İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/421 E. 2026/567 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/421
- Karar No
- 2026/567
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/421 Esas KARAR NO :2026/567
DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ:05/06/2025 KARAR TARİHİ:14/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;müvekkili olan ... Ltd. Şti. 'nin yurtiçi ve yurtdışı kargo taşımacılığı sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin talebi üzerine verilen kargo hizmetleri neticesinde 130.832,14 TL tutarında alacak doğduğunu, davalının hizmet bedelini ödememesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca, faize ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi sonucu takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, davalıya verilen kargo hizmetinin tam ve eksiksiz olduğunu, alacağın likit ve belirli olduğunu, davalının itirazlarının tamamen alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu, bu nedenle davalının haksız itirazlarının iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkil şirket olan ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. 'ye kargo hizmeti verildiğini iddia ettiğini, bu hizmet karşılığında 130.832,14 TL tutarında alacak iddiasıyla .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davacının ileri sürdüğü tüm hususların reddedildiğini, müvekkil şirketin davacıdan kargo hizmeti aldığını ancak tüm ödemelerin eksiksiz yapıldığını, davacının müvekkilden hiçbir alacağının bulunmadığını, bu nedenle icra takibine süresinde itiraz edildiğini, davacının alacağı olmadığını bildiği halde kötüniyetli olarak icra takibi başlattığını, bu durumun haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı aleyhine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcunun kalmadığını, haksız açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan taşıma sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; Taraflar arasında akdedilmiş olan kargo taşıma sözleşmesi uyarınca davacı tarafından davalıya ait malların taşınması sebebiyle tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden tarafların adreslerini bildirmiş olduğu yerde ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen kök ve ek raporda özetle; Davacı şirketin defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmuş olduğu, 2024-2025 yılları arası defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, Davacı Alacağı Yönünden: İcra takibine konu olan cari hesap alacağına ilişkin faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu ve GİB aracılığı ile elektronik ortamda davalıya gönderildiği, faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini veya faturalara karşılık iade faturası düzenlendiğine ilişkin dosyaya sunulan herhangi bir belgenin bulunmadığı, ödeme belgesinin de olmadığı anlaşılmış olup, Sayın Mahkemece davacı lehine hüküm kurulması halinde davacı şirketin 03.03.2025 takip tarihi itibari ile 130.832,14 TL'lik bakiye alacağını talep edebileceği, Kök rapora karşı yapılan itiraza binaen davalının yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; ibraz edilen 2024-2025 yılları arasına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, usul yönünden davalı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. Hesap yönünden yapılan incelemede ise davacının takip talebine konu olan faturalardan yalnızca 27/08/2024 tarihli ... nolu ve 18.781,73 TL bedelli; 29/08/2024 tarihli ... no.lu ve 19.805,77 TL bedelli ve ... no.lu 8.441,99 TL bedelli faturaların yevmiye defterinde kaydının olduğu ve 03.03.2025 takip tarihi itibariyle davalının 47.029,49 TL bakiye borcunun kaldığı görülmüş olmakla birlikte yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen ve toplamı 83.802,65 TL olan 5 adet faturanın davalı kayıtlarında yer almadığı, davacı kayıtlarına göre davacının bakiye alacağının 130.832,14 TL olduğu dikkate alındığında cari hesap farklılığının işbu faturalardan kaynaklı olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda, taraflar arasında kargo taşımacılığına ilişkin olarak ticari ilişki bulunduğu, davanın konusunun, davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin olduğu, takip konusu alacağı oluşturan e-Arşiv faturalarının bir kısmının davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmüşse de bu faturaların tamamının davalıya teslim edilmiş olduğu, bu faturalara yönelik davalı tarafından yapılmış itiraza dair herhangi bir belge ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda Sayın Mahkemenin davacı lehine hüküm kurması halinde davacı şirketin 03.03.2025 takip tarihi ile cari hesaba bağlı olarak 130.832,14 TL'lik alacağının bulunduğu, davalı defterinin esas alınması halinde ise davacının 47.029,49 TL bakiye alacağının olduğu Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı). Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan faturaların sistem üzerinden usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiği, davalının işbu faturalara karşı herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi iade faturasının da düzenlenmemiş olduğu, her ne kadar faturaların yalnızca bir kısmının defterlerine kaydedilerek davalı defterlerinde 47.029,49 TL bakiye borç görünmekte ise de davalının sunmuş olduğu cevap ve borca itirazında ödeme iddiasında bulunduğu, işbu iddiasını ispatlar herhangi bir delil ibraz etmemiş olduğu hususu da dikkate alındığında ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış, davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan 130.832,14 TL faturadan kaynaklı asıl alacağının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 130.832,14 TL'nin %20'si oranında olan 26.166,43 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına, -Asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi işletilmesine, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı ola 130.832,14 TL'nin %20'si oranında olan 26.166,43 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 8.937,14TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 1.580,13 -TL harcın mahsubu ile eksik kalan 7.357,01-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 2.283,03-TL (başvurma, vekalet harçları, peşin harç) davetiye, posta gideri 135,00-TL, bilirkişi ücreti: 10.000,00-TL olmak üzere toplam: 12.418,03-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına. 7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır