İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/840 E. 2026/535 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/840
Karar No
2026/535
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/840 Esas KARAR NO : 2026/535

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/11/2025 KARAR TARİHİ : 07/07/2026

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında bir kompresör makinesinin onarımı, teslimi ve montajına ilişkin sözleşme ilişkisi kurulduğunu, eserin sözleşmeye uygun olarak onarıldığını ve davalıya teslim edildiğini, sözleşme gereği soğutucu gaz ve yağ gibi malzemelerin temininin davalının sorumluluğunda olduğunu, işin tamamlanmasını takiben düzenlenen faturanın ödenmediğini, davalının faturanın düzenlenmesinden yaklaşık bir ay sonra ayıplı eser iddiasında bulunarak bir kısım indirim talep ettiğini, ancak davalının iddiasını ispatlayacak herhangi bir belge sunmadığını ve eseri süresinde gözden geçirip ayıp ihbarında bulunmayarak zımnen kabul ettiğini, davalının ayıp ihbarında bulunduğu e-postada dahi borcunun bir kısmını kabul ettiğini belirterek, davalının icra takibine yaptığı haksız itirazın iptaline, alacağın likit olması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde;Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenen fatura alacaklarının tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; Servis hizmeti kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan 18.10.2024 tarihli ... numaralı 4.272,00 EUR bedelli faturanın tahsili amacıyla davacı tarafından davalı aleyhine başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas Sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi talebinde bulunmuş olduğu, davalı tarafından süresi içerisinde davaya cevap verilmemiş olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraf vekillerine usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2024- 2025 yılına ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın mahkememize herhangi bir ticari defter, belge ibraz etmediği gibi mahkememizce verilmiş olan kesin süre içerisinde defterlerin yerinde incelenmesi talebinde de bulunmamış olduğu görülmekle işbu hali ile HMK m.222 hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olduğu kanaatine varılmakla yargılama esnasında davacı tarafın ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen raporda özetle; Davacı şirkete ait 2024 ve 2025 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile elektronik ortamda tuttuğu, defter yüklemelerinin zamanında yapıldığı, dönem beratlarının alındığı, envanter defteri noter açılış tasdiklerinin zamanında yaptırıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı bu nedenlerle davacı şirkete ait 2024 ve 2025 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, 03.03.2026 Tarihli Ön inceleme Zaptının davalıya 08.03.2026 tarihinde tebliğ edildiği ancak verilen 2 haftalık kesin süre içerisinde davalı şirket tarafından ticari defter ve belgelerin dosyaya sunulmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunulmadığı, Davacı şirket tarafından davalı şirkete, 08.10.2024 tarihinde ...-4 ... model kompresörün onarımı ve montajı ile ilgili 3.560,00.-EUR, artı KDV teklif verildiği, teklifin davalı şirket adına ... tarafından onaylandığı, 14.10.2024 tarih, 636 numaralı servis raporuna göre; ilgili işin 2 kişi tarafından 14.10.2024 tarihinde saat 11.30 da başlandığı 22.30 tarihinde bitirildiği ve davalı şirket adına formun ... tarafından imzalandığı, Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan cari hesap ekstresine göre ;davacının takibe konu ettiği alacağının 2024 yılında doğduğu, davacı şirketin davalı şirketten alacağını doğuran 2024 yılında düzenlediği 18.10.2024 tarih, 4.272,00-EUR karşılığı 160.123,53.-TL bedelli faturanın 08.10.2024 tarihli onaylanan teklifle uyumlu olduğu ve e- temel fatura olarak düzenlenerek, Gelir İdaresi Başkanlığı üzerinden elektronik ortamda davalı şirkete tebliğ edildiği, ... Vergi Dairesi, 19.11.2025 tarih, ... edilen taraflara ait karşılaştırmalı ba-bs formlarına göre; davacı şirketin davalı şirkete 2024 yılında 1 belge karşılığı KDV hariç 133.436,27.- TL, (KDV dahil 160.123,53.-TL) mal/hizmet faturası düzenlediği, ilgili formlara göre; davacı tarafından düzenlenen faturaya karşılık, davalı şirket tarafından herhangi bir iade faturası düzenlenmediği, Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre: davacı şirketin davalı şirkete 18.10.2024 tarihinde 1 adet KDV dahil toplam 4.272,00.