Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1061 E. 2026/1090 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1061
Karar No
2026/1090
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1061 Esas

KARAR NO:2026/1090

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ:13/05/2026

NUMARASI:2026/427 Esas, Derdest, Ara Karar

DAVA:İtirazın İptali-İhtiyati Haciz (Hizmet Sözleşmesi Kaynaklı)

KARAR TARİHİ:16/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı borçlu firmaya internet ve mobil siteler ile sosyal medya mecraları üzerinden dijital reklam ve tanıtım hizmetleri sunduğunu, taraflar arasında 2021-2025 yılları arasında süregelen düzenli bir ticari ilişki ve ödeme silsilesi bulunduğunu, bu kapsamda davalı tarafa ... ve... (eski ismiyle ...) isimli dijital platformlar üzerinden çevrimiçi görüntülü reklam yayınlama hizmeti verildiğini, ancak davalı şirkete ... kayyımı atanması sonrasında platform erişimlerine ve hizmet alımlarına devam edilmesine rağmen hizmet bedellerinin ödenmediğini, dava konusunun müvekkili şirketçe davalıya verilen Haziran 2025, Temmuz 2025 ve Ağustos 2025 aylarına ilişkin reklam hizmetleri karşılığında düzenlenen toplam 7 adet fatura bedelinin tahsiline ilişkin olduğunu, bu faturalardan 30.06.2025 tarihli ve 31.07.2025 tarihli numaralı 2 adet faturanın ... platformuna; 30.06.2025 tarihli, 31.07.2025 tarihli, 31.07.2025 tarihli, 31.08.2025 tarihli ve 31.08.2025 tarihli 5 adet faturanın ise ... platformuna dair sağlanan reklam hizmetlerine ilişkin olarak düzenlendiğini, söz konusu faturaların davalı borçluya usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesine rağmen yasal 8 günlük süre içinde herhangi bir içerik veya bedel itirazında bulunulmayarak TTK m. 21/2 uyarınca kesinleştiğini, söz konusu reklam hizmetlerinin fiilen verildiğinin ve borcun varlığının; dava konusu 7 adet fatura, geçmiş dönem ödemelerini gösterir cari hesap ekstresi ve banka dekontları, reklam kampanyalarının harcama, gösterim, tıklama, ziyaret, satış ve ciro verilerini içeren ... platform çıktıları ile ekran görüntüleri, taraflar arasındaki e-posta yazışmaları, davalı çalışanlarının ... hesabına erişim yetkilendirmeleri, ...platformu için imzalanan "... ..." ve ... için imzalanan ... sözleşme görüntüleri ve davalı tarafın ... platformundaki kullanımlarına dair verileri gösteren ekran görüntüleri ile sabit olduğunu, alacağın tahsili amacıyla İstanbul 24. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, zorunlu arabuluculuk sürecinin de anlaşmazlıkla sonuçlandığını, kayyım atanan borçlu şirketin konkordato veya iflas riskinin bulunduğunu ve malvarlığını azaltma ihtimali bulunması karşısında alacağın tahsilinin tehlikeye düşeceğini iddia ederek davalının icra takibine yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit olması sebebiyle davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve alacağın güvence altına alınması amacıyla İİK m. 257 uyarınca davalının mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece 13/05/2026 tarihli ara karar ile; sunulan deliller kapsamında alacağın varlığı ile muaccel olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, davalının mal kaçırma gayretine dair somut bir emare bulunmadığı ve bilinen bir adresinin olduğu gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında yaklaşık dört yıldır süregelen düzenli bir ticari reklam hizmeti ilişkisinin bulunduğunu, eski tarihli tüm faturaların davalı tarafça ödendiğini, davalı şirkete ... tarafından kayyım atanmasının ardından müvekkili şirketten dijital platformlar (... ve ...) üzerinden hizmet alınmaya ve platformlar aktif şekilde kullanılmaya devam edilmesine rağmen düzenlenen son fatura bedellerinin ödenmediğini, borçlu şirkete kayyım atanmış olmasının şirketin mali yapısının ciddi şekilde bozulduğunu, konkordato veya iflas riskinin somut ve yakın olduğunu gösterdiğini, bu durumun alacağın tahsilini