Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1399 E. 2026/1441 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1399
Karar No
2026/1441
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1399 Esas

KARAR NO : 2026/1441 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2025/578 Esas (Derdest Dava)

TARİHİ: 20/05/2026 (Ara Karar Tarihi)

DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 09/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; BDDK tarafından 29/05/2015 tarih 6318 sayılı karar ile ... Bankasının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 71-1-b maddesi gereğince TMSF'ye devredildiğini, TMSF tarafından açılan iflas davası sonucu İstanbul 1. ATM 2017/41 Esas sayılı dosyada 16/11/2017 tarihinde bankanını iflasına karar verildiğini, müflis bankanın tasfiyesinin İstanbul 1. İflas Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasında devam ettiğini, davacı bankanın 5411 sayılı yasa 140.maddesi gereği harçtan muaf olduğunu, ayrıca teminattan muaf olduğunu, davacı bankanın Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın düzenlediği ... Grubu İnceleme Raporuna göre banka tarafından 17/06/2003 -15/05/2009 tarihleri arasında toplam bu gruba 84 kredi limiti tahsisi yapıldığını, grubun nakdi riskleri 22/08/2013 tarihli sözleşme kapsamında ve aynı tarihte 10/05/2013 hesap kesim tarihi itibariyle 170.418.982,00-TL ana para 3.413.365,00-TL gecikme olmak üzere toplam 173.832.347,00-TL alacak bakiyesi üzerinden ... A.Ş.'ye devredildiğini, neticede tazmin edilen teminat mektup tutarının da eklenmesiyle ... Grubu'na kullandırılan kredilerden kaynaklı banka zararının 165.611.446,00-TL olduğunu, inceleme tarihi itibariyle mevut 377.597,00-TL masrafta eklendiğinde 10/05/2013 hesap kesim tarihi itibariyle banka zararının gecikmeler hariç toplam 165.989.043,00-TL olduğu, ... Grubu'na bağlı ...'a kullandırılan kredinin bir kısmının ... tarafından ...'ın başka bankalardaki hesaplarına aktarılması karşısında bankanın bilgi sahibi olmasına rağmen herhangi bir aksiyon almadığı, ...'nun, ... Grubu'nu devralma işleminde 12.500.000,00-USD'lik finansman ihtiyacı olmasına rağmen bankaca gruba 25.000.000,00-USD kredi kullandırmasının bankacılık mevzuatına aykırı olduğunu, bu zararlardan krediyi sağlayan banka yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen sorumluluklarının olduğunu, kullandırılan kredi ve yeniden yapılandırma uygulamalarının bankacılık mevzuatına aykırı olduğunu, davalılar banka yönetim kurulu sıfatıyla aldıkları kararla bankanın zararına yol açtıklarından TTK 553 maddesi gereğince sorumlu olduklarını, bu yönetim kurulu üyelerinin daha önce (2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011 yıllarına ait) ibra edilmelerine ilişkin genel kurul ibra kararlarının ve Bankacılık Kanununun 132-2 maddesi gereğince Genel Kurul'da alınan Finansal Tabloların Tasdiki Kararlarının kaldırılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle davalıların hak alacak ve mal varlıklarına kararın kesinleşmesi tarihine kadar ihtiyati tedbir konulmasına, dava sonunda davalılardan 2007, 2008, 2009 yıllarına ilişkin ibra edilmelerine dair genel kurul toplantı tutanaklarındaki ibraya dair maddelerinin iptaline, 165.989.043,00-TL banka zararının en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi 15/09/2025 tarih ve 2025/578 Esas sayılı ara kararı ile;

''Davacının ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE,

5411 sayılı Bankacılık Kanunun 109. maddesi ve HMK 389. maddeleri kapsamında davalıların taşınır ve taşınmaz mallarının, mal varlıklarının (emekli maaşı dışında) devrinin önlenmesi için taşınır ve taşınmaz mallarına, mal varlıklarına Bankacılık Kanunu 140. maddesi gereği teminatsız olarak tedbir konulmasına,'' karar verilmiş, karara karşı davalılardan ... vekili tarafından itiraz edilmiştir.

