Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/738 E. 2026/1263 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/738
- Karar No
- 2026/1263
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/738
KARAR NO: 2026/1263
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 20/11/2025
NUMARASI: 2024/103 E. - 2025/278 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 06/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının markalarının, SMK 5/1(c) hükmüne göre hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının “...” ibareli tüm markalarının; gerek "..." ibaresi, gerek “...” ibaresi, gerekse “yaprak şekli”, iplik ürününün ve iplikten mamul kumaş ve saír ürünlerin, cins, vasıf, kaynağını belirten ibareler olduğundan, ipliğin yapılmasını sağlayan lifleri ve liflerin kaynağı olan yaprakları (aynı zamanda, doğal ürünü) temsil ettiklerinden, 22, 23, 24, 25. nice sınıflarındaki emtialar ve buna bağlı diğer bazı sınıflardaki emtialar yönündenayırt edici olmadıklarını, yaprak şeklinin tek başına ya da ... ibaresi ile birlikte kullanılmasının, ya da ... kelime ibaresinin, ... ibaresi ile birlikte kullanılmasının, markaları ayırt edici hale getirmediğini, davalının markalarının, SMK 6/3 hükmüne göre de hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkilinin, “...” ibaresi yönünden öncelikli (gerçek) hak sahibi olduğunu, zira,“...” kelimesini, ... ve ... ... markalarının yanında, 90 lardan bu
yana kullanıldığını, tüketicilerin bu ibareyi, ürün etiketleri üzerinde, faturalarda vs. ilk olarak, müvekkilinin satışa sunduğu ürünlerde gördüklerini ve tanıdıklarını, bu hususta delillerin dosyaya sunulacağını, ... ve...tescil numaralı markaların, tamamen; ... ve ... tescil numaralı markaların kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinlerini talep vebeyan etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;
müvekkilinin “... ...” markalı ürünleri için 2000 yılından itibaren markasını ve 2005 yılından bu yana ise markasını kullanmakta
olduğunu, kaliteli ürünleri sayesinde kısa süre içerisinde piyasada lider konuma ulaştığını, müvekkilin yıllık üretim rakamları 2001 yılında 30.000 tonu, 2012 yılında ise 90.000 tonu aştığını, müvekkilinin ve markalarının tüm dünyada ve ülke çapında yüksek derecede tanınmış olduğunu, davaya konu markaların müvekkilinin özgün şekilde yaratılmış olup, SMK 5/1 (c) hükmünde belirtilen tanımlayıcılık niteliklerinden hiçbirini taşımadığını,
markaların hiçbiri tanımlayıcı olduğu iddia edilen müvekkilinin ... ibaresini tek başına taşımadığını, müvekkilinin ... sayılı “... ...” ve ...sayılı markaları 1990’lı yılından beri müvekkilimizin aynı zamanda ticaret unvanı olan ... ibaresini içerdiğini, salt bu sebeple dahi ilgili markaların davaya konu hiçbir ürün bakımından tanımlayıcı olarak addedilmesinin olanaksız olduğunu, davaya konu markalar, müvekkilinin 1990’lı yıllardan beri devam eden kullanımları sayesinde, kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını, SMK 5/2 uyarınca da davanın reddi
gerektiğini, davacının, davaya konu markalar üzerindeki gerçek hak sahipliği iddiası öncelikle Smk 5/1 (c) hükmüne dayalı iddiaları ile çeliştiğini, kaldı ki, davacı davaya konu markaları, müvekkilinden daha önceki yıllardan beri kullandığını gösterir hiçbir delil sunmadığını, davacının hakkında verilen marka hakkına tecavüz kararının etkilerinden kurtulmak amacıyla kötü niyetle açtığı davanın MK 2/2 uyarınca usulden reddini talep ve beyan etmiştir.
MAHKEME KARARI; İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 20/11/2025 tarihli 2024/103 E- 2025/278 K sayılı kararıyla; "Davanın kısmen kabulü ile, davalı yana ait ...başvuru numaralı markanın SMK m.5/l-c bakımından tescilli olduğu ve hükümsüzlüğü talep edilen "22.Sınıfta; Halatlar, ipler, ip merdivenler, hamaklar, balık ağları. Çadırlar, tenteler, brandalar, yelkenler, araç örtüleri (araç şeklini almamış olanlar). Tekstilden mamul ambalaj torbaları. Kauçuk ve sentetik olmayan döşeme doldurma malzemeleri (yün, pamuk dahil). Tekstil amaçlı sentetik elyaflar, işlenmemiş büküm elyafları, cam elyaflar. 23.Sınıfta; Tekstil amaçlı büküm iplikleri; dikiş, nakış ve örgü iplikleri, tireler, esnek iplikler. 24.Sınıfta; Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri. Kampçılar için uyku tulumları. 25.Sınıfta; Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler." emtiaları bakımından hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, fazlaya dair talebin reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU; Davalı vekilinin 17/04/2026 tarihli istinaf dilekçesinde; ... tanımlayıcı olup olmadığının uzmanlık gerektiren bir konu olup, denetime elverişli bilirkişi raporu ile tespit edilebileceğini, mahkemenin hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporundaki delil ve tespite dayanarak 2005 yılından beri tescilli markası aleyhine hüküm kurduğunu, delillerinin yeterince toplanmadığını, müvekkilinin Türkiye ve sair ülkelerde tescilli markalarını doğrudan ve iş ortakları aracılığıyla kullanıldığını, ... markasının özgün bir şekilde yaratılarak, tescilli olduğu tüm ürünler bakımından yeterince ayırt edici olduğunu beyanla mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME EK KARARI: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/04/2026 tarihli 2024/103 E- 2025/278 K sayılı ek kararıyla; mahkeme kararının 28/03/2026 tarihinde davalıya tebliğ olunduğu, istinaf dilekçesinin 2 haftalık süre geçtikten sonra 17/04/2026 tarihinde mahkemeye gönderildiği, bu haliyle davalının yapmış olduğu istinaf başvurusunun süresinde olmadığı gerekçesiyle; davalı istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
ESKİ HALE GETİRME BAŞVURUSU; Davalı vekilinin 23/04/2026 tarihli eski hale getirme talepli dilekçesinde; mahkemenin gerekçeli kararının Av. ...’na UETS üzerinden 23.03.2026 tarihinde tebliğ edildiğinin, elinde olmayan sebepler ile ancak 17.04.2026 tarihinde fark edildiğini, büroda UETS tebligatlarının indirilmesi ve ilgili avukatlara iletilmesinden sorumlu personelin hatası nedeniyle, söz konusu tebligatın kendilerine aynı gün bildirilmediği, bu durumun ancak 17.04.2026 tarihinde tespit edilebildiği, tebligattan bu tarihte haberdar olunmasının hemen akabinde, dosya üzerinde çalışan avukatlar ile birlikte ivedilikle istinaf dilekçesi hazırlanarak aynı gün (17.04.2026) sunularak harçlarının yatırıldığını, 23.04.2026 tarihinde UETS üzerinden kendisine tebliğ edilen ve ilgili personel tarafından indirilen mahkeme evrakları arasında işbu tebligatın yer almadığına dair e-posta yazışmasının dilekçe ekinde sunulduğunu, bunun tebligattan sorumlu personelin, ilgili gerekçeli karar evrakının tebliğini sorumlu avukatlara bildirmediğini gösterdiğini, somut olayda yaşanan durumun, istisnai ve öngörülemeyen bir aksaklıktan ibaret olup, sürenin kaçırılmasının kendilerinin kusurundan değil; büro içi işleyişte olağan dışı şekilde gerçekleşen ve önceden öngörülmesi mümkün olmayan bu hatadan kaynaklandığını, bu yönüyle somut olayın, HMK m. 95 ve devamı kapsamında “elde olmayan sebep” niteliğini haiz olduğunu, büroda çalışan yardımcı personelin kusurunun avukatın kusuru gibi değerlendirilmeyeceğini" (Meltem Ünlü Usta, Medeni Usul Hukuku’nda Eski Hale Getirme, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2018), eski hale getirme talebinde tam ispatın aranmayacağını, yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, kesin bir ispat aracı aranmasına gerek bulunmadığını, tarafın delil ve emareleri göstermesinin yeterli olduğunu, belgesini eklemek zorunda olmadığını (Gökçe Yazar, Hukuk Muhakemeleri Kanununda Süreler, Eski Hale Getirme ve Adli Tatil, İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2021), sunulan e-posta yazışması ve olayın akışı birlikte değerlendirildiğinde, sürenin elde olmayan sebeplerle kaçırıldığının en azından kuvvetle muhtemel kılan emarelerle ortaya konulduğun, HMK m. 97/2 hükmü uyarınca bu durum eski hale getirme talebinin kabulü için yeterli olduğunu, gecikmeksizin usulü işlemlerin gerçekleştirildiğini beyanla, HMK 95. Madde gereğince eski hale getirme talebinin kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili ek karara ve asıl karara yönelik istinaf dilekçesine cevabında; istinaf başvurusunun süresinde yapılmaması nedeniyle, usulden red kararının yerinde olduğunu, dosya kapsamında alının bilirkişi raporundaki tespitler de dikkate alınarak esasa söyenil istinaf başvurusunun da reddi gerektiğini beyan etmiştir,.
