Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/725 E. 2026/1120 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/725
Karar No
2026/1120
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/725 Esas

KARAR NO: 2026/1120

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 21/04/2026 ara karar

NUMARASI: 2026/52 E.

DAVANIN KONUSU: Faydalı Model Belgesi (Faydalı Model Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

İstanbul 1. FSHHM'nin 2026/1 D.İş sayılı dosyasında ihtiyati ihtiyati tedbir talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle: Davalıya ait tamamı talep edenin ürünlerinin kopyası olan ürünlerin; tabelalar, broşürler, kartvizitler, ürünler, ..., etiketler, formlar vb.her türlü tanıtım ve reklam amaçlı kullanımların durdurulması, internet sitesi, sosyal medya hesabı, aplikasyonlar, dijital ortamlardaki reklamların ve kullanımların durdurulması, her türlü ticari ortamda satışının durdurulması, davalıya ait web sitesine (https://....com/) erişimin engellenmesi, ...'nın talep edenin kopyası olan tüm ürünlerinin ve bu ürünlerde kullanılan esasen talep edene ait olan kalıplar ile birlikte toplatılması şeklinde ihtiyati tedbire ilişkin karar verilmesini talep etmiştir.

İstanbul 1. FSHHM'nin 2026/1 D.İş sayılı dosyasında 26/03/2026 tarihli kararında:"...1-Talep edenin ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜ İLE; Aleyhine tedbir istenen tarafça, talep eden tarafın olası zararlarının karşılanması yönünden, kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince 250.000,00 TL tutarında teminat yatırılmasına

2-HMK 393/1. maddesi gereğince karar tarihinden itibaren 1 hafta içinde bu kararın uygulanmasının talep edilmesinin zorunlu olduğunun talep eden tarafa ihtarına, talep edilmediği takdirde kararın kendiliğinden kalkmış sayılmasına..." şeklinde karar verilmiştir.

İhtiyati tedbir kararı talep eden vekilinin 18/03/2026 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir kararına kısmen itiraz edildiği yeniden tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili mürafada: "Önceki beyan - itirazlarını tekrar ettiklerini, D.İş dosyasında alınan bilirkişi raporunun maddi ve fahiş hatalar içerdiğini, Zaten ters teminatlı talepli bağlılık ilkesinin de aşındığını, davacının çok geniş tedbir talebinin reddi gerekirken, 250.000,00 TL'lik teminat yatırılmasına kararı verildiğini, bilirkişi raporuna itirazları kapsamında faydalı model konusu üründe bilirkişi tarafından fiziki inceleme yapılmadığını, sadece davacı dilekçesinde yer alan görsel üzerinden tespitte bulunduğunu, faydalı model istem 1 bakımından bilirkişinin benzerlik tespit edip bütünleşik kart bütünleşik değil modüller olduğunu yani iki kart arasındaki bağlantı deta kablosu ve soketle sağlandığını, İstem 2 bakımından ise bilirkişi ... ürünü üzerinde bulunmaya bir trafonun varlığından söz ettiğini ve ... olan akıma hatalı şekilde ... tespitinde bulunduğunu, Kaldı ki faydalı model konusu ürün ... tarafından hiçbir ticari mevkide satışa sunulmadığını, prototip ötesi bir üretime de geçilmediğini, Dolayısıyla bilirkişi raporunda ciddi hatalar bulunduğunu, Diğer ürünler bakımından ürün örnekleri bilirkişiye davacı tarafından temin edilmiş ve piyasadaki diğer örnek ürünlerin seçiminde iddiaları örtüştürecek ve yanıltıcı bir biçimde seçki sağlandığını, Bütün bu sebeplerle yeniden bilirkişi incelemesi yapılmadan davacıların iddialarını yerindeliği konusunda bir çıkarımda bulunulamayacağından, ayrıca davacının faydalı modelinin buluş sahibinin davalı şirketin tek ortağı ...'dır " şeklinde beyanda bulunduğunu belirterek mevcut tedbirin kaldırılmasını ekonomi özgürlüğü ciddi şekilde etkileyecek diğer tedbir taleplerinin de reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesi 21/04/2026 tarihli ara kararı ile; Dava dilekçesi/ekleri, TPMK kayıtları, İstanbul 1.FSHHM'nin 2026/1 D.İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu, İstanbul 1. FSHHM'nin 2026/1 D.İş sayılı dosyasında 26/03/2026 tarihli kararı, mürafaa duruşmasındaki beyanlar ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde: gelinen aşamada ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü yönünden yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu ve tedbirin ölçülü olduğu, davalı tarafça ihtiyati tedbir kararına süresi içinde sunulan itiraz dilekçesi bulunmadığı anlaşılmakla;

1-Davacı vekilinin, ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının REDDİNE,

2-Davalı vekilinin, ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazının süre yönünden REDDİNE, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi 2026/1 D. İş numaralı tespit dosyasında müvekkili şirketin tescilli sınai haklarına tecavüz ve haksız rekabet fiilleri nedeniyle ihtiyati tedbir talep edildiğini, mahkemece yaklaşık ispat koşulları gerçekleşmesine rağmen hatalı bir şekilde ters tedbir kararı verildiğini, bu karara karşı yapılan itirazın esas davanın görüldüğü İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2026/52 E. sayılı dosyasında 21.04.2026 tarihinde reddedildiğini, söz konusu ara kararın gerekçesiz ve usule aykırı olduğunu, mahkemenin ölçülülük ilkesine dayandırdığı ters tedbir kararının somut gerekçelerden yoksun bulunduğunu, bilirkişi raporu ile davalı tarafın müvekkil ürünlerini birebir kopyaladığının tespit edildiğini, davalı ... şirketinin müvekkilin internet sitesini, Ar-Ge çalışmalarını ve hatta eski çalışanlarını kullanarak haksız rekabet yarattığını, müvekkil şirketin 2025 yılı cirosunun 116 milyon TL iken 2026 yılının ilk iki ayında ciro kaybının %90 seviyesine ulaştığını, davalı tarafın ters tedbir kararını yok hükmünde sayarak tecavüz teşkil eden kullanımlarına yeni ürünler eklediğini, mahkemece belirlenen 250.000 TL tutarındaki teminatın müvekkilin uğradığı zararı karşılamaktan uzak olduğunu, fikri ve sınai hakların korunması amacıyla davalı eylemlerinin durdurulması, ürünlerin satışının engellenmesi ve kalıpların toplatılması gerektiğini belirterek 21.04.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, aksi kanaatte ise teminat miktarının yükseltilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/1 D. İş sayılı dosyasında davacı tarafın delil tespiti talebi üzerine bilirkişi heyeti görevlendirildiğini, mahkemenin bilirkişi raporu sunulduktan sonra karşı tarafa tebliğ yapılmadan önce tedbir kararı kurulmasına ve ardından tebligat yapılmasına karar verdiğini, 16.02.2026 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğunu, mahkemenin 27.02.2026 tarihli kararıyla davacının talebi olmamasına rağmen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159/2-c maddesi uyarınca 250.000 TL nakdi teminata hükmettiğini, bilirkişi raporunun davalı müvekkil şirkete 27.02.2026 tarihinde tebliğ edildiğini, 04.03.2026 tarihinde vekaletname sunularak dosyaya dahil olunduğunu, bilirkişi raporuna itiraz için 05.03.2026 tarihinde talep edilen ek sürenin mahkemece kabul edildiğini, ancak yasal süre dolmadan 06.03.2026 tarihinde tedbir kararının tebliğ edildiğini, 25.03.2026 tarihinde rapora karşı itirazların sunulduğunu, 2026/1 sayılı dosyada verilen 21.04.2026 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin ara kararında belirttiği tebligat usulüne uyulmadığını, bu durumun silahların eşitliği ilkesini zedelediğini, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, davacının teminat talebi bulunmamasına rağmen hükmedilen teminatın taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, tedbir kararının ölçülülük ilkesine uygun olmadığını, bu nedenlerle 2026/1 D. İş sayılı dosyada verilen tedbir kararının kaldırılmasını, 2026/52 E. sayılı dosyada verilen itirazın reddi kararının bozularak ortadan kaldırılmasını, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2026/52 E. Sayılı dosyası kapsamında davacının elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkelerine açıkça aykırı ölçüsüz ihtiyati tedbir taleplerinin reddini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2026/1 D. İş numaralı tespit dosyasında tedbir taleplerinin kabul edildiğini, tedbir kararının davalı itiraz süresi içerisinde karara itiraz etmediğini, taraflarınca karara karşı itiraz edildiğini, bu itirazın esas davanın açılmış olması sebebiyle esas davanın görüldüğü İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/52 E. sayılı dosyasında değerlendirilmesine karar verildiğini ve 21.04.2026 tarihinde görülen duruşmada davalının itirazlarının süresinde olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, bu nedenle verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğundan davalının istinaf ve itirazlarının reddini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;

