Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1448 E. 2026/1467 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1448
Karar No
2026/1467
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1448 Esas

KARAR NO : 2026/1467 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2026/398 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİH: 19/06/2026 (Ara Karar Tarihi)

TALEP: Yönetim veya Denetim Kayyımı Atanması

KARAR TARİHİ: 13/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TALEP: Talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili...'nın, davalı şirketin kurucu ortağı ve %40 pay sahibi olduğunu, dava ... ... Limited Şirketi aleyhine açılmış ve yalnızca müvekkilinin bu şirketteki ortaklık payı talep konusu edilmişse de, esasında müvekkilinin davaya konu şirket ortaklarından ... ve ... ile ortak olduğu iki ayrı şirket daha bulunduğunu, aslında bu davanın, üç ayrı şirketteki ortaklıkların sonlandırılması için başlatılan bir sürecin parçası olduğunu, davalı şirketin 18.09.2008 tarihinde, 50.000,00 TL sermayeli olarak ve sermayenin 20.000,00 TL'si ..., 10.000,00 TL'si ..., 10.000,00 TL'si ... ve 10.000,00 TL'si...'ya ait olmak üzere dört ortak tarafından kurulduğunu, ...'nın, sahip olduğu sermaye paylarını eşit oranda oğulları ... ve...'ya, ...'nın ise kendi payını oğlu ...'ya devrettiğini, ...'nın 20.000,00 TL değerinde 800 adet pay, ...'nın 20.000,00 TL değerinde 800 adet pay, ...'nın 10.000,00 TL değerinde 400 paya sahip olduğunu, grup şirketleri işleyişinde ...'nın bayilikler, sigorta ve servis hizmetleri işini, kardeşi...'nın ise şirketlere bağlı ikinci el oto alım satım işini üstlendiğini ancak zaman içinde ağabey ...'nın şirketlerin tek sahibi gibi davranmaya başladığını, ...'nın 11.03.2025 tarihinde ortada hiçbir sebep yokken...'nın sorumluluğunda olan "İkinci El Otomobil Alım Satım İşi"ni keyfi olarak durdurmaya kalkması sonrasında, onunla ciddi bir tartışma yaşadığını, ... ve ...'nın, 18.03.2025 tarihinde müvekkili...'dan habersiz olarak şirket karar defterinde, sanki genel kurul yapılmış gibi "Şirket yönetiminin müdürler kurulu tarafından yönetilmesine, ... ile ...'nın müdür olarak ...'nın ise müdürler kurulu başkanı olarak atanmasına.." dair karar aldıklarını, bu usulsüz işlemin öğrenilmesi üzerine müvekkili...'nın, her üç şirket adına da bu genel kurul kararlarının iptali istemli dava açtığını, davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin şirketten fiilen uzaklaştırılmasından bir süre sonra şirket bilgilerine doğrudan erişiminin engellendiğini, ... programına dışarıdan erişimi bulunmaktayken önce internet sistemine ve muhasebe programına erişiminin sınırlandırıldığını ve yalnız belirli zamanlarda giriş izni verildiğini, müvekkiline şirketin yıl sonu genel kurul toplantısı öncesinde her üç şirkete ait yıl sonu bilançolarının gönderildiğini, müvekkilinin bilançolar üzerinde yaptığı incelemelerde, davalı şirket tablolarında, şirketler aleyhine birçok usulsüz ve zararlandırıcı işlem yapıldığını tespit ettiğini, bunun yanında, hem ortak sıfatı ile kendisinin hem de davalı şirket ile ... Limited Şirketi'nin kefalet ettiği ... Şirketi adına yüksek miktarda kredi borcu altına girildiğini fark ettiğini, her üç şirketin hakimiyetini ele geçiren ...'nın, keyfi yönetimi ile davalı şirket zararına işlemler yaparak müvekkilinin davaya konu ortaklık payını azalttığı yetmezmiş gibi, diğer iki şirketle ilgili de son derece usulsüz işlemler yaptığını beyanla oluşması muhtemel durumları bertaraf edebilmek adına dava süresince TTK'nın 630/2. maddesi gereğince, şirket müdürü ...'nın müdürlüğünün düşürülmesi ile TTK'nın 638/2. maddesi gereğince davacı ortağın ortaklık payının teminat altına alınması amacıyla şirketin, mahkemece re'sen tespit edilecek mali müşavir bir kayyım tarafından yönetilmesine, mahkemece bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde, şirket müdürünün her türlü işlemlerini denetlemek ve onaylamak üzere bir denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca davacının davalı ... ... Limited Şirketi'nin ortaklığından çıkması ve esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin tespiti istemine ilişkin olduğu, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin davalı şirket müdürü ...'nın müdürlüğünün düşürülmesi, TTK'nın 638/2. maddesi gereğince davacı ortağın ortaklık payının teminat altına alınması için şirkete yönetim aksi halde denetim kayyımı atanmasına ilişkin olduğu, dava konusu istemde tedbir kararı verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği konusunda dava dosyasında mahkemeye kanaat verici bir somut ve yeterli delil bulunmadığı, iddiaların ve alacağın yargılamayı gerektirdiği, davacının acil yararının tespit edilemediği, davacının istediği ihtiyati tedbir taleplerinin şirketin faaliyetini/işleyişini engelleyici nitelikti olduğu, bu aşamada HMK'nın 390/3. maddesi anlamında yaklaşık olarak ispatın gerçekleşmediği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Müvekkilinin TTK'nın 638/2. maddesi kapsamında açtığı ortaklıktan çıkmaya izin ve ortaklık payının ödenmesi davasında, ortaklık payının korunması amacıyla talep edilen ihtiyati tedbirin Yerel mahkemece 19.06.2026 tarihli karar ile ve HMK'nın 390/3 maddesi anlamında yaklaşık ispat gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedildiği, ancak müvekkilinin müvekkilinin, davalı şirketin tüm karar alma ve yönetim süreçlerinden dışlandığı, şirketin mali verilerine erişiminin engellendiği, müvekkilinin şirket bilançoları üzerinde yaptığı incelemelerde birçok usulsüz işlemi ve bu kapsamda kendisi ve davalı şirketin kefaleti ile grup şirketlerinin yüksek oranda kredi kullandığını tespit ettiği, şirketin yönetimini ele geçiren ...'nın keyfi işlemler ile davalı şirkete zarar verdiği ve müvekkilinin ortaklık payını azalttığı, davalı şirketin (kefaleten de olsa) aktiflerinin büyük risk altında olduğu, bu itibarla, ...'nın müdürlük yetkilerinin dava süresince denetlenmesi ve mali işlemler yönünden sınırlandırılması gerektiğinin açık olduğu, şirket ortakları arasında yapılan ortaklıktan çıkma görüşmeleri neticesinde şirketin değerinin tespiti için yetkilendirilen bilirkişi tarafından tespit edilen şirketin özkaynak değeri ile yıl sonu bilançosunda yer alan özkaynak değeri arasında büyük bir fark bulunduğu, bu farkın sebebinin tespit edilmesi ve özkaynak değerinin daha fazla düşmesine engel olunması için tedbir kararı verilmesi gerektiği, şirket müdürü ...'nın yaptığı bir diğer usulsüz işlemin ise bazı şahıs araçlarının sigorta primlerini davalı şirkete ödetmek şeklinde olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan deliller ile ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı, bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Talep, davacının TTK'nın 638/2 maddesi uyarınca haklı sebeple davalı şirket ortaklığından çıkması ve ayrılma akçesinin ödenmesi talebi ile açılan davada, davalı şirket müdürünün görevden alınması ve davalı şirkete yönetim aksi halde denetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca; ortaklıktan çıkma talebi ile açılan davalarda, Mahkemece istem üzerine dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarının bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verilebilir.

