davalı 07.03.2015 tarihli tahsilat makbuzu ile icra dosyasına 96.007,00 TL ödeme yapmıştır. Eldeki karar ile ilgili de davacılar tarafından ... İcra Dairesinin 2025/2909 Esas sayılı ilâmlı icra takibi başlatılmıştır. Davalı tarafından tenkis bedeline ilişkin yapılan ödemeler belirlenecek tenkis bedelinden mahsup edilmelidir. Ne var ki; paranın yatırıldığı tarih ile aradan geçen süre içinde paranın değerinde meydana gelen azalma gözetilerek davalı tarafından ödenen bedelin ulaştığı rakamın tespiti ile tespit edilecek bu bedelin davacılar lehine hüküm altına alınacak tenkis miktarından mahsup edilerek kalan miktarın hüküm altına alınması gerekmektedir. Yukarıda izah edilen şekilde tenkis alacağı hesaplanması gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hüküm bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 40.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 40.000,00 TL'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.