Davacının talebi üzerine İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde davalıya tebligat yapılmaksızın bilirkişiler marifetiyle delil tespiti gerçekleştirilmesine karar verildiğini ve bilirkişi heyeti tarafından 16.02.2026 tarihli raporun sunulduğunu, mahkemenin bu raporu esas alarak 27.02.2026 tarihli ihtiyati tedbir kararıyla, Davacı'nın talebi olmamasına rağmen 6769 sayılı SMK m.159/2-c gereğince 250.000 TL nakdi teminata hükmedilmesinin uygun olduğuna karar verdiğini, ancak tedbir kararına esas alınan D. İş Bilirkişi Raporu'nun müvekkil şirkete 27.02.2026 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen aynı tarihte tesis edilen tedbir kararının eş zamanlı olarak tebliğ edilmediğini, bu usuli belirsizliklere karşı itirazlarını 25.03.2026 tarihli dilekçeleriyle sunduklarını, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/52 E. dosyasında verilen karara davacı ve müvekkili tarafından istinaf yoluna başvurduklarını, davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların maddi vakıalarla örtüşmediğini, davacı tarafça talep edilmemesine rağmen 250.000 TL nakdi teminata hükmedilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, Davacı'nın istinaf başvurularının reddi gerektiğini, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/1 D. İş sayılı dosyasında verilen Tedbir Kararı'nın kaldırılmasını, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/52 E. sayılı dosyasında verilen 21.04.2026 tarihli İhtiyati Tedbire İtirazın Reddi Kararı uyarınca Davalı'nın ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın süre yönünden reddine ilişkin hükmün bozularak ortadan kaldırılmasını, Davacı'nın ölçüsüz ihtiyati tedbir taleplerinin reddini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

İstanbul 1. FSHHM'nin 2026/1 D.İş sayılı dosyasında 26/03/2026 tarihli kararında: Talep edenin ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜ İLE; Aleyhine tedbir istenen tarafça, talep eden tarafın olası zararlarının karşılanması yönünden, kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince 250.000,00 TL tutarında teminat yatırılmasına karar verilmiştir.

İstinafa konu karar mahkemenin 21/04/2026 tarihli ara kararıdır.