6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi; ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep eden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.

TMK'nın 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim organının bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim organı bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün değildir.

Somut olayda; davanın, davalı şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesi veya dava dışı şirket müdürünün TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca şirket müdürlüğünden azli talebi ile açılmış bir dava olmadığı, davalı şirketin seçilmiş yönetim organı tarafından yönetildiği ve şirkette yönetim boşluğunun bulunmadığı, bu minvalde tedbiren şirket müdürünün görevinden azline ve şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilemeyeceği, söz konusu talebin TTK'nın 638/2. maddesinde düzenlenen, davacının durumunun teminat altına alınması amacıyla Mahkemece alınacak önlemler kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacı tarafından ileri sürülen, dava dışı şirket müdürü tarafından usulsüz işlemler yapıldığı ve bu şekilde ayrılma akçesinin azaltıldığı iddiasının yargılamaya muhtaç olduğu, İlk derece mahkemesinin ara karar tarihi itibariyle davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi için haklı sebeplerin oluştuğu ve ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde, davalı şirketten alabileceği ayrılma akçesi yönünden hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı veya imkansız hale geleceği yönünde yaklaşık ispatın sağlanmadığı, bu itibarla davalı şirkete tedbiren denetim kayyımı atanmasına da karar verilemeyeceği ve Mahkemece talebin tümü ile reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, talep eden davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Talep eden davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1448, K. 2026/1467, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1448-e-2026-1467-k-65d167b1088c