GEREKÇE:
Marka hükümsüzlüğü talepli davada, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Mahkeme kararının davalı vekilinin UETS adresine 28/03/2026 tarihinde tebliğ edildiği, iki haftalık istinaf başvuru süresinin son gününün 13/04/2026 tarihi olduğu, davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesini süresinden sonra 17/04/2026 tarihinde ibraz ettiği, mahkemece HMK 346/1 maddesi gereğince süresinden sonra yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verdiği, bu karara karşı davalı vekilinin eski hale getirme talepli istinaf dilekçesi sunduğu görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nın 95/1 md.sinde "Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir." hükmü düzenlenmiştir.
HMK 97'de "Eski hâle getirme, dilekçeyle talep edilir. Dilekçede, talebin dayandığı sebepler ile bunların delil veya emareleri gösterilir."
HMK 98'de de ise "Yapılamayan işlem için eski hâle getirme, bu işlem hakkında hangi mahkemede inceleme yapılacak idiyse, o mahkemeden talep edilir.
Eski hale getirme, istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde, bölge adliye mahkemesinden, temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde ise Yargıtay'dan talep edilir." hükümleri düzenlenmiştir.
Davalı vekilinin istinaf başvuru süresinin kaçırılması nedeniyle eski hale getirme talebinde bulunduğundan, talebin Dairemizce önsorun olarak incelenmesi gerekmiştir.
Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin iki haftalık yasal süreden sonra ibraz edildiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı vekili büroda çalışan UETS tebligatlarının indirilmesi ve ilgili avukatlara iletilmesinden sorumlu yardımcı personelin hatası nedeniyle, söz konusu tebligatın kendilerine aynı gün bildirilmediğini, bu durumun ancak 17.04.2026 tarihinde tespit edilebildiğini, tebligattan bu tarihte haberdar olunmasının hemen akabinde, ivedilikle istinaf dilekçesi hazırlanarak aynı gün (17.04.2026) sunularak harçlarının yatırıldığını beyan etmiş, bu hususta e-mail yazışması sunmuştur. Uyuşmazlık davalı vekilinin yardımcı personelinin hatasından kaynaklı olarak sürenin kaçırılmasının eski hale getirme sebebi olarak ileri sürülüp sürülemeyeceğinden kaynaklanmıştır.
HMK 95/1 maddesinde "elde olmayan sebeplerle" kanunda belirtilen süre içerisinde işlemin yapılamamasından bahsedilmektedir. Yukarıda belirtilen düzenlemeler ışığında düşen bir hakkın eski hale getirilmesine karar verilebilmesi için belli süre içerisinde işlem yapmaya mecbur olan kimsenin veya vekilinin, arzu ve isteği dışında o işlemi yapmaktan aciz olduğu kanıtlanmış olmalıdır.
Somut olayda davalı vekilinin elde olmayan sebeplerle istinaf başvuru süresi içerisinde işlemi yapamadığını ispatlayamadığı, büro yardımcı personelinin süresinde bilgi vermemesinin yasada düzenlenen elde olmayan sebep kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatiyle, mahkemece istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığından, başvurunun reddi kararının yerinde olduğu kanaatiyle eski hale getirme talebinin ve 24/04/2026 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ..../04/2026 tarih ve 2024/.... E. 2025/. K. Sayılı ek kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026