İstanbul 1. FSHHM'nin 2026/1 D.İş sayılı dosyasında bulunan 16/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle:" Bilişim teknik açıdan; mahkemenin dosya kapsamında verilen karar doğrultusunda; delil tespiti talebine konu edilen “www.....com” alan adlı internet sitesinin 27.01.2026 tarihinde erişilebilir ve aktif durumda olduğu tespit edildiği, inceleme tarihinde karşı tarafa ait olduğu belirtilen “www.....com” alan adlı internet sitesinin genel içeriğinin “... Elektronik” adı ve "... elektronik+şekil" logosu ile birlikte elektronik modül ve kontrol kartları tasarımı/üretimi faaliyetleri kapsamında yapılandırıldığı, sitenin anasayfa, ürün grupları ve hakkımızda sayfalarında ürün kategorilerinin sergilendiği görüldüğü, “www.....com” internet sitesinin iletişim sayfası üzerinde bulunan bilgilere göre; web sitesinde içerik/iletişim adresi olarak “Merkez Adres: ... Mah. ... Cad. ... İş Merkezi No:... K:... No:...” ve ayrıca “Fabrika Adresi: ... Mah. ... Cad. No:... Merkez / ...” bilgilerine yer verildiği, inceleme kapsamında “www.....com” alan adına ilişkin whois bilgileri kontrol edildiğinde; alan adının 03.05.2025 tarihinde kayıt edildiği, kayıt firmasının “...A.Ş.” olduğu, alan adı sahibine ilişkin bilgilerin ise gizli tutulduğu (alan adı sahibi açıkça belirtilmediği) tespit edildiği, Tasarım, Kodlama ve İçerik Karşılaştırması: tespit talep eden tarafa ait olduğu belirtilen “www.....com” internet sitesi ile karşı tarafa ait olduğu belirtilen “www.....com” internet sitesinin genel sayfa tasarımları karşılaştırıldığında; her iki sitenin anasayfa bölümlerinde yer alan üst menü dizilimleri, sayfa yerleşim şablonlarının benzer bir yapı mantığıyla kurgulandığı, ürün grupları sayfasında kategori kutuları ve ürün listeleme yapısının benzer ekran şablonları ile sunulduğu görüldüğü, inceleme kapsamında her iki sitenin anasayfa kaynak kodları karşılaştırıldığında; HTML yapı düzeni, class/id isimlendirme düzeni, içerik bloklarının kod içerisindeki sıralaması ve şablon bileşenlerinin kurgusu bakımından benzerlikler olduğu, ayrıca kullanılan bazı ortak yapıların her iki sitede de benzer şekilde tekrarlandığı teknik olarak görüldüğü, her iki internet sitesindeki “Ürün” sayfaları altında yer alan Fırın/Davlumbaz / Aydınlatma / Diğer gibi alt sayfalar; sayfa yerleşimi, ürün sunum düzeni (.../kutu yerleşim), kategori hiyerarşisi ve sayfa içi bileşen kullanımı açısından karşılaştırıldığında; söz konusu sayfaların genel şablon düzenlerinin benzer olduğu, sayfa tasarım öğelerinin ve içerik blok sıralamasının paralel şekilde oluşturulduğu değerlendirildiğ, benzer şekilde, ilgili ürün sayfalarının kaynak kod yapıları birlikte incelendiğinde; sayfa şablonuna ait kod bileşenleri, HTML hiyerarşisi ve kullanılan şablon parçalarının birbirine yakın biçimde kurgulandığı, bu kapsamda her iki sitede aynı/benzer altyapı temelli bir kurulum veya aynı şablon temelli geliştirme ihtimalini destekleyen teknik benzerlikler bulunduğu, inceleme tarihinde her iki alan adının yönetim paneli giriş sayfaları incelendiğinde; hem “www.....com” hem de “www.....com” internet sitesinin yönetici paneli giriş ekranlarında “...” altyapısına ait giriş ekranının bulunduğu ve her iki sitenin de hazır ... altyapısı olan ... üzerinden çalıştığı tespit edildiği, inceleme kapsamında her iki internet sitesinin de hazır içerik yönetim sistemi olan ... altyapısı üzerinde çalıştığının görülmesi nedeniyle; söz konusu sitelerin sayfa şablonu, HTML blok yapısı, tema bileşenleri ve kaynak kod dizilimlerinde benzerlikler bulunmasının, aynı altyapı/benzer tema-şablon kullanımı kaynaklı olarak teknik açıdan doğal şekilde oluşabileceği, ayrıca web sitesinin “hazır altyapı” üzerinden çalışması sebebiyle yazılımın bizzat talep eden tarafça geliştirilmediği değerlendirildiğinde, yalnızca bu teknik benzerliklere dayanılarak söz konusu sitenin bilişim açısından doğrudan kopya yazılım niteliğinde olduğuna dair kesin bir kanaat oluşturulamadığı, inceleme konusu internet sitelerinde yer alan ürünlerin birbirine benzerliği/benzememesi, ürün kodlarının oluşturulma ve kullanım şekli ile ürünlerin sınıflandırılmasına ilişkin hususların; salt web sayfası kaynak kodu veya teknik altyapı incelemesiyle değerlendirilebilecek nitelikte olmadığı, bu konuların sektörel/ürün bazlı değerlendirme gerektirdiği, bu nedenle söz konusu ürün benzerlikleri ve ürün kod kullanım şekli hakkında bilişim açısından teknik bir değerlendirme yapılamadığı, sektörel açıdan; piyasaya sürülen ... ürünlerinin donanımsal bileşenlerinin, özgün bir mühendislik süreci neticesinde değil; ... firmasına ait orijinal üretim dosyalarının kopyalanması veya türetilmesi suretiyle oluşturulduğu, bu nedenle ... tasarımı bakımından özgünlükten söz etmenin teknik olarak mümkün olmadığı, ... ...Her iki üründe kullanılan mikrodenetleyici (...) türü, pasif komponent değerleri (direnç, kapasitör vb.) ve referans isimlendirme yapısı birebir örtüştüğü, incelenen ... ve ... ürün benzerliklerinin bağımsız ve özgün bir Ar-Ge süreciyle açıklanamayacağı, söz konusu bu benzerliklerin sektör pratiği açısından olağan olmadığı, ... ürünlerinin ... ürünleriyle birebir örtüşmesi hususunun teknik zorunluluk sebebi ile olmadığı, 6769 Sayılı SMK Açısından yapılan incelemede; tespit talep eden adına ... nolu FM belgesinin 1 ve 2 nolu istemleri ile karşı tarafa ait ürün karşılaştırılmış, karşı tarafa ait ürünün ... no ile 21.03.2024 tarihinde tescil edilmiş olan FM kapsamında kaldığı tespit edilmiş, karşı tarafın eylemlerinin ve kullanımlarının TTK m. 55/I-a,4 hükmü uyarınca tespit talep edenin aleyhine haksız rekabet teşkil ettiği kanaatinin oluştuğu, ancak Yargıtay 11. HD. 14.03.2022 T., 2019/5189 E., 2022/1852 K. tarihli kararı uyarınca tescilli marka, tasarım ve patentlerini tescil ettirerek kullananlar bakımından özel hüküm niteliğindeki SMK düzenlemelerinin uygulanacağına ilişkin kararı göz önüne alınarak bu hususta nihai hukuki değerlendirme ve takdir hakkı mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir.

