Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1072 E. 2026/1093 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1072
- Karar No
- 2026/1093
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1072 Esas
KARAR NO:2026/1093
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:22/05/2026
NUMARASI:2026/254 D.İş, 2026/254 Karar
DAVANIN KONUSU:İHTİYATİ HACİZ
KARAR TARİHİ:16/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili ile borçlu arasında 10.02.2026 tarihli bir ay süreli Reklam Alanı Kiralama sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından 11.02.2026 tarihinde 2.575.000,00TL+KDV tutarındaki sözleşme bedelinin peşin olarak borçluya ödediğini, ancak sözleşme konusu reklam alanının hiç bir zaman müvekkiline fiilen tahsis edilmediğini, reklam uygulamasının gerçekleştirilmediğini, ve sözleşme konusu edimin borçlu tarafından ifa edilmediğini, nitekim borçlu tarafından 16.02.2026 tarihli e posta ile sözleşme konusu reklam uygulamasının gerçekleştirilemediğini bizzat kabul ettiğini, yine peşin ödenen bedelin iade edileceğini açıkça taahhüt ettiğini, bu doğrultuda müvekkili tarafından 13.03.2026 tarihli iade faturası düzenlendiğini, borçlu şirketin e posta yazışmalarından ciddi ödeme güçlüğü içerisinde bulunduğunun bizzat kendi beyanlarıyla ortaya çıktığını, borçlu şirketin sözleşme konusu edimin ifasını ciddi şekilde etkileyen mevcut riskleri bilmesine rağmen bu hususları müvekkili şirketten gizleyerek sözleşme ilişkisini sürdürmesi ve peşin ödeme tahsil etmesinin, alacağın tahsiline ilişkin riskin ağırlığını ayrıca ortaya koyduğunu, bunun üzerine müvekkili tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 15.05.2026 tarihli ihtarnamesi ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona erdirildiği ve ödenen bedelin faizi ile birlikte derhal iadesinin ihtar edildiğini, ihtarnamenin tebliğ edilmesine rağmen iş bu başvuru tarihi itibariyle herhangi bir ödemenin yapıldığını, sözleşmenin ilgili maddesi uyarınca müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle derhal feshetme yetkisi bulunduğunu, yine ilgili madde gereğince sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde müvekkili tarafından peşin ödenen kiralama bedelinin kullanılmayan döneme ilişkin kısmının derhal, nakden ve defaten iade edeceğinin açıkça kabul, beyan ve taahhüt edildiğini, müvekkili şirketin alacağının muaccel hale geldiğini, ayrıca borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde bulunduğunun kendi beyanlarıyla sabit olduğundan, alacağın tahsilinin ileride imkansız veya önemli ölçüde güç hale gelmesi riski bulunduğunu belirterek 2.575.000,00TL+KDV tutarındaki alacağı ile 11.02.2026 tarihi itibariyle işleyecek ticari faizi, ferileri ve yargılama giderlerini karşılayacak miktarda borçlunun gayrimenkul ve menkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; İİK.'nın 257. maddesinde hangi hallerde, ihtiyati haciz kararı verilebileceğinin açıklandığı, dosyaya sunulan belge ve bilgiler ve dosya kapsamına göre; ihtiyati hacze ilişkin alacağın muaccel olduğunun ispata yakın delilerle ispatı gerektiği, talebin, yargılamayı gerektirdiğinden, sunulan belgeler yaklaşık ispat kuralı gereğince yeterli görülmediği, İİK.'nın 257. maddesi gereğince şartlar oluşmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf edilmiştir.İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf nedenleri olarak;İİK'nun 257 ve devamı maddeleri kapsamında, yazılı sözleşme, banka dekontu, iade faturası, noter ihtarnamesi ve borçlunun açık ikrarlarını içeren e-posta yazışmaları karşısında alacağın varlığı ve muacceliyeti hususunda mahkemede kanaat oluşması için aranan “yaklaşık ispat” şartının fazlasıyla gerçekleştiğini, bu durumda ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinin, dosya kapsamı ile bağdaşmadığını, esasa ilişkin beyanlarında da belirttikleri üzere işbu istinafa konu edilen alacağın varlığı ve muacceliyetinin borçlu tarafından yazılı olarak açıkça ikrar edildiğini, somut olayda ihtiyati hacze konu alacağın, yalnızca sözleşme ve ödeme dekontuna dayanmadığını; aynı zamanda borçlunun kendi yazılı beyanları ile açıkça kabul ve ikrar edildiğini, bu durumun, alacağın varlığı ve muacceliyeti bakımından “yaklaşık ispat” standardının çok üzerinde bir ispat seviyesini ortaya koyduğunu, özellikle 13.04.2026 tarihli e posta içeriğinde