-EUR karşılığı, 160.123,53.-TL fatura düzenlendiği, davalı şirket tarafından faturanın ödenmediği ve davacı şirketin ödeme emri tarihinden itibaren 4.272,00.-EUR karşılığı 160.123,53.-TL alacaklı olduğu, Davalının maillerdeki ayıp ihbarının herhangi bir somut belgeye ve faturaya dayandırılmamış olması, ayrıca defterlerin incelemeye sunulmamış olması bu nedenlerle; davalının TBK 475/2 kapsamında indirim isteyemeyeceğinin kabulü halinde; Davalı vekili tarafından .... İcra Mü lürlüğü 2025/... Esas Sayılı dosyasına edilen itirazın 17.09.2025 takip tarihinden itibaren 4.272,00.-EUR üzerinden iptali, takip tarihinden tahsil tarihine kadar asıl alacağa uygulanması istenen kamu bankalarınca EUR mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsil talebi ve icra inkar tazminatı hükmünün Yüce Mahkemenize ait olacağı Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı). Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davalı tarafça kesin süre içerisinde herhangi bir defter ibraz edilmediğinden davacının ticari defter ve belgelerindeki kayıtların kabul edilmiş sayıldığı, davacı tarafından düzenlenmiş olan faturanın davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, taraflar arasındaki mail kayıtları uyarınca davacı tarafından davalıya bir hizmet verildiği, davalının süresi içerisinde gerek davaya cevap dilekçesi ile birlikte gerekse borca itiraz dilekçesinde söz konusu hizmetin alınmadığı yahut ayıplı olduğuna yönelik herhangi bir itirazda da bulunmadığı hususu göz önünde bulundurulduğunda alınan hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu kapsamında davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu sebeple mahkememizce taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde talep edilen 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına karar verilmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın faturaya kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş olup bu kapsamda yerleşik içtihatlar uyarınca icra inkar tazminatının yabancı para alacağının takip tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı belirlenerek hükmedilmesi gerektiğinden takip tarihinde asıl alacak tutarı olan 4.272,00 EURO karşılığı 209.239,99 TL'nin %20'si oranında olan 41.848,00 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Yerleşik içtihatlar uyarınca yabancı para cinsinden taleplerde dava tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru esas alınmak kaydıyla Türk Lirasına çevrilerek dava değeri bulunmakta ve hesap bu dava değeri üzerinden yapılmaktadır. Nitekim emsal mahiyette olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2022/1852 Esas, 2022/1543 Karar Sayılı, 09/12/2022 Tarihli "... Dava konusu alacak yabancı para cinsinden olup, dava değerinin 55.000 USD'nin dava tarihindeki kur karşılığı olan (2,82 TL) 155.000,00 TL olduğundan harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin bu değer üzerinden hesaplanması gerekirken, yerel mahkemece dava değerinin karar tarihi itibariyle dolar kurunun efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 952.440,50 TL olarak belirlenip, bu değer üzerinden harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli görülmemiştir." şeklindeki ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davanın değerinin 4.272,00 EUROx48,9748= 209.220,35 TL olduğu görülmekle bu miktar üzerinden harç, vekalet ücreti hesaplaması yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının KABULÜ ile; davalının .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, -Asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının EURO ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz işletilmesine 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle 209.239,99 TL'nin %20'si oranında olan 41.848,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 14.291,84 TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 2.530,46 -TL harcın mahsubu ile eksik kalan 11.761,38-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 3.233,36-TL (başvurma, vekalet harçları, peşin harç) davetiye, posta gideri: 95,00-TL, bilirkişi ücreti: 7.500,00-TL olmak üzere toplam: 10.828,36-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına. 7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/840, K. 2026/535, T. 07.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-840-e-2026-535-k-9dc5827678d0