TPMK kaydına göre, davacı adına 07.04.2023 başvuru tarihli, ... no ile faydalı model, Davlumbaz elektronik kontrol kartının 21.03.2024 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.

Somut olayda toplanan tüm deliler birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından, müvekkil şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli “...” numaralı faydalı modeline, davalı şirketin, tecavüz teşkil eden eylemlerinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca tespitine, menine ve ref’ine ve davalı şirketin, müvekkili şirketin ürünlerini ve internet sitesini kopyalamak, ticari sır ve bilgilerini kullanarak adeta paralel bir

şirket kurmak şeklinde haksız rekabete sebebiyet veren eylemlerinin 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca tespitine, menine ve ref’ine karar verilmesini talep ve dava ettiği, İstanbul 1. FSHHM'nin 2026/1 D.İş sayılı dosyasından bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporuna davalı tarafından itiraz edildiği, bu aşamada ters teminat ile tedbir kararı verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış ise de mahkemece takdir edilen teminat miktarının düşük kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinafının teminat miktarı yönünden kısmen kabul edilerek teminat miktarınını 750.000,00 TL., olarak belirlenmesine, yatırılan 250.000,00 TL.,nin mahsubu ile bakiye 500.000, TL.nin yatırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.

Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince Kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, Talep edenin ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜ İLE; Aleyhine tedbir istenen tarafça, talep eden tarafın olası zararlarının karşılanması yönünden, kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince 750.000,00 TL tutarında teminat yatırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,

3-İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../04/2026 tarih, 2026/... E. sayılı ara kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

4-Tedbire itirazın kısmen kabulüne, İstanbul .... FSHHM'nin 2026/.... D.İş sayılı dosyasında ..../03/2026 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına,

5-Davacının ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜ İLE; Aleyhine tedbir istenen davalı tarafça, talep eden davacı tarafın olası zararlarının karşılanması yönünden, kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince 750.000,00 TL teminattan yatırılan 250.000,00 TL'nin tahsili ile 500.000 TL teminat yatırılmasına,

6-HMK 393/1. maddesi gereğince karar tarihinden itibaren 1 hafta içinde bu kararın uygulanmasının talep edilmesinin zorunlu olduğunun davacı tarafa ihtarına, talep edilmediği takdirde kararın kendiliğinden kalkmış sayılmasına,

7-İhtiyati tedbire ilişkin karar uygulamasının ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

8-İstinaf talebi kabul edildiğinden talep eden tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

9-İstinaf talebi reddedilen davalı tarafından harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

10-İstinaf yargılaması için talep eden tarafından yapılan giderlerin ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmesine,

11-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

12-6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/725, K. 2026/1120, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-725-e-2026-1120-k-0c4b80a3b8e1