iadenin ancak belirli bir tarihte yapılabileceğinin açıkça ifade edildiğini, bu beyanların yalnızca borcun varlığını değil aynı zamanda borlunun ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu da ortaya koyduğunu, borçlunun iade borcunu kabul etmesine rağmen ödeme yapmamasının, borcun varlığına ilişkin uyuşmazlık bulunduğu iddiasını tamamen bertaraf ettiğini, zira somut olayda ihtilafın, borcun doğup doğmadığına ilişkin olmadığını, borçlunun kabul ettiği borcun ifasına ilişkin olduğunu, bu çerçevede, borçlunun açık yazılı beyanları birlikte değerlendirildiğinde; alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti hususunda mahkemede kanaat oluşması için aranan yaklaşık ispat şartının fazlasıyla sağlandığını,mahkemenin bu ikrarları değerlendirmeksizin “yaklaşık ispat gerçekleşmedi” yönünde değerlendirme yapmasının hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, iş bu istinafa konu alacağın teminatsız hale geldiğini, tahsil riskinin somut ve yüksek olduğunu, borcun uzun süre boyunca ifa edilmemesi, sürekli ödeme tarihi verilerek ertelenmesi ve ihtarnameye rağmen hiçbir ödeme yapılmaması birlikte değerlendirildiğinde; alacağın ileride tahsilinin zorlaşacağı, hatta imkânsız hale gelme ihtimalinin bulunduğunu, Mahkeme kararının gerekçe yönünden denetime elverişli olmadığını, yalnızca kanun metninin tekrarından ibaret soyut ifadelerle sonuca ulaşıldığını, bu haliyle kararın, Anayasa’nın 141. maddesi ve HMK’nın gerekçeli karar ilkesine aykırı olup, istinaf denetimine elverişli bir gerekçe içermediğini, denetlenebilirlikten yoksun bir kararın hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Talep, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında işin ifa edilmediği iddiasıyla ödenen hizmet bedelinin iadesi için ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından bahisle ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik tesis edilen karar, ihtiyati haciz talep eden tarafından ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği yönünden istinaf edilmiştir.İhtiyati haciz talep eden talep dilekçesinde, öncelikle teminatsız aksi kanaatte olunması halinde uygun görülecek miktarda teminat karşılığında, müvekkili şirketin 2.575.000,00 TL+KDV tutarındaki alacağı ile 11.02.2026 tarihi itibariyle işleyecek ticari avans faizi, ferileri ve yargılama giderlerini karşılayacak miktarda borçlunun gayrimenkul ve menkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. İhtiyati haciz talep eden, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında işin ifa edilmediği iddiasıyla ödenen hizmet bedelinin iadesi için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş olup, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.3.maddesinde, sözleşme tarihi itibarı ile ilgili faturanın düzenlendiği, anılan faturanın tamamının öngörülen vade ve koşullara uygun şekilde ... tarafından ...'a nakden ve defaten ödendiği belirtilmiştir.Dosya kapsamına sunulan 10.02.2026 tarihli faturanın, 2.575.000,00 TL + KDV - KDV tevkiyatı ile birlikte- neticeten 2.935.500,00 TL ödenecek tutar olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, ihtiyati haciz talep edenin talebi ile birlikte dosya kapsamındaki fatura ve sözleşmenin yukarıda yer verilen hükmü birlikte değerlendirildiğinde, ihtiyati haciz talep edilen miktarın 2.935.500,00 TL olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, bu miktarın da talep tarihi itibariyle 5235 Sayılı Yasa'nın 5. Maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemesi Heyeti tarafından karara bağlanması gereken parasal sınır kapsamında olmasına rağmen; tek hakim tarafından yazılı şekilde karar tesisi yerinde görülmemiş, anılan husus kamu düzeninden olmakla; esasa ilişkin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK m.353/1-a.4 uyarınca ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, talep hakkında Mahkeme heyetince bir karar verilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine iade edilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/254 D.İş, 2026/254 Karar sayılı ve 22/05/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları ihtiyati haciz talep eden tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
5-İhtiyati haciz talep eden tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.4 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi16.07.2026