tehlikeye düşürdüğünü, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kanunen tam ispatın değil, sunulan belgelerle alacağın varlığına dair kuvvetli bir kanaat oluşturacak yaklaşık ispat şartının aranmasının yeterli olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmeler, faturalar, cari hesap hareketleri ve hizmet çıktılarının alacağın varlığını net şekilde ortaya koyduğunu, ilk derece mahkemesinin "mal kaçırma emaresi bulunmadığı ve "davalının adresinin belirli olduğu" yönündeki ret gerekçesinin muaccel para alacaklarına dayalı ihtiyati haciz talepleri bakımından hukuken geçerli bir ret sebebi oluşturamayacağını savunarak ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılmasını ve davalının mal varlığı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davacının tek taraflı düzenlediği faturalara ve cari hesap kayıtlarına dayanarak haksız ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, ancak ortada likit, kesin ve muaccel bir para alacağının olmadığını, alacağın varlığı ve miktarı çekişmeli olduğundan konunun yargılamayı gerektirdiğini, kanunda aranan yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini, müvekkili şirkete ... tarafından kayyım atanmış olmasının mal kaçırma veya gizleme kastı olarak yorumlanamayacağını, şirketin sabit adresinde ticari faaliyetlerine devam ettiğini, mülkiyet hakkına ağır bir müdahale niteliğindeki ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin verdiği usul ve yasaya uygun ret kararının yerinde olduğunu belirterek davacının haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki "..." gereğince düzenlenen faturalara dayalı alacağın takibe konu edilmesi üzerine davalı tarafın vaki itirazı nedeniyle açılan itirazın iptali davasıdır. Talep, dava konusu faturalar nedeniyle davalı aleyhine ihtiyati haciz karar verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda yazılı ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dava; fatura alacağına dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davası olup, uyuşmazlık bu aşamada ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.Davacı vekili, ihtiyati haciz için yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, fatura, cari hesap ve platform ekran görüntüleriyle alacağın varlığının kanıtlandığını, muaccel para alacaklarında ayrıca mal kaçırma şartı aranmayacağını belirterek ara kararı istinaf etmiştir.İstanbul 24. İcra Dairesi ... sayılı icra dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine yedi adet faturaya dayalı asıl alacak ile işlemiş faizden oluşan toplam 2.869.789,43 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, borca itiraz üzerine takibin durduğu, akabinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davacı şirket, bir reklam ajansı gibi hareket ederek davalı şirketin ürün ya da hizmetlerinin internette daha çok satılması veya tanınması için ... ve ... (...) platformlarında davalı adına reklam alanları satın aldığını, reklam kampanyalarını yönettiğini, optimize ettiğini ve bu platformlara davalı adına reklam ödemeleri (bütçe) yaptığını iddia ederek bu reklam harcamaları, platform sözleşmeleri ve davacının kendi komisyon/operasyon ücretinden oluşan dava konusu 7 adet faturayı davalı adına düzenleyerek takibe ve davaya konu ederek ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.İhtiyati haciz, İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 257. madde uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir. İcra ve İflas Kanununun 258/1-2. cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." denilmektedir. Kanun senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Ayrıca diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi İhtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmesi" şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir.Davacı tarafından ihtiyati haciz talebine dayanak olarak aşağıda belirtilen delillere dayanılmıştır:

-Davalı firmaya verilen hizmete ilişkin, dava konusu fatura aylarına tekabül eden kampanyaların harcama (...), gösterim (...), tıklama (clicks), ziyaret (...), satış (...) ve ciro (revenue) verilerini içeren ... platform çıktılarını (ekran görüntüleri ile aylık ... ihracı)

-Hizmetin içeriği, iyileştirilmesi ve geliştirilmesine ilişkin e-posta yazışmaları

-Hizmetin sağlandığı ... hesabına davalı çalışanlarının erişiminin tanımlandığını gösteren ekran görüntüleri

-Davalı taraf için sisteme yüklenen tutarlara dair ve ... platformuna ilişkin kullanım için imzalanan “... ...” sözleşmesi görüntüleri ile ... Platformuna ilişkin imzalanan ... (Sözleşme)

-Davalı tarafın ... platformundaki kullanımlara dair verileri gösterir ekran görüntüleri

-Geçmiş dönem faturalarına ilişkin davalı tarafın yaptığı ödeme dekontları -Fatura tebliğine ilişkin ilgili görsel ve belgeler.İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 257/1 uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun mallarını ihtiyati haciz ettirebilir. İİK m. 258/1 gereği alacaklının, alacağı ve ihtiyati haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller sunması (yaklaşık ispat) yeterlidir. İnceleme konusu 7 adet faturanın tamamında "..." şerhi mevcut olup, en son faturanın vade sonu 30 Eylül 2025'tir. İhtiyati haciz talep tarihi olan 11.05.2026 itibarıyla tüm faturaların vadeleri dolmuş ve alacak hukuken muaccel hale gelmiştir. İİK m. 257/1 maddesi uyarınca, vadesi gelmiş (muaccel) alacaklarda ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun mal kaçırma kastının veya kötü niyetinin varlığı şart değildir. Alacağın vadesinde ödenmemiş olması ve teminat altına alınmamış olması tedbir kararı verilmesi için tek başına yeterlidir. Davacı tarafça takipte işlemiş temerrüt faizleri de dahil edilerek toplam 2.869.789,43 TL üzerinden ihtiyati haciz istenmiş ise de; faiz oranları ve temerrüt tarihleri esas yargılamanın ve tahkikatın konusunu oluşturduğundan, ihtiyati haciz kararında yaklaşık ispat ölçütünü karşılayan faturalara konu asıl alacak bedelleri toplamı 2.591.414,29 TL bedel esas alınmalıdır.Açıklanan nedenlerle; taraflar arasında imzalanan ... (...) platformlarında reklam yürütülmesine ilişkin "..." ve "..." Sözleşmeleri, reklam yönetim panellerinden alınan raporlar ve GİB e-fatura sistem kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, davacının alacağının varlığı ve muacceliyeti yönünden kanunun aradığı yaklaşık ispat koşulu sağlandığından davacının ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü ile borçlu davalının olası zararlarının güvenceye alınması amacıyla %15 oranında teminat karşılığında 2.591.414,29 TL bedel üzerinden ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/427 Esas sayılı dava dosyasında verilen 13/05/2026 tarihli ara kararın KALDIRILMASINA,

2-a)Davacının ihtiyati haciz talebinin, İcra ve Kanunun 257/1. fıkrasına uygun görüldüğünden KISMEN KABULÜNE,

b)İcra ve İflas Kanununun 258. maddesi uyarınca, ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri muhtemel zarar ve ziyanlarını karşılamak üzere alacağın %15'i (388.712,14 TL) oranında nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibraz olunduğunda davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslarda olan hak ve alacaklarının 2.591.414,29 TL asıl alacak ile sınırlı olmak kaydıyla İcra ve İflas Kanununun 257. maddesi gereğince İHTİYATEN HACZİNE,

c)İhtiyati haciz kararının, teminatın ilk derece mahkemesine ibrazından sonra İcra ve İflas Kanununun 261. maddesi gereğince İstanbul 24. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası üzerinden infazına ve kararın infaz edilmek üzere ihtiyati haciz isteyene VERİLMESİNE,

3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

4-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin mahkemece verilecek esasa dair kararda değerlendirilmesine,

5-Dosyanın gerekli işlemlerin yerine getirilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2 bendi ile aynı kanunun 362/1-f bendi ve İİK'nun 258/son fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.16/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1061, K. 2026/1090, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1061-e-2026-1090-k-bc3bff51c4c0