Davalı ... Vekili itiraz dilekçesi ile; müvekkili ... hakkında 29.09.2025 tarihli ve ...sayılı müzekkere ile ...: ... Oğlu'na ait payı üzerindeki "İhtiyati Tedbir Tesisi" işlemi, 30.09.2025 tarih ve ... yevmiye ile; 29.09.2025 tarihli ve ... sayılı müzekkere ile, 30.09.2025 tarih ve ... yevmiye ile "İhtiyati Tedbir Tesisi" işlemi gerçekleştirildiğini, İstanbul BAM 13.Hukuk Dairesi'nin 2026-300 Esas, 2026-317 Karar sayılı ilamında"... İlk derece mahkemesindeki yargılamada delillerin toplanıp henüz bilirkişi raporu alınmadığı, Teftiş Kurulu Raporunun denetlenerek tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, zarar miktarının yaklaşık düzeyde ispatının yeterli olmadığı, davalıların sorumluluğunun dayanağı hukuki sebepler nazara alındığında, muteriz davalıların eylemleri ile zarar arasında illiyet bağının mevcut olduğunun da yaklaşık düzeyde ispatının zorunlu olduğu, ara karar tarihi itibariyle dosyada mübrez delillere göre, ihtiyati tedbir açısından da yaklaşık ispat koşulunun oluştuğundan bahsedilemeyeceği..." gerekçesi ile tedbir konulamayacağı yönündeki görüşü de değerlendirilmek suretiyle, müvekkili hakkındaki yukarıda belirtilmiş tapu kayıtları ve varsa başkaca tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 20/05/2026 tarih ve 2025/578 Esas sayılı ara kararı ile;

".....Mahkememizin 15/09/2025 tarihli ara kararı ile davalı ...'nun 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 109.maddesi ve HMK 389 maddeleri gereğince taşınır ve taşınmaz mallar ile emekli maaşı dışındaki diğer mal varlıklarının devrinin önlenmesi için bankacılık kanunu 140.maddesi gereği teminatsız olarak tedbir konulmasına karar verilmiştir.

Bu karara karşı diğer davalılardan ... ve ... istinaf yoluna başvurmuş olup, İstanbul BAM 13. H.D.'nin 19/02/2026 tarih 2026/300 Esas 2026/317 Karar sayılı kararı ile : "İlk derece mahkemesindeki yargılamada delillerin toplanıp henüz bilirkişi raporu alınmadığı, Teftiş Kurulu Raporunun denetlenerek tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, zarar miktarının yaklaşık düzeyde ispatının yeterli olmadığı, davalıların sorumluluğunun dayanağı hukuki sebepler nazara alındığında, muteriz davalıların eylemleri ile zarar arasında illiyet bağının mevcut olduğunun da yaklaşık düzeyde ispatının zorunlu olduğu, ara karar tarihi itibariyle dosyada mübrez delillere göre, ihtiyati tedbir açısından da yaklaşık ispat koşulunun oluştuğundan bahsedilemeyeceği, bu nedenle mahkemece itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi yerinde olmayıp muterizler vekillerinin istinaf sebepleri yerinde bulunmuştur. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; muterizler vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesinin 14/01/2026 tarih ve 2025/578 Esas sayılı ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; davalılardan ... vekili ve ... vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazının kabulü ile; ilk derece mahkemesinin 15/09/2025 tarih ve 2025/578 Esas sayılı ara kararı ile davalılardan ... ve ... hakkındaki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." şeklinde bu iki davalı yönünde ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.

