Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1031 E. 2026/1072 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1031
Karar No
2026/1072
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1031 Esas

KARAR NO:2026/1072

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:07/05/2026

NUMARASI:2026/225 D.İş Esas, 2026/240 D.İş Karar

TALEP:İHTİYATİ HACİZ

KARAR TARİHİ:09/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında yemek hizmeti sunulmasına ilişkin olarak uzun süredir devam eden ve kesintisiz bir ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin borçlu şirketin..., Torbalı/ İzmir adresindeki üretim tesisi ile ... mevkiindeki çalışanlarına yemek hizmeti sunduğunu, borçlu şirketin her ay sonunda müvekkiline gönderdiği e-postalar ile o ay içerisinde tüketilen yemek miktarını onayladığını, bu miktar üzerinden fatura düzenlenmesi talimatını verdiğini, ticari ilişkinin tamamına ait e-posta dökümleri ile e-beratlı ticari defterlerin mahkemece olası bir bilirkişi incelemesinde eksiksiz olarak ibraz edileceğini, müvekkili tarafından 30.04.2023 tarihinden itibaren düzenlenen faturaların usulüne uygun şekilde karşı tarafa tebliğ edildiğini, anılan faturalara süresi içerisinde herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini, taraflar arasındaki fiili uygulama ve yerleşik ticari teamül gereği bir cari hesap ilişkisi oluştuğunu, bu cari hesap çerçevesinde borçlu tarafından 30.04.2023 tarihinden bugüne kadar muhtelif tarihlerde kısmi ödemeler yapıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kurallarını yazılı hale getirmek maksadıyla son olarak 01.01.2025 tarihinde yürürlüğe gireceği kararlaştırılan bir Hizmet Temini Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin hiçbir kusuru olmaksızın tek taraflı, haksız, usule ve hukuka aykırı olarak sözleşmenin feshi ile ilgili hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile borçlu şirket yetkilisi tarafından 05.02.2026 tarihinde müvekkiline gönderilen e-posta ile Şubat ayı sonu - Mart ayı başı itibarıyla yemek hizmeti alımının durdurulacağının, yani sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkili tarafından son hizmet faturasının 28.02.2026 tarihinde kesildiğini, borçluya tebliğ edildiğini, müvekkili tarafından hizmetin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, borçlu tarafça TTK m. 21/2 kapsamında faturalara süresi içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, son faturanın kesilmesinin ardından müvekkilinin taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden doğan 9.414.669,22 TL tutarındaki bakiye alacağının 31.03.2026 tarihi itibarıyla muaccel hale geldiğini belirterek ihtiyati haciz talebinin kabulüne, borçlunun müvekkiline olan 9.414.669,22 TL tutarındaki muaccel ve rehinle temin edilmemiş borcunu karşılayacak miktarda borçluya ait banka hesapları (TL/döviz), araçlar, taşınmazlar, müşterilerden alacakları dahil menkul/gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, ihtiyati haciz kararının, sunulan kesin deliller ve borçlunun mal kaçırma kastı da gözetilerek İİK m. 259 uyarınca ivedi olarak teminatsız olarak verilmesini; mahkeme aksi kanaatte ise alacağın likit niteliği gözetilerek mahkemece takdir edilecek uygun/sembolik bir teminat mukabilinde karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; fatura düzenlenmesi karşı tarafın borçlu sayılması için yeterli belge sayılmayacağı, talep eden vekilinin mutabakat formu mevcut olduğunu ileri sürerek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiği, karşı tarafın mutabık olduğunu belirttiği Watsapp yazışma görüntüsünün sunulduğu, mutabık olunduğuna dair başkaca bir e-posta vs. yazışmanın sunulmadığı, sunulan watsapp görüntüsünde dahi ne kadarlık miktar üzerinde mutabık olunduğunun belirtilmediği, mahkemece de anlaşılamadığı, bu durumun açıkça miktar belirtilmek suretiyle mutabakat formunun kabul edildiği sonucunu doğurmayacağı, muaccel alacağın varlığının tesbitinin yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati haciz isteyen tarafça sunulan delillerin bulunduğu aşama itibariyle yaklaşık ispat boyutunda olmadığı gerekçesiyle talep eden vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf edilmiştir.İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf nedenleri olarak;müvekkilinin, borçlu şirketin her ay sonunda bizzat gönderdiği e-postalar ile verdiği aylık talimatlar ve onayladığı tüketim miktarları üzerinden faturalar tanzim ettiğini, borçlu tarafından verilen talimat üzerine kesilen bu faturaların borçlu şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, borçlu tarafça 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 21/2 uyarınca yasal sekiz günlük süre içerisinde faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığını, Mahkemece WhatsApp görüntüsünde miktar belirtilmediği gerekçesiyle alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğine hükmedilmişse de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 199 uyarınca elektronik ortamdaki veri ve yazışmaların belge niteliğinde olduğunu, ilk derece mahkemesinin bu değerlendirmesinin ticari hayatın olağan akışına ve dosya kapsamındaki delil bütünlüğüne aykırı olduğunu, zira mutabakat mesajının borçlu tarafından durup dururken atılmadığını, müvekkili tarafından gönderilen ve miktarı açıkça belli olan cari hesap ekstresinin hemen akabinde bu ekstreye cevap olarak verildiğini, müvekkilinin alacağını tahsil etmesini zorlaştırma veya imkansız hale getirme ihtimali bulunan borçlunun, malvarlığını kaçırma tehlikesi olduğunu, şifahen öğrenilen bilgilere göre aktif olarak şirkette çalışmakta olan beyaz yakalı işçilerin ücretlerini düzenli olarak geç aldıklarını, borçlu şirketin mali sıkıntılarının bulunduğunu, bu sebeple ihtiyati haciz talep ettiklerini, red kararı ile müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğraması ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğunu, SGK kayıtlarının celbi ile borçlu şirketin geç yaptığı ödemelerin görülebileceğini, muhasebe departmanına ait numara üzerinden gönderilen ekstreye borçlu tarafın WhatsApp mesajı ile "..." şeklinde yanıt vererek borcu ikrar ettiğini, dilekçeleri ekinde sundukları fatura kesilmesi yönünde borçlu şirket talimatı, akabinde kesilen faturalar, faturalara TTK m. 21/2 uyarınca itiraz edilmemesi, alacağın likit niteliği, cari hesap ekstreleri, banka ödeme dökümleri, fesih bildirimi, ihtarname ve borçlunun WhatsApp üzerinden yaptığı mutabakat beyanı dikkate alındığında yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla sağlandığını belirterek mahkeme kararının kaldırılarak müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramasını engellemek amacıyla borçlunun menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız veya uygun teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Talep, taraflar arasındaki yemek hizmeti sözleşmesi gereğince talep edenin karşı tarafça sözleşmenin haksız feshi nedeniyle muaccel hale geldiğini iddia ettiği faturaya dayalı alacağı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından bahisle ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik tesis edilen karar, ihtiyati haciz talep eden tarafından ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği yönünden istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık İİK'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İhtiyati haciz, İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 257. madde uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir. İcra ve İflas Kanununun 258/1-2. cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." denilmektedir. Kanun senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Ayrıca diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir.İhtiyati haciz talep eden tarafça, ihtiyati haciz talebine dayanak olarak; muhasebe departmanına ait numara üzerinden gönderilen ekstreye borçlu tarafın WhatsApp mesajı ile "..." şeklinde yanıt verdiği borcu ikrar ettiğine yönelik mesaja, fatura kesilmesi yönünde borçlu şirket talimatına, akabinde kesilen faturalara, faturalara TTK m. 21/2 uyarınca itiraz edilmemesine, alacağın likit niteliğine, cari hesap ekstrelerine, banka ödeme dökümlerine, fesih bildirimine, ihtarnameye ve borçlunun WhatsApp üzerinden yaptığı mutabakat beyanına dayanılmıştır. Sunulan faturalar hizmetin verildiğinin ve alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edildiğini göstermez. Sunulan cari hesap ekstresi de, talebe konu faturalardan kaynaklanan bakiye fatura alacağının karşı tarafça itiraz edilmeden kabul edildiği anlamına gelmez. Talep eden tarafından ticari ilişki sebebiyle tek taraflı tutulan açık hesaba dayalı cari hesap ekstresi de alacağı yaklaşık olarak ispat edecek mahiyette bir delil değildir. Cari hesap noktasında miktar yönünden tarafların mutabık kaldığına dair bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Sonuç olarak, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen sözleşme, faturalar, cari hesap ekstreleri ve e-mail yazışmaları birlikte değerlendirildiğinde, hizmetin verilip verilmediği ile varsa alacağın varlığı ve miktarı yaklaşık olarak ispat edilememiştir. Bu nedenlerle, talep eden tarafça dosyaya ibraz edilen deliller alacağın varlığı hakkında kanaat edinmeye yeterli görülmediğinden mevcut delil durumunda yaklaşık ispat sağlanamadığından ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/225 D.İş Esas, 2026/240 D.İş Karar sayılı ve 07/05/2026 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı ihtiyati haciz talep eden tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.09/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1031, K. 2026/1072, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1031-e-2026-1072-k-f9e9a17027f6