Aynı konumda bulunan diğer davalılardan ... yönünden de benzer şartlarda bulunması nedeniyle henüz bilirkişi raporunun alınmamış oluşu, teftiş kurulu raporunun denetlenerek zarar miktarının yaklaşık düzeyde ispatının henüz oluşmamış oluşu ve yargılama neticesinde bu hususların ortaya çıkabileceği göz önüne alındığında yaklaşık ispat şartı oluşmadığından itiraz eden ... hakkındaki tedbirin kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıda ara karar oluşturulmuştur. " gerekçesi ile,

"1-İtiraz eden davalı ...'nun itirazının KABULÜ ile;

Mahkememizin 15/09/2025 tarih ara kararı ile davalının mal varlığına konulan tedbirin KALDIRILMASINA," karar verilmiş ve ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. Vekili istinaf dilekçesinde özetle; 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu m.109 gereğince faaliyet izni kaldırılan veya fona devredilen bankanın hissedarları ve yöneticilerinin mal, hak ve alacaklarına teminat şartı aranmaksızın ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz konulabileceğini, ihtiyati tedbir talebinde yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, 6100 sayılı HMK uyarınca, ihtiyati tedbir yargılamasında tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilmekte olduğunu, dosyaya sunulan deliller ile yaklaşık ispat hususunun ortaya konulmuş olduğunu, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.05.2026 tarihli ara kararının kaldırılarak tedbirin devamına karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Talep, dava dışı ... Grubu'na usulsüz kullandırılan kredilerden kaynaklı bankanın zarara uğratıldığı iddiasıyla banka zararının yöneticinin sorumluluğuna istinaden davalılardan tahsili ve davalıların 2007, 2008, 2009 yıllarına ilişkin ibra edilmelerine dair Genel Kurul Toplantı Tutanaklarının ibraya dair maddelerinin iptaline karar verilmesi istemi ile açılan davada davalıların hak, alacak ve mal varlıklarına dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulması istemine ilişkindir.

Mahkemece 15/09/2025 tarihli ara kararı ile; Davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, karar verilmiş, karara karşı davalılardan ... vekili tarafından itiraz edilmiştir.

Mahkemece 20/05/2026 tarihli ara karar ile; İtiraz eden davalı ...'nun itirazının kabulü ile, 15/09/2025 tarih ara kararı ile davalının mal varlığına konulan tedbirin kaldırılmasına, karar verilmiş ve ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

HMK 341/1.b maddesi; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. "

Buna göre geçici hukuki koruma tedbiri olan ihtiyati tedbire yönelik kararlardan, HMK 391/3. maddesi gereğince “tedbir talebinin reddi halinde” ve yine 394/4. maddesi gereğince “karşı taraf dinlenilmeden verilen ihtiyati tedbir kararına yapılan itiraz üzerine verilen kararlara” karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir.

HMK 396- (1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. (2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." şeklindedir.

Söz konusu yasal düzenleme gözetildiğinde, durum ve koşulların değişmesi halinde tedbir kararının değiştirilmesinin veya kaldırılmasının istenebileceği, mahkemece bu konuda verilecek kararlara karşı itiraz edilebileceği düzenlenmiş olup, tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması talepleri üzerine verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulacağına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Aksine 396. maddenin 2. fıkrası ile itiraz hususunda 394. maddenin 3 ve 4. maddelerine yollama yapılmış olup, 394. maddede tedbire itiraz üzerine verilecek kararlara karşı kanun yoluna başvurulabileceğine dair 5. fıkraya yollama yapılmamıştır. Bundan da kanun koyucunun durum ve koşulların değişmesi karşısında tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması talepleri üzerine verilecek kararlara karşı sadece itiraz yolunu öngördüğü, bu kararlara karşı istinafa başvurulmasına imkan vermediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkemece, 15/09/2025 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararının, HMK 396 maddesine göre durum ve koşulların değiştiğinden bahisle 20/05/2026 tarihli ara karar ile kaldırılması kararı itiraz kanun yoluna tabi olup, bu karara karşı HMK'nun 341/1-b fıkrası uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulamaz.

Sonuç itibariyle, mahkemece verilen ara karar istinafa tabi kararlardan olmadığından davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK 341/1-b, 352/1 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341/1-b, 352/1 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/07/2026 tarihinde HMK'nın 352. maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1399, K. 2026/1441, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1399-e-2026-1441-k-6ffec74982d6